Bilgi Köşesi

Orhun Yazıtları

Türk tarihindeki ilk yazılı kaynaklar, II. Göktürk(Kutluk) Devleti döneminde dikilen ve günümüzde Moğolistan devletinin topraklarında bulunan Orhun Yazıtları’dır. Göktürk Yazıtları, Orhun Kitabeleri veya Bengü Taşlar olarak da adlandırılan kitabeler, günümüzde Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile II. Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır.

Bir adı da Bengü Taş olmasının sebebi Bengü Taşın ebedi ve sonsuz taş anlamına geldiği içindir. Devletin ileri gelenlerinin ve kağanların ölümünden sonra, onlar adına bir anıt yaptırmak, Göktürkler’de bir gelenek halini almıştır. Dikilen yazıtların üzerine kağanlar istediklerini yazdırmış, Türk milletinin de yazıtlardaki yazanlara göre hareket etmesini istemiştir. Kağanlar, yazıtların üzerine yazılan yazıların sonsuza kadar taşlar üzerinde kalacağını ve Türk milletinin ebediyen bunlardan ders alacağını düşünmüşlerdir. Göktürklerin başlattığı bu geleneği Uygurlar da devam ettirmişlerdir.

Orhun Yazıtları, Göktürklerin ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma, Türk adının geçtiği ilk yazılı belgedir. Bir kavmi millet yapabilecek eserlerden oluşan yazıtlar, Türk ordusunun kuruluş yılını seneler öncesinde olduğunu kanıtlayan bir belge niteliğindedir. Ayrıca yazılı Türk Edebiyatı’nın ilk eserleridir. Yazıtların yazarı ise günümüzde kimi kaynaklar tarafından ilk Türk tarihçi olarak nitelenen Yolluğ Tigin’dir. Yolluğ Tigin aynı zamanda babası Bilge Kağan zehirlenince tahta çıkmış ve ortalama 8 yıl boyunca devleti yönetmiştir.

Yazıtlar Doğu Göktürk tarihiyle ilgili bilgiler içerir. Türk devlet anlayışını söylev türüyle anlatan ilk belgedir. Ayrıca Orhun Yazıtları tarihimizdeki ilk siyasetnamedir. Türk tarihi, Türk toplumunun yaşam biçimi ve dünya görüşüyle ilgili bilgiler verir. Yazıtların bazı yüzü Orhun alfabesi ile bazı yüzleri ise Çin alfabesi ile yazılmıştır. Bu alfabelerle yazılan yazıların günümüze sağlam şekilde ulaşan kısmını, 1893 yılında Wilhelm Thomsen çözmüştür. Danimarkalı dilbilimci Thomsen’in metinleri çözmesinde ayrıca ünlü Türkolog Wilhelm Radloff’un da yardımları dokunmuştur. Şimdi dikilen bu anıtlara göz atalım. Sahi kimlerin adına dikilmişlerdi?

Tonyukuk Anıtı

Bilge Tonyukuk adına yazılmış ve onun emriyle 724-726 yılları arasında dikilmiş olan bu anıtta Türk milletinin Çin devletinin sınırları içinde tutsaklık hayatlarından kurtuluşu ve İlteriş Kağan zamanında Göktürklerin Oğuzlarla, Kırgızlarla ve Çinlilerle yaptığı savaşlar anlatılmaktadır. Bu anlatılan savaşlarda Bilge Tonyukuk’un aldığı rolden özellikle bahsedilmektedir.

Bilge Tonyukuk, başvezirlik ve başkumandanlık yapmış olan Göktürklerin büyük siyasetçisidir. Vezirlik yaptığı süre boyunca Göktürk Devletinin politikasına uzun zaman yön vermiş, akıllı ve oldukça da hikmet sahibi bir devlet adamıdır. Yer yer Atatürk ile beraber Türk tarihinin en akil ismi olarak gösterilmiştir. Ayrıca bu başarılı devlet adamı, Türk edebiyatında hatıra türü yazıların ilk temsilcisi olarak geçmektedir.

Bilge Tonyukuk Anıtı iki parça halindedir. Bu parçalardaki yazılarda kendi içinde bulunduğu olayları, sade ve sanatsız bir şekilde yani halk diliyle anlatmıştır. Gerçekleşen olayları sözü uzatmadan, bilmemiz gereken ana çizgileriyle vermiş; yeri geldiğinde de bu yazıları okuyan Türk milletinin yaşananlardan ders çıkarması için bazı öğütlerde bulunmuştur. Yazıtlardaki bazı yerlerde deyimlere ve bizim günümüzde atasözü diye isimlendirdiğimiz sözler de bulunmaktadır.

Kül Tigin ve Bilge Kağan Anıtları

Bilge Kağan ve Türk kağanı Kül Tigin için dikilen anıtların üzerindeki yazan yazıların çoğu günümüze kadar maalesef tahrip olduğundan birçoğu silinmiştir. Çok azı ve parça parça kalan yazılardan elde edilen bilgilere göre, 732 yılında Yollug Tigin tarafından Türk kağanı Kül Tigin için bir anıt dikilmiştir. Bu anıtta kağan Kül Tigin’in ölümünü ve ölümünden sonra adına düzenlenen yas töreni anlatılmıştır.

735 yılında ise Bilge Kağan’ın yiğitliklerini ve Türk milletine iletmek istediği mesajları konu alan bir anıt daha dikilmiştir. Bu anıtta Bilge Kağanın ağzından Göktürk devletinin nasıl büyüdüğü anlatılmaktadır.

Bilge Kağan Anıtının Doğu Cephesinden Bir Kesit

Biriye Tabgaç budun yağı ermiş. Yırıya Baz Kağan Tokuz Oğuz budun yağı ermiş. Kırkız Kunkan Otuz Tatar Kıtany Tatabı kop yağı ermiş. Kangım kağan bunca… Kırk artukı yiti yolı sülemiş, yigirmiş süngüş süngüşmiş. Tengri yarlıkaduk üçün illigig ilsiretmiş, kaganlıgıg kagansıratmış, yagıg baz kılmış, tizligig sökürmiş, başlıgıg yükündürmiş. Kangım kağan anca ilig törüg kazganıp uça barmış.Güneyde Çin milleti düşman imiş, Kuzeyde Baz Kağan. Dokuz Oğuz kavmi düşman imiş. Kırgız, Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı hep düşman imiş. Babam kağan bunca… Kırk yedi defa ordu sevk etmiş, yirmi savaş yapmış. Tanrı lütfettiği için illiyi ilsizletmiş, kağanlıyı kağansızlatmış, düşmanı tâbi kılmış, dizliye diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş. Babam Kağan öylece ili, töreyi kazanıp, uçup gitmiş.

Dili muazzam olan bu metnin tamamını okumak için Prof. Dr. Muharrem Ergin Hoca’nın yayına hazırladığı “Orhun Abideleri” isimli eseri edinmenizi muhakkak tavsiye ederiz. Çünkü bu yazıtlar Türk varlığının bir vesikasıdır.



Daha Fazla İçerik İçin:

http://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz