Dizi Yorumları

Fauda

Sezon: 3

Bölüm: 36

Filistin ve İsrail.
Bir mıknatısın iki farklı ucu gibi gözüken ama aslında hiç de öyle olmayan iki devlet.
Aynı kökten fışkıran iki farklı toplumun yaklaşık 70 yıldır süren amansız mücadelesi.


Bir tarafta Yahudiler, bir tarafta Müslümanlar.
Mücadele İkinci Dünya Savaşı sonrası 1948 yılında İsrail’in Orta Doğu topraklarında kurulması sonrası başlıyor. Arkasına siyonist güçleri alan İsrail kuruluşundan itibaren oldukça agresif bir dış politika benimseyip Arap devletleri ile ardı arkası kesilmeyen savaşlara girişmiştir. Aşağıdaki haritada da görebileceğiniz gibi yaklaşık 60 yıllık bir tarihi olan bu savaşlar sonrası Filistin topraklarının neredeyse hepsi İsrail kuvvetlerinin eline geçmiştir. Bu coğrafyada güneş doğar gibi her gün bomba patlıyor. Mermilerin sesi kuşların cıvıltısını bastırıyor. Meydanlarda siviller kadar silahlı askerler bulunuyor. Kısaca bu coğrafya yeryüzünde cehennemi yaşıyor.

Dizimiz Fauda ise bizlere bu cehennemi istihbaratlar savaşı teması ile olabildiğince objektif bir şekilde yansıtıyor. 2015 yılında İsrail yapımı olarak vizyona giren dizi ilk sezonundan itibaren o kadar çok beğeni topladı ki yeni sezonların ardı arkası kesilmedi. Peki bu kadar zor bir konuda onları başarılı kılan hususlar neydi?

İlk olarak az önce de belirttiğimiz gibi dizi İsrail propagandası yapmak için çekilmemiş. Her iki tarafı da izleyiciye çok iyi bir şekilde gösteriyor. Bölgenin kültürünün beyaz perdeye yansıması muazzam. Bu kısımda diziye 10/10 puan verilebilir. Hiç fikri olmayan birisi diziyi bitirdikten sonra bölgenin sosyo-ekonomik durumu hakkında iyi bir fikir sahibi olabilir. Bu oldukça önemli zira zevkle izlediğimiz bir dizi bizlere bir şeyler de katıyorsa tadından yenmez olacaktır. Ne yiyorlar, ne giyiyorlar, nasıl konuşuyorlar, nerelerde oturuyorlar ve neye önem veriyorlar hepsini oldukça yalın bir şekilde görebiliyoruz.

İbranice ve Arapçanın birbirine ne kadar benzediğini görünce de belki biraz şaşıracaksınız çünkü algı olarak bu iki toplum birbirine çok ters olarak anılıyor fakat işin gerçeği hiç de öyle değil. Aksiyon/polisiye dalında bir dizi olsa da yeri geldiği zaman o kadar güçlü bir dram yaşatıyorlar ki en katı delikanlının bile gözleri dolabilir. Notlarıma aldığım birkaç örneği paylaşmak istiyorum. Filistinli bir kadının kızı hasta ve iyileşmesi için tedavisinin İsrail’de yapılması gerekiyor. Doktorlar ve şartlar şüphesiz daha iyi. Ama kadın kızının ölümüyle sonuçlanabilecek bu durumu günlerce düşünüyor çünkü İsrail’de tedavi edilirlerse mahallede isimleri haine çıkacak ve kimse onlarla muhatap olmayacak.

Bir tarafta onuru bir tarafta kızının yaşamı. Cevabı dizide bulacaksınız ama sahiden duygu dolu anlar. İnsanoğlu sen neden böylesin diye sormadan edemeyeceksiniz kendinize. Ayrıca Filistinli bir kadının İsrail’e giriş yaparken potansiyel bir terörist gibi aranması da oldukça üzücü. İç çamaşırlarına kadar oldukça itici bir tavırla aranıyorlar. Biraz bölgenin gerekliliği biraz da Filistinlileri aşağılama içgüdüsü. İnsanız sonuçta ve dünyanın başka bir yerinde de olsa bazı insanların bunlara maruz kalması insanın yüreğini acıtıyor. Zaten dizi boyunca da izleyeceksiniz ki olan sadece kadınlara ve çocuklara oluyor…

Bir sahnede ise Filistinli bir çocuk İsrailli ajanların eline düşüyor. Öyle büyük bir kin kusuyor ki şaşırıyorsunuz. Bu çocuğun sokakta top oynayıp birkaç futbolcu ismi bilmesi gerekiyorken söyledikleri insanın yüreğini parçalıyor. Ve görüyorsunuz ki ne yazık ki uzun bir süre daha kan bu coğrafyada su niyetine akmaya devam edecek…

Fauda’nın Arapça’da “kaos” anlamına gelmesi de buraya bir işaret olsa gerek…

Fauda ‘nın yazarı ve başrol oyuncusu olan Lior Raz’ın eski bir İsrail istihbaratçısı olması benim açımdan diziyi daha da çekici kıldı. En azından içerde olanları gerçekten yaşamış birinin kaleminden izleyebiliyoruz ve bu bence Fauda’yı diğerlerinden ayıran önemli bir özellik. Lior Raz’ın oynadığı karakterin ismi Doron. Emekli olmuş bir şekilde ailesiyle hayatına devam ederken daha önce özel bir görevde öldürdüğünü sandığı Filistinli teröristin yaşadığını öğreniyor. Böylece göreve geri dönüyor ve maceramız başlıyor. Doron ve ekibi çok sempatik geldi bana çünkü aşırı samimiler. Birbirlerine çok düşkünler ve bu çok iyi hissediliyor. Aileleri dahi birbirleriyle çok samimi. Keskin nişancı olan Avihai’nin ailesi ve Doron’un ailesinin arasından su sızmıyor. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ölümün ucuz olduğu bir bölge olmasından dolayıdır belki bilinmez ama birbirlerine karşı bu kadar sıcak olmaları izleyiciyi iyi hissettiriyor.

Dizide Hamas, Filistin Kurtuluş Örgütü, IŞİD ve Orta Doğu’nun önde gelen birçok örgütünün ismi geçiyor ve olaylara dahil oluyorlar. Bu da senaryonun gerçekçiliğini arttırıyor zira Orta Doğu’da her taşın altından her örgüt çıkabilir. Olaylar sadece Filistin/İsrail ekseninde gerçekleşseydi biraz sıkıcı olabilirdi açıkçası ama bundan kaçınmayı başarmışlar. Üçüncü sezonun başlangıcında biraz tekdüzeliğe doğru kayıyor gibi olsa da sonuna doğru çok iyi toparladılar. Aksiyon bir dakika dahi dinmiyor sahiden ve sizi izletmeyi başarıyor. İsrailli ajanların Filistinlilerin içine sızma girişimleri de oldukça başarılı. Bir Arap’tan daha iyi Arap oluyorlar ve sahiden yıllarca yanınızda bulunsa bir an dahi şüphelenmeyeceğiniz kadar iyi rol yapıyorlar. Özellikle casusluk temalı içerikleri seviyorsanız Fauda sizi mest edecektir. Fauda sayesinde Yaşadığınız coğrafyayı daha iyi tanıyacak, benzerliklerinizi görecek ve kültürler arası diyaloğa tüm çıplaklığıyla tanık olacaksınız. Bir de belki ailecek oturup Uludağ limonata içtiklerini görünce sırıtacaksınız…

Daha Fazla İçerik İçin:

http://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz