Bilgi Köşesi

Ajax Operasyonu

Dünyanın pek çok farklı coğrafyasında çıkarları uğruna ülkeleri bölen, halkları birbirine düşüren İngiltere’nin en büyük operasyonu şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını deyim yerindeyse cetvelle bölerek yirmi kadar Orta Doğu ülkesi oluşturmasıydı. Nitekim İngiltere işler kendi isteği doğrultusunda gitmediğinde desteklediği tarafların karşısında olmaktan da hiçbir zaman imtina etmedi. Bu yazımızda anlatacağımız olayda İngiltere’yi destekleyen bir ülke daha var ki kendisi başka ülkelere “demokrasi” getirmekle ünlüdür. Fakat bu olayda öyle bir zıtlık bulunuyor ki ABD, İngiltere’ye siyasi bir darbe yapması için yardımda bulunuyor; ne kadar da demokratik(!). Diğer ismi 1953 İran Darbesi olan Ajax Operasyonu sizi şaşırtmayacak bir nedenden ötürü gerçekleşti: Petrol.

Bugün BP (British Petrols) olarak bildiğimiz şirket 1908 yılında Anglo-İran Petrol Şirketi olarak bir ortaklıkla kurulmuştu. İran’ın büyük bir petrol sahasını bulmasının ardından kurulan şirket elbette İngiltere’nin iştahını kabartmıştı. İran da muhtemelen bu denli büyük miktardaki petrolü kullanacağı donanımı tek başına elde edemeyeceğinden buna izin verdi. İşe bakın ki İngiliz devleti şirketin kuruluşundan tam 6 yıl sonra, 1914’te, şirketin %51’lik hissesini satın alır. Böylelikle İngiltere petrolün iplerini giderek daha fazla eline almaya başlar. Fakat bu operasyona ulaşana kadar elbette başka nedenler de bulunuyor. Operasyonu daha iyi anlayabilmek için gelin bu nedenlere genel hatlarıyla bir bakalım.

İran’da İngiltere tarafından petrol arama çalışmaları 1901 yılında başladı ve İran’a gelirlerin sadece %16’sı vaat edildi. İran anlaşmanın yapıldığı zamanlarda pek fazla seçeneği olmayan bir durumdaydı ve bir bakıma zorunluluktan böyle bir anlaşmayı kabul etti. Özellikle İngiltere’nin oldukça işine gelen bu durum uzun yıllar sürdü. Lakin adaletsizlik bir noktaya kadar dayanabildi ve bu durumdan duyduğu rahatsızlığı ilk dile getiren kişi dönemin bakanlarından Abdülhüseyin Timurtaş (Abdolhossein Teymourtash) oldu.

Timurtaş yıllar sonra petrol anlaşmasının şartlarını İran için daha adil hale getirmek için müzakerelere başladı. Yeni anlaşma için talep edilenler arasında daha çok kar, hisse faizlerinden pay isteği, petrolün tonu başına ek ödemeler ve yabancı şirketlere fazladan (aslında cüzi bir oran,%4) vergilendirme… Ancak İran’ın İngiltere karşısındaki ilk tehlikeli adımları ödeme talepleri değildi. Zira daha önemli şeyler de talep edildi: Taleplerden biri Anglo-İran Petrol Şirketi’nin (AIOC) Londra’da olduğu gibi Tahran’da da kayıtlı bir ofis açılmasıydı. Diğer talep ise petrolün münhasır taşınma yetkisinin İran hükümetine devredilmesiydi. Tabiri caizse uzun yıllardır meydanda serbestçe at koşturan İngiltere bu denetim isteklerini hoş karşılamadı.

Ayrıcalıklarından taviz vermeyi reddeden İngiltere talepleri reddederek olayları çıkmaza sürükleyerek müzakerelerin uluslararası sahaya taşıdı ve uzun yıllar devam etti. Bu yıllar boyu tahmin edersiniz ki İran petrol gelirlerinin çoğundan ve denetimden yoksundu. Bu çıkmaz Şah Rıza Pehlevi’nin otoriter tutumu sayesinde sonuca bağlandı; imtiyazlar kaldırıldı ve 1933’te bir başka anlaşma yapıldı lakin bu yeni anlaşma da çok adil olmamasına rağmen İran için daha yararlı olduğundan kabul edildi. Oysa bu yeni anlaşma kazançla birlikte başka kayıplara da zemin hazırladı. Şah, Timurtaş’ın milli görüşleri nedeniyle güç toplamasını istemediğinden görevden aldı, bu durum aynı zamanda kabinede de bir güvensizlik oluşmasına yol açtı. Belki de Şah’ın o adımları başka kayıplara sebep oldu.

1953 yılına doğru yaklaştıkça kabul edilen anlaşmanın başta görüldüğü gibi adil olmadığı anlaşıldı. Anlaşmanın şartlarının çoğu yerine getirilmedi hatta İngiltere’nin nüfuzunun bu anlaşmadan sonra daha da arttığı söylenebilir. Öyle ki AIOC tek başına İran’ın petrol sahalarının dörtte üçünü kontrol eder hale gelmişti. Tarihteki pek çok olayda gördüğümüz gibi adil olmayan düzenlere bir gün elbet çomak sokulur. Bu sefer İngiltere’nin kurduğu düzene başkaldıran kişi Muhammed Musaddık oldu. Musaddık’tan önceki başbakan Batı yanlısıydı, halkın milliyetçi yönelimlerine cevap vermedi ve isteklerine direndi.

Tüm bunların sonucunda da suikaste uğradı. Başbakan her ne kadar meclisin çoğunu mevcut durumun iyi olduğuna ikna etmiştiyse de kurşunun yankılanan sesi milliyetçilerin taleplerine karşı çıkılmasını bastırdı. Bunların ardından Musaddık özellikle anlaşmaların yabancılara ne kadar yararlı olduğu hususunu vurgulayarak, milliyetçi söylemlerle güç kazanmaya ve yükselmeye başladı ve sonunda başbakanlığa seçildi. Musaddık’ın en büyük isteği AIOC’nin kamulaştırılmasıydı.

Şirketin resmi olarak denetlenmesini istedi ve şirketin İran’ın petrol rezervleri üzerindeki kontrolünü sınırlamaya çalıştı. Bunların yanı sıra rafinerilerde çalışan işçilerin şartlarının iyileştirilmesi gibi isteklerde de bulundu. İran Parlamentosu da bunların ardından AIOC’nin kamulaştırılmasını öngören yasayı kabul etti. Şirketin İran hükûmeti ile işbirliği yapmayı reddetmesi üzerine, parlamento İran petrol endüstrisini millileştirmeye ve yabancı şirket temsilcilerini ülkeden ihraç etmeye karar verdi.

Parlamentonun bu kararından sonra Birleşik Krallık, İran’ı ekonomik olarak baskı altına almak için dünya çapında bir İran petrol boykotu başlattı. Başlangıçta Birleşik Krallık, daha sonra dünyanın en büyük rafinerisi olacak, İngiliz yapımı Abadan petrol rafinerisinin kontrolünü ele geçirmek için ordusunu seferber etti, ancak Başbakan Clement Attlee, İranlı ajanları Musaddık hükûmetinin altını oymak için kullanırken, ekonomik boykotu sıkılaştırmayı tercih etti. Ne yazık ki bu boykot Musaddık’ın elini oldukça bağladı ve İran halkı için her şey çekilmez bir hale geldi çünkü boykot hükümetin büyük gelir kaynağını ortadan kaldırdı ve İranlıları daha fakir ve dolayısıyla gün geçtikçe daha mutsuz hale getirdi.

İngiltere ve çeşitli ülkeler Musaddık’ı müzakerelerle ikna etmeye çalıştılarsa da, kararından vazgeçiremediler. Tüm diplomatik araçları deneyen İngiltere artık değişimi zorla getirmeye karar verdi: darbe… Hükümeti devirmeyi 1952 yılında planlamasına rağmen o yıl İngiliz diplomatik görevlilerinin ülkeden ihraç edilmesi nedeniyle gerçekleştiremedi ancak ABD’nin anti-komünist hissiyatına başarıyla başvurdu ve hem Musaddık hem de İran’ın istikrarsız olduğunu ve zayıfladıkları için komünist etki altına girme olasılıklarının yüksek olduğunu gösterdi. İran’ın düşmesi durumunda, İran petrol üretiminin ve rezervlerinin, Ortadoğu’nun diğer bölgelerinde olacağı gibi, komünist kontrol altına alınacağı iddia edildi. Lakin ABD’nin komünizmden çok millileştirme akımının yoğun çıkarlara ve kazançlara sahip olduğu Körfez bölgesine sıçramasından korktuğu aşikar.

1953’e gelindiğinde, hem ABD hem de Birleşik Krallık yeni, daha anti-komünist ve müdahaleci yönetimlere sahipti ve ABD artık İran’a müdahaleye karşı çıkmadı üstüne CIA aracılığıyla destekledi. Musaddık karşıtı plan, CIA tarafından “Operasyon Ajax” kod adı altında ve SIS (MI6) tarafından “Kovma Operasyonu” adıyla düzenlendi. Ağustos ayında, CIA politikacılara, askerlere, çetelere ve gazetelere rüşvet vererek İngiliz büyükelçiliği ve gizli servisinden aldığı bilgilerle, Şah’a (Rıza Pehlevi’nin oğlu) Musaddık’ı uzaklaştırmak için bahane veren bir isyan düzenletti. Şah, demokratik olarak seçilmiş Musaddık’ı iktidardan zorla kaldıran bir ferman yayınladı. General Fazlollah Zahedi, tankları Musaddık’ın ikametgahına götürdü ve onu tutukladı. 21 Aralık 1953’te Musaddık, savcıların talep ettiği ölüm cezasının çok altında bir cezayla askeri hapishanede üç yıl hücre hapsine mahkum edildi. Daha sonra 5 Mart 1967’deki ölümüne kadar Ahmedabad’daki evinde ev hapsinde tutuldu.

Ajax Operasyonu bize son zamanlarda sıklıkla kullanılan “dış güçler” yakıştırmasının zaman zaman Orta Doğu’daki pek çok olayın arkasında olduğunu gösteriyor. Fakat CIA bu operasyonun sorumluluğunu tam 60 yıl sonra kabul etti. Kim bilir bu coğrafya halkları için daha ne sürprizler saklıyor. Dahası 1953 yılındaki bu darbe ülkedeki milliyetçilik, sosyalizm ve liberalizm gibi akımları yok etmişti. Yerine ise tek bir fikir gelmişti: radikal İslam. Nitekim her geçen gün daha fazla güçlenen köktendinci görüşler 1979 yılında İslam Devrimi’nin yapılmasına neden olacak ve bu coğrafyayı bir kez daha tepetaklak edecekti… Başka bir yazımızda bu devrimi de sizlere anlatacağız ve kafanızda kabataslak bir İran Tarihi oluşmasına naçizane bir katkı sağlamış olacağız. Konuya ilgili bir okur iseniz ileri düzeyde okuma yapmak için Ervand Abrahamian’ın kaleme aldığı Modern İran Tarihi isimli kitaba göz atabilirsiniz.

Daha Fazla İçerik İçin:

http://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz