Bilgi Köşesi

Tiananmen Katliamı

İnsanoğlu olarak dünya tarihinde meydana gelen, iyi veya kötü birçok olayın içinde yer aldık. Fakat hiçbir iyi olay, kötü olaylar kadar net bir şekilde işlenmedi zihnimizin görünmez perdesine. Çünkü insanoğluyduk ve bu bizim doğamızda vardı.

Zihnimize yazılan bu kötü olayların içindeydik daima, yaratıcısıydık bazen ya da karşı çıkanı, ölüm pahasına da olsa savunucusuyduk ve sırtımızı dönüp gittiğimizde bile meydana gelen bu olayların içindeydik daima…

Savaş Dönemlerinde yapılan akıl almaz deneylerden tutun da ırkçılığa kadar birçok film ve olayı inceleyip anlattık bu mecrada. Yine böyle akıl almaz, sonuçları sır gibi saklanan ve sadece meydana geldiği kendi ülkesinde değil dünyayı da sarsan bir olayı daha konu etmek istedik.

Anlatacağımız bu olay da birçoğu gibi, hükümet tarafından üstü örtülmeye değil direkt olarak hiç yaşanılmamış olduğuna inandırılmaya çalışıldı.

Gözlerimizle gördüklerimiz ya da kulaklarımızla duyduklarımız nasıl olur da bir kenara fırlatılırdı?

Sahiden yapılmaya çalışıldı bunlar ve Tiananmen Katliamı buna verilebilecek en iyi örneklerden yalnızca biri…

Bundan tam olarak 31 yıl öncesine gidelim o halde, zaman kavramı bu tarz olaylarda işlevini tamamen yitiriyor ve sanki dün yaşanmış gibisinden bir etki bırakıyor bizlerde.

31 yıl öncesi Çin’in Tiananmen Meydanında gerçekleşmişti bu feci katliam. İsmini de bu meydandan aldı haliyle: Tiananmen Katliamı!

1980’li yıllarda Çin’in ekonomik krize girmişti. Hemen ardından enflasyon %30 arttırıldı bunun da üstüne iktidarda olan Komünist Partisi insan haklarını ihlal etmeye başladı. Halka baskı uygulamasını da eklersek artık halk için bu durum dayanılmaz olmuştu.

Yolsuzluk, adam kayırma, adaletsizlik, şiddet… Ve bunun gibi sayılabilecek daha pek çok insan haklarına aykırı kavram fiilen gerçekleşiyordu. Fakat fitili ateşlenmesi ve bardağın taşması için hala yaşanacak olaylar vardı. Komünist Parti’nin reformcu lideri olarak tanınan Hu Yaobang’ın önce partiden ihraç edilip daha sonra da öldürülmesi o bardağın taşmasına sebep olan son damlaydı.

Demokrasi taraftarı eylemci halk günlerce Pekin’in Tiananmen Meydanı’nda toplanıp, adalet ve özgürlük gibi mahrum kaldıkları hakları isteyip reform talebinde bulundular.

Halk… İşçi, avukat, doktor, genç, yaşlı, öğrenci, zengin, fakir… Gerçekten bir halk dayanışması vardı. Öğrenci kesimin başında olan bu grup ne istediğini bilinçli bir şekilde bilen ve isteyen insanlardı. Bir milyon kişinin üzerinde olduğu düşünülen bu eylemde öğrenciler tarafından Komünist Lider Mao Zedong’un heykeli karşısına Demokrasi Tanrıça’sının heykeli dikilmişti. 29 Mayıs gecesi meydana 4 parça halinde getirilen bu heykel ancak 16 saatin sonunda bir bütün halini alabilmişti. 3 günde, büyük bir emekle yapılan bu heykel yıllar boyu kalacak dayanıklılığa sahip değildi. Fakat o gün meydana dikilirken aynı zamanda insanların gönlüne de dikilmişti. Heykel 5 gün sergileyebildi o güçlü görüntüsünü ve 4 Haziran günü yere devrilip tankların kurbanı oldu. Paramparça edilmişti. Fakat artık bu heykelin manevi varlığını ortadan silip atmak mümkün değildi.

Bugün hala ABD, Kanada, Tayvan ve Avustralya gibi güçlü devletlerde heykelin benzerleri meydanlarda varlığını koruyor. Amerika’daki “Özgürlük Heykeli’”nden esinlenilerek yapılan bu heykelin tek farklı noktası meşaleyi iki eliyle birden tutuyor olmasıdır.

Bu büyük mücadele kısa sürede 400’den fazla şehre yayılmış ve başlarda buna karışmayan yönetim, 20 Mayıs 1989 yılında sıkıyönetim ilan edip, halkın isteklerinin gerçekleşmesinin mümkün olmayacağını belirten bir duyuru yapmıştı. Meydanlarda belirli sürelerle duran öğrenciler artık evlerinin yolunu unutmuş ve geceler boyu süren bu direniş dozunu artırarak devam etmişti.

Hükümet, belgelerde kendini haklı çıkarmak adına “Devrim Karşıtı İsyan” adı altında bir gerekçe sunup 4 Haziran 1989 sabahı, 200 askerlik bir orduyu tanklarla birlikte meydanda bulunan halkın üzerine salmıştı.

Çapraz ateş, adı verilen bir sistemle gözleri kırpmadan vurulmaya başlanan halk savunmasızdı ama çok cesurdu.

Katliam günü herkes çok cesurdu ama biri vardı ki kameralara, insanının tüylerini ürperten görüntüleriyle yakalanmıştı: ‘’Meçhul Asi’’ ya da ‘’Tank Adam’’

20. yüzyılın en cesur sembollerinden biri haline gelmiş ‘’Meçhul Asi’’ tek başına korkusuzca bir tankın önünü kesmesiyle kazınmıştı o katliam gününde insanların zihnine. Tankın üzerine çıkıp askerlerle konuşan ‘’Meçhul Asi’’ iki arkadaşı tarafından tankların önünden uzaklaştırılırken son kez görülmüştü. Kimilerince Tayvan’a kaçtığı kimilerince de hükümet tarafından idam edildiği söylense de bu cesur adamın akıbeti o günle birlikte tarihin bilinmeyen sayfalarına karıştı.

3 ila 10 bin arasında kişinin öldüğü düşünülen bu katliamda Çin hükümeti, belgelerinde ölü sayısını 23 olarak belirtmişti. Oysaki o gün, orada bulunan, görgü tanıkları ve gazetecilerin söylemlerine göre gerçek kurşunla durmaksızın ateş saçılmış ve tanklar insanların üstüne sürülmüştü.

Milyonlarca insanın olduğu bu katliamda ölü sayısı sahiden 23 müydü?

Ancak 2017 yılında kamuoyuna açılan ve İngiliz Büyük Elçisi Sir Alan Donald’ın diplomatik belgelerine göre ölü sayısı 10 bin olarak gösterilmişti.

Eylemcilerin sağ kalan büyük bir kısmı uzun yıllar sürecek hapis cezalarına çarptırılırken birçoğundan bir daha haber alınamamış, kaçabilen yurt dışına kaçmış ve Komünist Parti içerisindeki demokrasi taraftarı kesim de susturulmuştu.

Yıllar geçmiş olmasına rağmen bugün hala Çin Hükümetinin bu olayla ilgili yorum yapmaktan kaçındığı aşikâr. Sadece yorum yapmaktan kaçınmıyor, halka büyük bir baskı uygulayıp, anma günlerinde bile büyük bir güvenlik önlemiyle Tiananmen Meydanı’nda halktan önce ordularını hazır bulunduruyorlar.

4 Haziran günü meydanda kuş uçurtmayan bu hükümet içinde ‘’Tiananmen’’ kelimesinin geçtiği her türlü yazı, bilgi ve mesajları da sansürleyip bir de üstüne o günü yıl, ay ve gün olarak anımsatacak olan 89, 64 ya da 64, 89 rakamlarıyla yapılacak olan para transferini de yasaklamış durumda.

Çin hükümeti her ne kadar yaptıkları bu katliamı zamanla sineye çekmek istemiş olsa da her yıl 4 Haziran günü, halk ölen yakınlarını anmaya devam ediyor.

Katliamın, Çin Hükümetini geliştirdiğini ve politik yönde bilinçlendirdiğini düşünenler olsa da tahmin edileceği gibi bu düşünceye sahip olan yine hükümetin ta kendisi aslında.

Fakat eylemi gerçekleştiren, eylemi savunan bu uğurda can veren, yine bu uğurda yakınlarını kaybeden halk için bu konu Çin Devlet tarihinde kapanmayacak olan bir yaradan başka bir şey değildir.

Bunun gibi pek çok özgürlük ve demokrasi dayanışmasının, susmaya niyeti olmayan insanlar olduğu sürece devam edeceği gerçeği de bariz ortadadır.

Çünkü Albert Camus’un da dediği gibi: “Özgürlük, tarihin kaybolmayan tek değeridir”

Daha Fazla İçerik İçin:

http://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Konu İle İlgili Videolar:

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz