Bilgi Köşesi

Uruguay Uçak Kazası

12 Ekim 1972 Cuma, Uruguay Hava Kuvvetleri 571 sayılı uçuş seferi…

Tarihin bilinen en korkutucu uçak seferi için kemerleri bağlayın! Bugün sizlere insanlık dramını gözler önüne seren ilginç bir olayı anlatacağız…

Tarih 12 Ekim 1972, günlerden cumaydı. Uruguay’ın Old Christians isimli Ragbi takımı, o gün, Şili’nin Santiago şehrinde gerçekleşecek olan karşılaşma için yola çıkmıştı. Carrasco Uluslararası Havaalanından kalkacak olan uçak, yaklaşık olarak 45 kişiyi taşıyordu. Yolculuğunu gerçekleştirdiği günün akşamında, aniden bastıran fırtına yüzünden uçak geceyi Arjantin’in Mendoza şehrinde geçirmek zorunda kaldı. Hava koşullarının düzelmesinden hemen sonra yani, 13 Ekim günü, öğlen vakitlerinde, 571 uçuş seferli uçak, takımı karşılaşmaya götürmek için yeniden havalandı.

12 Ekim 1972, Uçağın havalanmadan önceki son hali.

Uçağın rotası belliydi ve bunun için And Dağları üzerinden geçmesi gerekiyordu. Çetin hava koşulları, uçağın bir gece beklemesine karşın hala tam olarak düzelmiş değildi fakat karşılaşma için uçağın yoluna devam etmesi de şarttı. 4000 metreden fazla bir rakımı olan dağların bulunduğu yerde uçak, alçak seyrediyordu ve kulağa çılgınca gelen bu ilerlemenin sonu elbette iyi olmayacaktı.

Felaket ilk önce sağ kanadın kopmasıyla başladı. Kopan kanadın geriye doğru savrularak kuyruk bölümünde büyük bir delik açmasıyla da ikiye katlandı. Peşi sıra gelen felaketlerin ardı arkası kesilmedi ve pilotların kontrolü kaybetmesiyle birlikte sol kanatta yerinden koparak uçağın ilk önce dik bir yamaca çakılmasına daha sonra çakıldığı kayadan kayarak bir kar yığının içinde gömülmesine neden oldu. Uçak gerçekleştirdiği hazin sonla birlikte, sonunda sabit bir noktada durabildi.

45 kişiyi taşıyan uçak, kaza esnasında 12 kişinin ölümüne sebep oldu. Ağır ve ciddi yaralanmalardan ötürü, ertesi güne kalmadan 5 kişi daha hayatını kaybetti ve geriye bir şekilde sağ kalabilen 27 kişiden 8’i ise on altıncı günde gerçekleşen büyük bir çığ düşmesi sonucu hayatını kaybetti.

Soğuk, açlık, yaralanmalar… Geriye kalan 16 kişi nasıl sağ kalabildi dersiniz? Tıbbi araç-gereç imkânı sıfırdı fakat uçakta iki tıp öğrencisinin bulunması bir mucizeydi. Uçak enkazından elde edebildikleri birtakım alet edevatlarla yara ve kırıklara müdahale etmeye çalıştılar. Başarılı da oldular aksi halde yaraların daha kötüye gitmesi ve daha çok can kaybının meydana gelmesi an meselesiydi.

Üç ülkenin bir olarak gerçekleştirdiği arama kurtarma çalışmaları çoğu zaman sonuçsuz kaldı çünkü karla kaplı dağların arasında büyük bir kar kütlesine gömülen uçağın beyaz oluşu, havadan gerçekleşecek olan arama kurtarma çalışmalarını çoğu zaman sonuçsuz bırakıyordu. 16 kişinin çektiği zorlukları tahmin etmek çok zor, uçağın izolasyon malzemelerini kullanarak kendilerine battaniye yaparak her gece üç veya dörder kişilik gruplar halinde uyuyorlardı. Fakat şunu net bir şekilde söyleyebiliriz ki geriye sağ kalan bu 16 kişi için uyku veya soğuk, açlığın yanında hiçbir anlam ifade etmiyordu.

Başta uçakta bulunan erzak daha sonra yanlarında getirdikleri bisküvi, kraker ve çikolata tarzı atıştırmalıklarla karınlarını doyuran on altı kişi için zamanla açlık meselesi baş edilemez bir hale geldi. Sonuç olarak ellerindeki tüm erzaklar zaman içerisinde tükendi ve 50. küsür güne gelindiğinde hayatlarının belki de en zor karalarını verme vakitlerinin geldiklerini anladılar.

Vücutlarının gerekli ısıyı sağlayabilmesi, hayatta kalabilecek enerjiyi kendilerinde bulabilmeleri için yiyebildikleri tek şey erzakları bitince kar olmuştu. Etrafta herhangi bir bitki örtüsü veya yabani hayvanın olmayışı, onları insanın aklına durgunluk getiren, çaresizliğin resmedildiği bir fikre yönlendirdi.

Ölen arkadaşlarının cesetlerini yemek…

Kulağa çılgınca, zalimce ve hatta iğrenç gelen bu fikrin ardında çaresizliğin insanları nelere sürükleyebileceği gizliydi… Ölenlerin kimisi, sağ kalanların ya sınıf arkadaşı ya dostuydu ve bu kararı vermek açlıkla geçen birkaç günlerini daha almıştı. Başta bu fikre karşı çıkanlar, geçen süre zarfında mecburen kabul etmek zorunda kalıp fikirlerini değiştirdiler.

Umut tükenmiş değildi. Uçağın radyosunda kendileri için yapılan arama kurtarma çalışmalarını sürekli olarak takip ediyor ve umutlu bekleyişlerini sürdürüyorlardı. Ta ki arama kurtarma çalışmalarının sonuçsuz kalıp, durdurulmasına kadar. Umutsuz bekleyişlerini, arkadaşlarının cesetlerini yiyerek sürdürmeye devam ettiler.  Bu bekleyiş 61. güne kadar devam etti.

Yapabilecekleri tek şeyin batıya doğru, dağları aşmak olduğunu düşündüklerinde tarihler 12 Aralık 1972’yi gösteriyordu. Ekipten 2 kişi dağları tırmanmaya başlayarak günler sonra karsız bir zemine ulaştılar. Dokuzuncu günün sonunda, birilerini bulma umuduyla yürüyüşlerine devam ederlerken üç köylüyle karşılaşıp onlardan yardım istediler.

70. Günde kurtulan bu iki kişiden, geriye kalan kazazedeler, kurtulduklarının haberini uçağın radyosundan aldılar. 71. günde kalan altısı, 72. günde ise artık ekibin tamamı helikopterle kurtarılmıştı.

Kazazedeler, Santiago’daki hastanelerde soğuk çarpması, dehidratasyon, iskorbüt, kırık, çıkık ve kötü beslenme gibi sebeplerden ötürü tedavi altına alındılar. Kazazedeler 72 gün boyunca yaşadıklarının tamamını anlatamayacak kadar kötü bir durumdaydılar, özellikle açlıklarını gidermek için arkadaşlarını cesetlerini yediklerini sadece ailelerine anlatmayı planlamışlardı.  Fakat kaza yerine akın eden gazetecilerin yayımladıkları fotoğraflar tüm dehşeti gözler önüne serer nitelikteydi. Basına sızdırılan ve uluslararası alanda büyük bir tepki toplayan o resimlere karşılık, ölen kişilerin yakınları tarafından gelen destek mesajlarıyla tepkiler bir nebze olsun bastırıldı.

Ölen kişilerin yakınları, sağ kalan kazazedelerin hayatta kalabilmeleri için yaptıkları şeyi anladıklarını ve kabul ettiklerini tüm kamuoyuna bildirdiler. Buna rağmen basın bunun bir yamyamlık vakası olarak anmaktan geri durmadı.

Aslında yaptıkları şey yamyamlıktan çok uzaktı. Tek çareleri hayatta kalabilmekti. 72 gün boyunca bunu bir şekilde başardılar ve bu hazin olay tarihin en korkutucu uçak kazası olarak adından bugün bile söz ettirir oldu.

O halde yazımızı noktalarken sorulması gereken şu dehşet soruyu sizlere soralım:

Aynı durumda siz olsaydınız, hayatta kalabilmek uğruna bir yakınızın veya arkadaşınızın cesedini yer miydiniz?

Daha Fazla İçerik İçin:

http://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz