Film Yorumları

Django Unchained

İsim: Django Unchained (Zincirsiz)

Yönetmen: Quentin Tarantino

Başrol:  Jamie FoxxChristoph WaltzLeonardo DiCaprio

İmdb: 8.4

Süre: 2 saat 45 dakika

Tür: Western

Sinema dünyasının tartışmasız en iyi ve en ilginç yönetmenlerinden biri olan Tarantino’dan yine akıllara zarar derecede enfes bir film. Son filmi olan Soysuzlar Çetesi’nden üç yıl sonra bir Western filmi ile efsanevi bir dönüş yapıyor aramıza. Uzun süre sizleri ekrana kilitleyecek olan bu filmimiz Türkçeye “Zincirsiz” olarak çevrilen “Django Unchained“.

Başrollerindeki birbirinden güzel oyuncular ise filmi olduğundan çok daha etkileyici hale getiriyor elbette. Kimler mi var? Bizce onlar öyle tek cümlede anlatılacak isimler değil. O yüzden biraz uzun anlatacağız.

İlk başrolümüz, kariyerine her ne kadar bir komedyen olarak başlayıp ardından çıkardığı albüm ile müzik dünyasına adım atmış olsa da ünlü müzisyen Ray Charles’ın yaşamını konu alan Ray filmindeki göz dolduran oyunculuğu sayesinde yıldızı Parlayan Jamie Foxx. Oynadığı bu ilk filmindeki başarısını katlayarak artıran Foxx’un bu filmdeki oyunculuğuna, mimiklerine ve duruşuna hayran kalmamak inanın elde değil.

Bir diğeri, yüzüne birçok filmden aşina olduğumuz ve Soysuzlar Çetesi’ndeki insan üstü performansı ile gözleri kendisine çeviren Christoph Waltz. Bu filmde Albay Landa rolü ile karşımıza çıkan Waltz’ın filmdeki performansı ile ilgili Tarantino şunları söylemiştir: “Sanırım Landa yazdığım ve yazacağım en iyi karakterlerden biri ve Christoph bu rolü tam olması gerektiği gibi oynadı. Christoph kadar iyi birini bulamamış olsaydım, Soysuzlar Çetesi’ni çekmeyebilirdim.”  Başarısından asla ödün vermeyen Waltz, Django filminde oynadığı Dr. King Schultz rolüyle Altın Küre, Oscar ve daha birçok önemli ödülün sahibi olmayı başarmıştır.

Gelelim bir diğer ismimize. 1990’larda televizyon reklamlarında görünerek oyunculuk hayatına adım atan, ardından sinemalarda görmeye başladığımız ve James Cameron’un Titanik filmi ile adını tüm dünyaya duyuran Leonardo DiCaprio. Django filmindeki kötü karakterlerden biri olan Candie’yi canlandıran DiCaprio, bu rolü sayesinde dokuzuncu Altın Küre adaylığını da elde etmiştir. Filmlerinde genel olarak daha önce çalışmış olduğu isimlere yer vermesi ile bilinen bir yönetmen olan Tarantino bu yapımda Dicaprio ile ilk kez çalışmıştır.

Aslında daha uzun uzun anlatmak isterdik oyuncuları fakat filmin o muhteşem içeriğini de çok es geçmek istemediğimizden diğer oyunculardan içerikte söz edelim.

Tarih 1858. Yer Texas. Amerikan İç Savaşı’nın çıkmasına neredeyse iki yıl var. Ödül avcılığı ise zamanın en popüler mesleklerinden birisi. Devlet tarafından ölüm emri verilen kişilerin ölü ya da sağ şekilde teslim edilmesi karşılığında yüklü miktarda ödül veriliyor. Elbette bu durum sadece beyazlar için geçerli. Zenciler ise satılarak çeşitli işlerde köle olarak kullanılıyorlar. Aslında asıl hikâye burada başlıyor. 

Asıl mesleği dişçilik olan Dr. King Schultz (Christoph Waltz) geçim kaynağı olarak ödül avcılığına yönelir. Bu sırada Django (Jamie Foxx) ile yolları kesişen Schultz, onu köle tacirlerinin elinden kurtarıp özgürlüğünü vermek için bir ortaklık teklif eder. İkilinin zamanla ortaklıktan çıkıp, iyi bir dostluğa dönüşen sahnelerini izledikçe her birine olan hayranlığınız kat kat artacak. Her ne kadar görevleri kelle avcılığı olsa da bu işi nasıl keyifli hale getirdiklerini izledikçe ekrana daha çok kilitleneceksiniz. Dostlukları ilerleyen ikili Django’nun kendisi gibi köle tacirlerinin eline düşmüş olan karısı Broomhilda’yı kurtarmak için planlar yapmaya başlarlar. Hemen sırası gelmişken Broomhilda karakterine hayat veren kişinin Kerry Washington olduğunu söyleyelim. Köle olarak satıldığı yerlerde çeşitli işkencelere maruz kalan Broomhilda’nın sahneleri nedeniyle gözlerimizin dolmasına engel olamadık. Aslında sahneler değildi bizi duygulandıran, bir zamanlar insanların sahiden teninin rengi yüzünden bu acıları çekmesiydi.

İkilinin yapmış olduğu planlar onları filmimizin kötü karakterleri olan zengin köle taciri Calvin Candie (Leonardo DiCaprio) ve onun sadık hizmetkarı Stephen (Samuel L. Jackson) ile tanıştıracaktır. Aslında Stephan için sadık demek belki de yetersiz kalacaktır. Fazlaca sadık olması zaman zaman sinirlerimizi bozmadı değil. Filmin ilk saatlerinde ekranlarda görünmeyen Stephen deyim yerindeyse bir çıkıyor pir çıkıyor. Neden mi? Kendisi de zenci olmasına rağmen kölelik sisteminin en büyük destekçilerinden biri olması, parası ve huzuru için diğerlerini hiçe sayması sinirlerimizi bozmasın da ne yapsın? Her ne kadar sinirlensek de Jackson’un muhteşem oyunculuğuna söyleyecek laf bulamıyoruz. Hemen aklımıza Pulp Fiction’daki İncil’den ezbere bölümler okuduğu sahne geliyor ve bir kez daha ayakta alkışlıyoruz.

Filmin bizlere her türlü duyguyu hissettirdiğini daha şimdiden anlamış olmalısınız. Tarantino’- deyince anlayacağınız üzere bol kanlı, kahkahalı, duygusal ve bazen sinirlendiren sahneleri ile zaman su gibi akıp gidiyor. Tabi ki Tarantino deyince aklımıza gelen abartılı sahneleri de söylemeden geçmeyelim. Özellikle vurulma sahnelerinde sık yaşadığımız bu durum sayesinde kelle avcılarına gülerken buluyoruz kendimizi. Aynı zamanda köleliğe olan bakış açısı ve yapmış olduğu sert eleştiriler de filmi zirveye taşıyan en önemli özelliklerinden birisi. Sert eleştiriler sözüyle söylemek istediğimi aslında filmdeki sahneleri izledikten sonra çok daha iyi anlayacaksınız.

Birbirinden zeki ve eğlenceli diyalogları, analizleri ve tabi ki bizi mest eden müzikleri ile başlangıçta uzun gibi gelen 3 saat adeta göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Hatta biz filmi bitirir bitirmez çalma listemize Django müziklerini ekledik bile. Size de tavsiye ederiz. Bunu yazarken bile arkadan bir “Freedom” nakaratı yükseliyor. En son Pulp Fictin’da çalan Chuck Berry ve Urge Overkill’in eserlerine bu denli bağlanmıştık. Özellikle finale yaklaştıkça buram buram aksiyon kokan filmde başlangıçta Schultz’ta görmeye alışkın olduğumuz sahneleri bu kez bizlere Django yaşatıyor.

Sona geçmeden önce biraz filmin bütçesinden ve ödüllerinden de söz etmek istiyorum. Bu kadar beğenen tek biz değiliz elbette.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Türkiye’de de büyük ilgi gören film, Amerikan Film Enstitüsü tarafından 2012 yılının en iyi on filminden biri olarak seçildi. Filmin yazar ve yönetmeni olan Tarantino, En iyi Senaryo ve En İyi Yönetmen Ödülü dahil olmak üzere beş Altın Küre ödülüne aday olarak gösterildi. Elbette Tarantino’nun aldığı ödüller dışında oyunculara da birçok dalda ayrı ayrı ödüller verildi. Başarısına başarı eklemeye devam eden Tarantino’nun bu filmi en yüksek hasılat yapan film olma özelliği taşımaktadır. Aynı zamanda 100 milyona yakın bütçesi olan film 425 milyon dolardan fazla hasılat elde etmiştir.

Her güzel şeyin bir sonu olacak elbet. Sona yaklaştıkça hüzünlenmedik değil. Daha güzel bir son olabilir mi kısmı çoğu zaman tartışmaya açık olsa da bizim için çok güzel bir sondu. Tarantino bizler için uzun yıllar unutamayacağımız bir Western filmi bıraktı.  

O zaman gelin filmin sonuna doğru çalan bir müzikten bir alıntı ile yazımızı sonlandırıp, sizi ekranlarınızın başına gönderelim.

Genç ölmek için fazla yaşlıyım.
İster yerin altında olsun ister üstünde, evet genç ölmek için fazla yaşlıyım.

Daha Fazla İçerik İçin:

http://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz