Film Yorumları

Captain Fantastic

İsim: Captain Fantastic

Yönetmen: Matthew Brandon Ross

Başrol: Viggo Mortensen

IMDb: 7.9/10

Süre: 1 saat 58 dakika

Tür: Komedi, dram

Bu bir süper kahraman filmidir ve değildir. Nedenini size bir soru sorarak cevaplayacağız: Hayatınızda karşılaştığınız ilk süper kahraman kimdir? Batman, Süpermen, Spiderman? Çoğumuzun aklına bunlar gelse de bizim asıl süper kahramanımız pelerin giymiyor. Bir şehri canla başla korumaya çalışan süper kahramanlar gibi bizi de korumaya çalışan gizli süper kahramanlarımız var. Bu bazen ailemiz bazen de kan bağımız olmayan yüce bir insan olabilir. Filmimizde ise süper kahramanımız bir çift ebeveyn olarak karşımıza çıkar. Nasıl mı? Gelin okuyalım.

Başrolümüz Ben Cash, deli gibi sevdiği eşi Leslie Cash ile birlikte çocuklarını modern hayatın tüm yapaylıklarından ve kötülüklerinden korumak için bir ormana taşınırlar. Burada altı çocuğuyla birlikte yaşayan ebeveynlerimiz, çocuklarına dünya üzerinde hiç bulunmayan isimler verirler: Bodevan, Zaja, Kielyr, Vespyr, Rellian ve Nai. Bunun nedeni bir sahnede Bodevan’ın da söylediği gibi ebeveynlerinin onlardan dünyada bir tane olmasını istemesidir. Açıkçası bir an için bize de güzel bir fikir gibi geldi. Bu altı çocuk ebeveynlerinin gözetimi altında doğal hayata tutunmaya çalışırken aynı zamanda bilimden sanata, siyasetten modern tıbba kadar her şeyi öğrenirler.

Filmin ilk sahnesi biraz ürkütücüdür. Kamuflaja bürünmüş Bodevan, bir geyik avlar ve babası kanını alnına sürer. Ona artık bir yetişkin olduğunu söyler. Bodevan hayvanın kalbini çiğ çiğ ısırır. Daha bitmedi! Kızlar geyiğin derisini yüzerken küçük çocuklar onlara yardım eder. Hatta ufaklıklardan birisi bıçağı çalar ve bir keseli sıçan avlar. Bu sahneyi izleyince adeta ‘’Ben nereye düştüm?’’ düşüncesine kapıldım. Çocukların bıçakla oynamasına, dağa tırmanmasına, şarap içmesine, seks hakkında fikir sahibi olmalarına ve daha nicesine izin var. Film boyunca bunlar nasıl ebeveyn diye düşünsek de bu yaşananlar onlara göre çok normal olaylar. Örneğin bir sahnede baba, çocukların annesinin intihar ettiğini açıkça çocuklara söylüyor. Bunun nedeni olarak da çocukları yalansız büyütmek istediğini belirtiyor. Sizce de çok tuhaf değil mi?

Aslında çok fazla şeyden bahsettik gibi duruyor ama öyle değil. Dopdolu bir film olduğundan yapbozun yalnızca birkaç parçasını sizlere anlattık. Anlattık ki kelimeler sizi cezbetsin ve elinizi klavyenize götürmekten alıkoyamayın.

Filmde dikkatimizi çeken bir konu kapitalizme tepkili olan bu ailenin McDonald’s, Adidas, Nike, Noel gibi şeylerden kati surette uzak durması ama kapitalizmin bir ürünü olan kot kıyafetleri giymeleri. Bu belki şehre indiklerinde diğer insanlar gibi ‘’normal’’ gözükmek için kullandıkları bir kamuflaj çeşididir belki de filmin bu tarafı çelişkilidir.

Yönetmen bunu seçimi seyircinin inisiyatifine bırakmış olabilir. Bir başka ihtimal daha var aslında. O da şu, kapitalizm o denli sirayet etmiştir ki hayatımıza bundan tamamen kurtulmak olanaksızdır! Bu da sağlam bir mesaj aslında. Ayrıca seyircileri düşünmeye iten bir nokta da şu: Büyük oğlan, hemen hemen hepimizin hayalini kurduğu seçkin üniversitelere seçildi. Bu ailenin yerinde olsanız siz ne yapardınız? Kapitalizm merkezli üniversiteye gitmeyi mi tercih ederdiniz yoksa ‘’temiz’’ kalmaya devam mı ederdiniz?

Prömiyerini Sundance Film Festivalinde yapan ve Cannes Film Festivalinde ‘’Belirli bir bakış’’ kategorisinde En İyi Yönetmen Ödülü‘nü alan filmimizin en sevdiğim yönü seyir boyunca sizi ailenin bir parçası gibi hissettirmesi. Bütün serüven boyunca asla karakterlerden kopamıyorsunuz. Onlar gibi düşünüp onlarla birlikte maceraya atılıyorsunuz. Ara sıra ufaklıkların yanaklarını sıkarak sevme isteğine kapılıyorsunuz.

Kim demiş sıcacık bir aile filminden bir ütopya düşüncesi, bir sistem eleştirisi çıkmaz diye? Yönetmenimiz ve oyuncularımız bu iki ayrı konuyu o kadar güzel ekrana yansıtmış ki izlerken hem düşünüyorsunuz hem de aile sevgisini tadıyorsunuz. Karakterlerle birlikte değişiyor ve büyüyorsunuz. Bir komedi- dram filmi olan Captain Fantastic’in size de maddi-manevi çok şey katacağına eminiz. Ayrıca filmin bu kadar akıcı olup bir solukta bitmesi de cabası. Filmde Noam Chomsky’ye de değiniliyor. Yirminci yüzyılın en büyük alimlerinden birisi olan Chomsky birçok kez dünyanın en entelektüel insanları listesinde yer almıştır. Amerika’nın en önemli sol görüşlü politikacıları arasında gösterilir ve belki de filmde ona yer verilmesinin sebebi görüşleridir. Filmin de Chomsky’nin de düşmanı kapitalizm sonuçta. Neden Chomsky’i anlattın Armadillo mu diyorsunuz? Duyduk sanki. Çünkü yorumumuzu onun filmde geçen aşağıdaki sözlerle bitireceğiz:

‘’Eğer hiç umut olmadığını farz edersen, hiç umut olamayacağını garantilemiş olursun. Eğer özgürlük için bir içgüdün olduğunu farz edersen, bir şeyleri değiştirme şansın olur, daha sonra da dünyayı iyi hale getirmek için katkıda bulunma olasılığın olur.”

Daha Fazla İçerik İçin:

http://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:

3 Comments

  1. Nergis Demir Aralık 22, 2020
  2. Zülal Yüksel Aralık 22, 2020
  3. Sıla Derman Aralık 22, 2020

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz