Biyografiler

İbn Rüşd

Bugün kalemimizi bir Endülüslü için elimize alıyoruz.
O ki İslam felsefesinin en büyük isimlerinden birisi…
O ki Aristoteles’i dünyaya tanıtan kişi…
O ki Batı felsefesini derinden etkilemiş bir filozof…
O bir hukukçu, bir doktor ama en önemlisi ilme duyduğu aşk dinmek bilmeyen bir ilim adamı.

“Kim bu Armadillo?”

Bu isim İbn Rüşd’ün ta kendisi.

1126 yılında Endülüs’te doğduğunda bölgeye uzun zamandır İslam kültürü hakimdi. Emeviler devrinden beri İspanya Müslümanların hakimiyeti altında olduğundan İbn Rüşd de İslam’ın kök saldığı bir ortamda yetişti. Babası da dedesi de kadıydı. Bu sebeple devlet terbiyesi alıp dönemin ünlü hocalarının derslerine girme şansı elde etmişti. Aldığı eğitim iyiydi ama onun içindeki ateş o denli kuvvetli yanıyordu ki aldığı hiçbir eğitimle yetinmiyordu. Tüm gecesini okumaya ve öğrenmeye adıyordu…

Başlangıçta hayatı pozitif bilimler üzerine kuruluydu. Tıp ve astronomi ile yakından ilgileniyor ve eserler kaleme alıyordu. Fakat her zaman dediğimiz gibi genellikle bizim planlarımıza karşılık kaderin de bir planı vardır ve çoğunlukla kader kazanır. İbn Rüşd’ün dönüm noktası ise şöyle gerçekleşmiştir. Dönemin sultanı ile filozof İbn Tufeyl’in arası baya iyidir. Okumaya ve araştırmaya oldukça meraklı olan sultan Aristoteles’i okuyup anlayamayınca İbn Tufeyl’den kendisine yardımcı olmasını ister. İbn Tufeyl ise bu görev için oldukça yaşlı olduğunu öne sürerek sultana İbn Rüşd’ü tavsiye eder. Bu vesile ile sultan ile tanışan ve saray çevresi tarafından çok sevilen İbn Rüşd’ün ilgi alanı felsefeye ve daha da özel manada Aristoteles’e kaymaya başlar.

Aristoteles’in neredeyse tüm eserlerine şerh yazan (şerh yazmak kitabı yorumlayarak açıklamak demektir) İbn Rüşd bir anda büyük bir popülarite kazanır. Tüm ilim dünyası Aristoteles’i anlamak için İbn Rüşd’ün eserlerini inceler. Hatta bir noktadan sonra batıda İbn Rüşdçülük hareketi başlar ve İbn Rüşd’ün taraftarları Paris başta olmak üzere neredeyse tüm Avrupa’yı çepeçevre kuşatır. Bu arada belirtelim, İbn Rüşd batıda Averroes olarak tanınmaktadır ve onun takipçilerinin başlattığı harekete de Averroism ismi verilmiştir. Uluslararası literatürde bu şekilde kullanılmaktadır.

Samimi bir Müslüman olan İbn Rüşd aynı zamanda akılcıdır ve hayatı boyunca akıl ve dinin çatışmadığını aksine uyuştuğunu iddia etmiştir. Onun en popüler düşüncesi buydu, felsefe ve din sütkardeştir demiştir. Aynı gerçekliklere yol alan iki farklı yol gibi betimlemiştir cümlelerinde. İşte onun bu düşünceleri Hıristiyanlığa da sirayet etmiş ve asıl takipçileri Müslüman dünyasından değil Latin dünyasından çıkmıştır. Örneğin bu takipçilerden birisi olan Siger de Brabant kilise tarafından suikast sonucu öldürülmüştür. “Neden?” diye bir soru mu takıldı aklınıza? Hemen cevaplayalım. O devirlerde kilise baskın unsur olduğundan hayatın sorgulanmasını sevmiyordu. Kendi öğretilerine ters düşen her düşünceyi yasaklıyorlardı. Bu sebeple 1277 yılında bir bildiri yayımlanmıştı. Bu bildiri Aristoteles ve dolayısıyla İbn Rüşd’ün fikirlerini paylaşan herkes uyarılmıştı. Bu yasağa uymayan Siger de Brabant gibi isimler de ya öldürülmüş ya sürgün edilmiş ya da aforoz edilmişlerdir. Kimi de kendi isteğiyle kaçmıştır.

İbn Rüşd’ün de bir dönem sonra Endülüs’te sultanla arası bozulmuştu. Bunun nedeni dönemin önde gelen din alimlerinin İbn Rüşd’e sürekli iftira atması ve onun kuyusunu kazmasıydı. Çünkü sorgulayan bu isim radikal Müslümanları da rahatsız ediyordu. Nihayetinde sultanın kanına girmişler ve İbn Rüşd’ün sürgün edilmesine neden olmuşlardır. Sürgünden sonra her ne kadar yuvasına dönse de çok kısa süre sonra vefat etmiştir.

Şimdi biraz onun kişisel özelliklerini anlatalım. Öyle ki bu özelliklerinin size ilham vereceğinden neredeyse eminiz. Örneğin, tüm gece boyunca felsefe okuyan İbn Rüşd, kafası bunaldığı zaman ara verir ve kendisini rahatlatmak için tarih ve şiir okurmuş. Birçok kaynakta geçtiği üzere hayatında çalışmadığı yalnızca iki gün varmış: Babasının öldüğü gün ve evlendiği gün. Onun dışında her gün bir şeyler okuyup, yazmış. Böyle bir insandan söz ediyoruz. Bu çalışmaları ve azmi nedeniyle elsefe ve bilim dünyasında Emirü’l-felasife ve-sultanü’l-ukul ve’l-efkar (filozofların hükümdarı, akılların ve fikirlerin sultanı) lakabıyla anılacaktır. Hatta ünü doğuda dahi o denli yayılmış olacaktır ki meşhur alim Fahreddin Razi yıldızı parlayan bu adamı görmek için Endülüs’e gelmiştir.

Cordoba’da bulunan İbn Rüşd heykeli.

İnsanlarla iç içe olmayı pek sevmeyen İbn Rüşd genellikle yalnız takılmayı tercih ederdi. Muhtemelen ahali ile içi boş sohbetler ederek vakit geçirmekten hoşlanmıyordu. Başkadılık yaptığı devirde hiç idam cezası vermemiş olması dikkate değerdir zira kendisi sürekli karşısındaki anlamaya çalışan hoşgörü ve sabırlı bir insan olarak tanınmıştır. Hatta bir keresinde kendisine düşman olan bağnaz kesimden birisi tarafından hakarete maruz kalınca sabır ve tahammülümü tecrübe edebilmem için iyi bir fırsat verdin, fakat sakın başkalarına böyle davranma, çünkü böyle hakaretlere başkaları tahammül edemez, belki kötü bir cezaya çarparsın”, demişti.

Toplum içinde kadının konumuna dair de oldukça ilerici görüşlere sahiptir. Kadının evde oturup kocasına hizmet etmemesi gerektiğine ve onların da kariyer yaparak kendilerini geliştirmeleri gerektiğini dile getirmiştir. Çağının oldukça ilerisinde olan İbn Rüşd yaptığı doktorluk, kadılık gibi görevler sonucu iyi para kazanmış fakat hiçbir zaman basit birkaç ihtiyacı dışında kendisine para harcamamıştır. Aldığı parayı genellikle yoksullara harcar ve onların ihtiyaçlarını giderirdi.

İşte İbn Rüşd böylesine örnek alınası bir kişilikti. Onun hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, Süleyman Uludağ’ın hazırlayıp yayına sunduğu İbn Rüşd’ün kaleme aldığı Felsefe-Din İlişkileri isimli esere bakabilirsiniz. Diyanet İslam Ansiklopedisi’ndeki İbn Rüşd maddesi de oldukça doyurucu ve detaylı bir makaledir. Özellikle bu iki kaynak oldukça iyidir. Daha fazla kaynak için bize gerek Instagram hesabımızdan gerekse mail yoluyla ulaşabilirsiniz. O zaman bu uzun yazımızı İbn Rüşd’ün enfes bir sözüyle noktalayalım:

“Nerde olursak olalım ilim ana yurdumuzdur, cehalet yabancı bir yer.”

Daha Fazla İçerik İçin:

http://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:


Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz