Film Yorumları

Split (Parçalanmış)

İsim: Split (Parçalanmış)

Yönetmen: M. Night Shyamalan

Başrol: James McAvoy, Anya Taylor Joy, Haley Lu Richardson, Jessica Sula, Betty Buckley

Tür: Gerilim

Süre: 1 saat 57 dakika

Sinema dünyasının en çok ses getiren, seçtiği konularla birlikte, beklenmeyen sonlarıyla ün yapmış, “Psikolojik-Gerilim” türünün en iyilerinden biri olduğunu çektiği her filmde ispatlamış bir M. Night Shyamalan filmi ile karşınızdayız.

İlki 2000 yılında vizyona girmiş Unbreakable’ın (Ölümsüz) ardından sırasıyla 2016 yılında Split (Parçalanmış) ve 2019 yılında Glass (Cam) vizyona girmiştir. Konu olarak her ne kadar bağımsız da olsalar ortak oldukları bir noktayı yönetmen, son filmde müthiş bir sonla seriyor önümüze.

Yorumunu yapacağımız Split (Parçalanmış) filminin bilinmeyen yönlerini, oyuncularının performansını, ele aldığı konuyu ve izleyicide bıraktığı etkiye dair detaylıca bir araştırma yaptık.

O zaman başrollerinin büyük başarısıyla ortaya çıkan bu unutulmaz filmin neden böyle bir ismi aldığına değinerek başlayalım.

Split, yani parçalanmış. Çoklu kişilik bozukluğunu aklımızda hiçbir soru işareti bırakmadan anlatan bu film, alabilecek en uygun başlığı almıştır kendine. Peki bu isim, filmde nasıl çıkıyor karışımıza?
Başrolümüz olan Kevin 24 farklı karakterle gösteriyor kendini. Filmde bizlerin karşısına çıkan tabi ki de 24 karakterin 24’ü değildir. Kameralara yansıtılan sadece 8 karakterdir. İzleyicilerinde yorum yönünden en çok bu yöne eleştiri yapması elbette doğaldır ama altını çizmemiz gereken bir nokta vardır ki o da Shyamalan’ın film kariyerinde uzun bir süredir düşüşte olduğudur. Tekrardan yükselmeyi hedeflemek ve kendini kanıtlamak adına böyle bir yükün altına girmek taktire şayandır, 8 karakterde bile bizleri büyülemeyi ve aklımızı sarsmayı başarması 24’ün karakterin 24’üne de gerek kalmadığını gösteriyor.

Yükselmeyi hedeflemek adına girdiği sorumluluğun yanı sıra bu hikâyenin gerçek bir yaşam öyküsünden aldığını söylemek yapımcının ve yönetmeninin gözü karalığını gösteriyor bize.

Kim bu 24 ayrı ruha bürünmüş kişi?

1955 yılında doğan Billy Milligan, üç tecavüz davasıyla yargılanmış, çoklu kişilik bölünmesine sahip olması savunmasında da bir ilk olmuştur ve bu sayede işlediği suçtan aklanmıştır. Shyamalan’a ilham olan bu kişi filmde karşımıza Kevin ve onun yan karakterleri olarak çıkıyor.

Filmin konusuna gelecek olursak 23 ayrı karaktere belirli sürelerde bürünen karakterimiz üç kız arkadaşı kaçırır ve alter ego olarak adlandırılan tavırlarını bu üç kızın üzerinde kullanır. Alter egoların arasında suça en meyilli olan ise Kevin karakteridir. Bu karakter etrafından gelişen olaylar içerisinde Kevin, büründüğü her karaktere göre farklı durumlar sergilemektedir. Kevin aynı zamanda bir psikiyatrdan destek de almaktadır. Film süresi boyunca 23 farklı karakter sonunda birbiriyle çakışmaya başlar ve karşımıza insandan öte başka bir varlık çıkar. Bu da 24. karakter olarak tanımlanmaktadır.

Filmde sadece Kevin’in psikolojik sorunlarına yer vermemiş senarist ve kaçırılan kızlarında bir değil sekiz ayrı karakterle baş ettiğini düşünürsek onların da yaşadığı psikolojik sıkıntıları, her karakter için ayrı bir çaba harcayıp kurtulmayı amaçlamaları başlı başına psikolojik-gerilim türünün tamamlayıcısı olmuştur âdeta. Her tip alter egoyu tanımak, zaaflarını bilmek ve bundan yola çıkarak kurtulmayı amaçlamak… Belki de filmi böyle sarsıcı kılan sadece başrolün sorunlarına değil yan rollerinde sorunlarına değinmeleri olmuştur.

Konusu kadar filmin çıkış süreci, altında yatan mesajlar da dikkat çekici. Bir de işin biraz kamera arkasına gidip film hakkında pek çoğumuzun az bildiği bir kaç bilgiyi derlemek istedik. Bunlardan ilki Shyamalan’ın, Kevin karakteri için ilk önce Joaquin Phoenix’i düşündüğüdür. Ancak birçok konuda anlaşmazlığa varmışlardır ve başrolü sonunda James McAvoy üstlenmiş, ortaya da böyle muhteşem bir film çıkmıştır.

Shyamalan, Kevin karakterini, 2000 yılında vizyona giren Unbreakable’ın (Ölümsüz) orijinal senaryosuna da dâhil etmiştir fakat yönetmen daha sonra bu fikirden vazgeçip, Kevin karakterini ayrı bir film olarak sergilemek istediğini söyleyip buna kısa bir ara vermiştir.

Unbreakable (Ölümsüz) ve Split (Parçalanmış) filmlerinin sonu aynı şekilde bitmektedir.

“They called me Mr. Glass” yani “Bana Bay Glass (Cam) derler.” Her iki filmdeki bu son replik yeni çıkmış olan Glass (Cam) filmine gönderme yapmıştır.

Unbreakable (Ölümsüz) filmine harcanan bütçe 75 milyon dolarken, Split (Parçalanmış) filmine sadece 9 milyon dolar harcama yapılmıştır. Bütçe her ne kadar düşük olsa da bu filmde pek göze çarpan bir durum olmuyor, çünkü konusuyla izleyicileri âdeta büyülüyor.

James McAvoy çekimler esnasında duvarı yumruklarken parmağını kırmıştır ve buna rağmen çekimlere ara vermek istememiştir. Çoğu sahnelerde yüz ifadesinden canının ne kadar yandığını görmek pek mümkündür, hatta acıdan yüzünün bembeyaz olduğu sahneler kullanılmamıştır bile.

Muhteşem bir kadro ve muhteşem bir senaryo. Filmdeki akıl karışıklığı 1 saat 57 dakika boyunca bizi esir alıyor. Seri halinde izlenmesi gereken bu filmlerin psikoloji-gerilim türüne en yakın olanı Split’tir.

Kısacası, çocukluğunda geçirdiği bir travma sonucu içinde bölünmelere uğrayan ve bunun sonucunda ciddi bir rahatsızlık olan çoklu kişilik bölünmesi hastalığına yakalan genç bir adamın hikâyesi herkesi heyecanlandırmaya hazır. Etkileyici olduğu kadar kurgusal aksaklıklarında var olduğu bu film, türünde zirve isimlerden.

Aksiyonun da gerilimin de iç içe olduğu bu çemberde akıllar sarsılmaya hazırsa başlamak için neyi bekliyorsunuz?

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz