Film Yorumları

Green Book

İsim : Green Book ( Yeşil Rehber)

Yönetmen: Peter Farrelly

Başroller:Mahershala Ali,Viggo Mortensen

Tür: Dram, Biyografi

Süre: 2 saat 10 dakika

IMDB: 8.2/10

1861-1865…

ABD tarihine damga vuran iç savaş tarihleri. Abraham Lincoln köleliği kaldıracağını açıklayınca güney eyaletleri birleşmiş ve bir konfedarasyon oluşturmuştur. Çünkü onlar köleliğin kaldırılmasını istemiyor ve “zencilerin” ilelebet kendilerine hizmet etmesini istiyordu. Onların bu istekleri o kadar güçlüydü ki bir devlete karşı savaşa girişecek cesareti dahi bulmuşlardı. 4 yıl sürdü bu iç savaş, Abraham Lincoln kazandı. Fakat savaştan 5 gün sonra suikasta uğrayarak yaşamını kaybetti.

Köleliğin kaldırılacağı her ne kadar söz konusu olsa da Abraham Lincoln’ün çabaları Rosa Parks ve Martin Luther King ortaya çıkana kadar yetersiz kalacaktı. Öyle ki, ayrım o denli korkunç boyutlara varmıştı ki; siyahlar beyazlarla aynı restoranlarda yemek yiyemiyor, onların girdiği tuvaletlere giremiyor ve aynı yerde ellerini yıkayamıyordu.

Jim Crow yasaları gereğince toplumda siyahiler inanılmaz boyutta dışlanıyordu. Hatta olay öyle boyutlara varmıştı ki, bir otobüse binen siyahi boş da olsa beyazların koltuğuna oturamıyordu. Kendisi için ayrılmış az, ufak ve nispeten kötü koltukların boşalmasını beklemek zorundaydı. Fakat bu gidişata birinin dur demesi lazımdı. Yine sıradan bir günde, herkes alelade yaşantısında koşuştururken otobüse Rosa Parks isimli siyahi bir kadın bindi. Tüm cüretiyle gidip beyazlar için ayrılmış bir koltuğa oturdu. Bu ne hadsizlikti! Bir anda kaos çıktı ve onu yerinden kaldırmak için tartışmalar yaşanmaya başladı. Durum öyle boyuta geldi ki, polis çağırdılar ve Rosa Parks “yanlış koltukta oturduğu için” tutuklanarak hapise atıldı.

Bu durum toplumda büyük bir infiale neden oldu ve siyahiler ayaklanarak tam bir yıl boyunca otobüslere binmeyip her yere yürüyerek gidip geldiler. Daha fazla uzatmayalım, ardından Martin Luther King ortaya çıktı ve Rosa Parks’ın elinden meşaleyi alarak “bir hayalim var” dedi. Ve o hayal için canından oldu…

2019 yılının Oscar ödülüne sahip olan filmimiz olan Green Book işte böyle kaotik bir dönemi bizlere oldukça eğlenceli ama bir o kadarda sarsıcı bir şekilde yansıtıyor. Gerçek bir hikayeyi anlatan bu film bizlere Donald Shirley ve Tony Lip’in çarpıcı dostluğunu anlatıyor. Sırf bu sebeple film bize Intouchables’ı hatırlatsa da Green Book bizce o filmden birkaç gömlek daha üstün. Güçlü replikleri, dönemi müthiş yansıtması ve ırkçılığa dair verdiği mesajlar ile bizce daha fazla övgüyü hak ediyor.

Donald Shirley “zenci olmasına rağmen” entelektüel bir piyano virtüözü. Aynı zamanda bilge bir tavra da sahip. Kendisi ile beraber üç kişilik ekibiyle çeşitli mekanlarda sahne alıp çok da para kazanıyordu fakat o, bir gün farklı bir plan yaptı ve güney eyaletlerine doğru bir turneye çıkmaya karar verdi. Yerinde kalsa daha çok para kazanacakken o güneye inip, aynı zamanda kendisi için oldukça tehlikeli olabilecek bir yolculuğu seçti. Bu durum filmde müthiş bir replikle bizlere açıklanıyor.

“Daha fazla para kazanabilecekken neden bu turneye çıkma gereği duydu?”
“Çünkü deha olmak yetmez, insanların kalbini değiştirmek için cesaret gerekir”

Evet cesaret şarttı. Çünkü bu yolculuk hayli çetin olacaktı. Öncelikle kendisine bir şoför gerekiyordu. Bu şoför aynı zamanda bu tehlikeli seyahatte onu koruyabilecek yapıya da sahip olmalıydı. Kahramanlarımızın tanışması işte bu şekilde gerçekleşiyor. İkilinin diyalogları müthiş, fazla spoiler vermemek için oradan örnekler alıntılamıyoruz fakat hem çok gülecek hem de çokça “vaaay” diyeceksiniz. Yolculuğa başlamadan önce şoförümüz Tony’nin eline “Green Book” isimli bir kitapçık verildi.

Bu kitapçık sahiden 60’lı ve 70’li yılların Amerika’sında siyahiler arasında popülerdi. Çünkü bir nevi hayat sigortaları idi. Kalabilecekleri oteller, karınlarını doyurabilecekleri restoranlar ve ihtiyaçlarını giderebilecekleri tuvaletler burada yazıyordu. Öyle yolda gördükleri herhangi bir otelin önüne park edip konaklamak söz konusu değildi. Filmde bunun yansımasını çok kez göreceksiniz. Uluslararası bir üne sahip olan kahramanımız Shirley beyazların barına girince tekme tokat dayak yedi. Kurtarılmasa belki de derisinin rengi mekanın zihniyeti ile ters düştüğü için ölüme gidecekti.

Sahi eklemekte fayda var, o yıllarda siyahiler ölüme gitmezdi, ölüm zaten bir şekilde siyahilere gelirdi…

Onur konuğu olarak çağırıldığı çok lüks mekanlarda sadece piyanonun başındayken saygı görüyordu. Aksi takdirde sahneye çıkmadan 15 dakika önce onu hayranlıkla izlemeye gelenlerle aynı yerde yemek yiyemiyor, tuvaletlerini kullanamıyordu. İzlerken yüreğiniz burkulacak, ruhunuz incinecek ve tüyleriniz diken diken olacak fakat hatırlatalım: Çok değil yalnızca 50 yıl öncesinden bahsediyoruz. Dünyanın bazı bölgelerinde hala siyahiler bu konumdalar ve ırkçılık tüm dehşetiyle sürmeye devam ediyor.

Sanmayın ki film sizi derin bir drama sürükleyip içinizi sıkacak, çok kez kahkaha da atacaksınız. İkilinin diyalogları muhteşem. Viggo Mortensen’in canlandırdığı Tony Lip karakterinin muzip tavrı sizi mest edecek. Mahershala Ali’nin can verdiği Don Shirley karakter ise gerek fiziki benzerliği ile gerekse rolün ağırlığını enfes biçimde yansıtması ile filmin yapıtaşını ustaca tamamlamıştır. Zira En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü Mahershala Ali kazanmıştır.

Bu enfes filmin aldığı ödüller bunlarla sınırlı değil tabii ki. Akademide En İyi Özgün Senaryo Ödülü’nü de kazandığını hatırlatalım. Belki tema olarak ırkçılık beyaz perdede sıklıkla rastladığımız bir konu fakat işleyişin bu denli akıcı ve bağlayıcı olması Green Book’u fazlasıyla ön plana çıkarıyor.

Doğu felsefesinin bir ürünü olan Ying-Yang’a dahi rastlıyoruz film boyunca. Şöyle ki, Shirley ağırbaşlı, bilge ve sakin bir kişilikken; Tony, kavgacı, sinirli ve ağzı bozuk bir insandır. İkili arasında geçen tartışmalara noktayı yine bilge olan Shirley şu şekilde koymuştur: “Asla şiddet ile kazanamazsın. Sadece saygınlığını koruduğunda kazanırsın.”

Gariptir, film ilerledikçe ikili birbirine benzemeye başlıyor. Özellikle Tony duruluyor. Başlarda bir zencinin aptal olacağını ve ona bir haftadan fazla katlanamayacağını düşünürken filmin sonuna doğru siyahileri güçlü bir şekilde savunmaya başlıyor. Bu değişimler filme müthiş tat katıyor ve izleyiciye çok güzel aktarılıyor. Ruhunuza filmin ortalarında atılan mutluluk tohumları sonuna doğru yeşeriyor ve finali ile meyvesini veriyor.

Armadillo der ki: Bu meyvenin tadı muazzam ve mutlaka tatmalısınız. Keyifli seyirler diliyor ve bu müthiş yolculuğa çıkarken kendinizi tüm benliğinizle filme adamanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

http://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz