Bilgi Köşesi

Dikilitaşların Gizemi

Neden Dünyanın Her Yerinde Dikilitaşlar Var?

“Onlar doğdukları yerden uzaklara gittiler ve kendilerini meydana getiren büyük uygarlığın somut temsilcileri oldular”

Londra, Paris, New York, İstanbul, Kahire… İlk bakışta bu şehirlerin ortak noktasını bulmaya çalışırsak büyük ihtimalle başarısız olacağız. Her biri dünyanın bir ucunda olan bu şehirlerin en ünlü yerlerine gidersek bizi hep ince uzun anıtlar karşılayacak: Dikilitaşlar.

Sizce bu şehirlerin en dikkat çeken noktalarında bulunmaları bir tesadüf mü yoksa birileri özel olarak mı planladı dersiniz?


Zaman zaman komplo teorilerine dahi alet edilen dikilitaşların gizemli göründüklerini itiraf etmek gerekir. Dikilitaşların anavatanı olan Mısır’da günümüze ulaşan dikilitaşların çok daha ihtişamlı olanları bulunuyor. Dikilitaşlar Mısır’da yaygın olarak kullanılan sembolik anıtlardandı. Bu anıtlar, güneş tanrısı Ra’yı yüceltmek için yapılmıştı. İnsanları koruduğu ve Mısırlı hükümdarlara zaferler verdiği için ona şükretmek, ayrıca onayını almak ve istekte bulunmak amacıyla dikilmişlerdi. Bu dikilitaşlara günümüzde bile Mısır’daki tapınakların girişinde rastlamak mümkün.

Dikilitaşların yapımına baktığımızda yapımlarının da oldukça zahmetli olduğu görülebilir. Mısır’daki dikilitaşlar genellikle Asvan bölgesinde bulunan kırmızı granitten yapılırlar ve uçları gümüş ya da altınla kaplanırdı. Tek parça halinde yontulduklarından taşıması ve dikilmesi günler sürerdi. Ayrıca ilk örneklerde dikilitaşın yapılış amacı da hiyeroglif şeklinde taşın üzerine kazınsa da sonradan bu gelenek ortadan kalktı. Mısır’dan günümüze ulaşmış yirmi yedi tane dikilitaş ve Asvan’da yontulması tamamlanmamış bir dikilitaş bulunmakta. Günümüze ulaşmış en eski dikilitaş halen Kahire’de bulunuyor. Dikilitaşlar Antik Mısır mimarisinin vazgeçilmez motiflerinden olmalarına rağmen günümüzde Roma’da Mısır’dan daha fazla sayıda dikilitaş bulunuyor.

Peki ne oldu da bu dikilitaşlar Mısır’ın çöllerinden uzak coğrafyalara yolculuk ettiler?

Bu sorunun cevabı tarihsel sürece bakıldığında şaşırtıcılığını kaybediyor. Her şey M.Ö. 30 yılında Mısır’ın Roma İmparatorluğu’nun bir eyaleti olmasıyla başladı. Bazı Roma imparatorları başkentlerini azametli anıtlarla süslemek istemeleriyle dikilitaşların başka topraklara yolculuğu başlamış oldu çünkü dikilitaşlar dönemlerine göre azımsanmayacak yüksekliklere sahiplerdi. Bu nedenle kimi zaman sadece dikilitaş nakliyesi için özel gemiler inşa ettirildiği dahi olmuştur. Bugün Sultanahmet Meydanı’nda yükselen ve İstanbul’un en eski anıtlarından biri olan dikilitaş Mısır firavunu III. Thutmosis tarafından MÖ 15. yüzyılda yaptırılmış ve Karnak Tapınağı’nın güneyine dikilmişti. Roma imparatoru II. Constantinus MS 357 yılında dikilitaşı Nil Nehri üzerinden İskenderiye şehrine getirtti. Kimi rivayetlere göre amacı onu İstanbul’a götürmek olsa da dikilitaşı İstanbul’a Roma imparatoru I.Theodosius MS 390 yılında İskenderiye’den getirtmiş ve bugünkü yerine dikmiştir. Dikilitaşın dört cephesinde hiyerogliflerle yapılış amacı anlatılmaktadır.

İstanbul’daki bu dikilitaşın pek çok benzeri de Roma’ya götürülüp dikildi. Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle beraber yağmalar sonucu Roma’daki birçok dikilitaş Avrupa kentlerine yayıldı. Örneğin uzun ve ince şekilleri nedeniyle “Kleopatra’nın İğneleri” olarak adlandırılmış (Ünlü Kleopatra ile bağlantıları yoktur) ikili dikilitaşların aynı çiftten olanları Londra ve New York’ta bulunmakta. Hatta Londra’daki 1819 yılında Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından Birleşik Krallık’a hediye edilmiştir. Aynı şekilde New York’taki diğer dikilitaş da Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından gönderilmiştir. Paris’te bulunan dikilitaş da “Kleopatra’nın İğnesi” olarak anılsa da aslında farklı bir dikilitaş olan Luxor Dikilitaşı’dır. Bu yanılgı söz konusu dikilitaşın ilk başta New York’ta bulunanın Fransa’da olmasından kaynaklanmıştır. Mısır ve Roma dikilitaşlarından başka Asur ve Aksum (Etiyopya topraklarında kurulmuş antik bir uygarlık) dikilitaşları da mevcut. Bu antik dikilitaşlar dışında sonradan dikilmiş pek çok farklı dikilitaş da bulunuyor. Bunlardan en ünlüsü ve bir dönem dünyanın en yüksek yapılarından biri olmuş dikilitaş ABD’deki Washington Anıtı’dır.

Tüm bu bilgilere baktığımızda dikilitaşların yaygınlığının gizemli bir yanı olmadığını bazı siyasi nedenler, fakat daha çok kültürel bir simge olmasından kaynaklandığını anlıyoruz. En azından günümüzde ulaşılan bilgilere göre herhangi başka bir amaçları olmadığını biliyoruz. Kim bilir belki gelecekteki arkeolojik kazıların birinde dikilitaşların yeni bir anlamını keşfederiz.

http://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz