Bilgi Köşesi

Amanullah Han ve Atatürk İlişkisi: Afganistan’da Başarısız Bir Reform

Türkiye, İran ve Afganistan… Günümüzde birbirinden farklı bu üç ülke tarihin bir döneminde ortak bir çizgide buluşmuşlardı. Ortak sorunlara, ortak düşmanlara ve ortak vizyona sahip üç lider ile iyice birbirine benzeşen bu üç ülkenin uzun vadedeki durumları ise birbirinden oldukça farklı. Mustafa Kemal Atatürk, Şah Rıza Pehlevi ve Amanullah Han aynı yolun yolcuları olmalarına rağmen Atatürk’ün başardığı şeylerin bir kısmını ya başaramadılar ya da başarsalar bile kalıcılığını sağlayamadılar. 2021 yılında insanlık ve mülteci kriziyle dünya gündemine oturan Afganistan’ın ve oradaki durumdan dolaylı olarak etkilenen Türkiye’nin ilişkileri aslında çok eskilere dayanıyor. Bu yazımızda Afganistan Emiri Amanullah Han’ın ülkesini muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için Atatürk’le kurduğu ilişkiden bahsedip Atatürk’ün yaptıklarını neden ülkesine uyarlayamadığından söz edeceğiz. Amanullah Han ve Atatürk ilişkisinin mutlaka irdelenmesi gerektiğinin garantisini veriyoruz.

Babasının suikastı sonucu 27 yaşında tahta çıkan Amanullah Han kendini bir anda seleflerinin çözemediği sorunlarla karşı karşıya buldu. Amanullah Han’ın yönetimini ele aldığı toplum farklı dillere sahip topluluklardan oluşan kabilesel yaşantısını sürdürüyordu. Selefleri değişiklik yapmakta tümden başarısız olmasalar da değişimin cılız sesi, feodal sistemle merkezî devletin çatışma sesleri arasında yitip gitmişti. Amanullah Han bu zorluklar içinde daha da ileri gidip ülkesini Hindistan’dan (dolaylı olarak İngiltere’den) bağımsız hale getirdi. Nitekim bağımsızlık kazanmak onun önündeki çetrefilli yolun en kolay bölümüydü.

Afganistan’ın bağımsızlık kazandığı 1919 yılı, Türkiye’nin de var olma mücadelesi verdiği yıllarla örtüşmekteydi. Bu örtüşme aynı zamanda Amanullah Han’ın Atatürk’le ilişkisini başlatan olguydu. Afganistan’da Amanullah Han saltanata geçerken, aynı tarihlerde Türkiye’de de Atatürk ulusal bir lider olarak adından söz ettirmeye başlamıştı. İki ülkenin gerek milli mücadelesi gerekse de ıslahatlara olan ihtiyacı ülkeler arasında dostluk tohumlarının yeşermesine neden olmuştu. Modernleşme yanlısı ve gericilik karşıtı olan Amanullah Han, kendisiyle aynı vizyona sahip bir lider olan Atatürk’e sempati beslemeye başlamıştı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün izlediği adımları yakından takip eden Amanullah Han Türkiye’nin Lozan Antlaşması’yla bağımsızlığını kazanmasına en çok sevinen liderlerden biri olmuştur. Türkiye’nin bağımsız ve uygar devletler arasına katılması Afgan halkını çok sevindirmiş, Afgan hükümeti bu zaferi kutlamakta gecikmemiştir. Ankara’da bulunan Afganistan büyük elçisi Sultan Ahmet Han, Mustafa Kemal’e hem Amanullah Han adına hem de Afgan ulusu adına telgrafla tebrik mesajı çekmiştir. Emir Amanullah Han, Lozan Barış Antlaşması dolayısıyla Atatürk’ü tebrik eden ilk ve tek devlet başkanı olmuştur denebilir.

Amanullah Han 1927 yılının Aralık ayında diğer ülkelerdeki gelişmeleri yerinde görmek amacıyla bir dünya turuna çıkmıştır. Mısır’ı, Fransa’yı, Belçika’yı, İsviçre’yi, Almanya’yı, İngiltere’yi ve Rusya’yı ziyaret ettikten sonra 1928 Mayıs ayında Türkiye’ye de gelmiştir. Coşkulu bir şekilde karşılanan Amanullah Han, Atatürk’ün ilgi ve dostluğuna nail olmuştur. Genç Türkiye’nin ilk resmî konuğu sıfatını taşıyan Amanullah Han Atatürk’ün Türkiye’de yaptığı inkılaplardan oldukça etkilenmişti. Bununla beraber Atatürk’ü çok sevmiş ve onu örnek alınacak bir şahsiyet olarak görmüştür. Yapacağı ıslahatları Atatürk’le istişare etmiş ve onun tavsiyelerini istemiştir. Bu konuda tecrübe sahibi olan Atatürk, kendisine aceleci davranmamasını ve her şeyden önce Afgan ordusunu güçlendirmesini önermiştir. Bunun üzerine Amanullah Han, düşündüğü ve Atatürk’ün de tavsiye ettiği ıslahatları gerçekleştirmek için Türkiye’nin yardımını talep etmiştir. Atatürk de bu talepleri karşılıksız bırakmayıp başta askeri alanda olmak üzere birçok Türk yetkiliyi Afganistan’a göndermiştir.

Amanullah Han, iktidarının daha ilk yıllarında devlet kabinesini modern bir şekilde yeniden oluşturmuştur. Genç kral istiklalin ilanıyla halk arasında çok sevilmiş, devrimci gençlerin ve başta Türk ve diğer yabancı uzmanların da yardımlarıyla yeni kanunlar çıkarmıştır. Büyük bir azimle giriştiği ıslahat faaliyetleriyle kabileciliğe dayanan eski düzeni yıkarak yerine modern bir devlet kurmaya çalışmıştır. Bağımsızlık savaşında canla başla mücadele veren Afgan halkı, yeni reformları memnuniyetle kabul etmiş ve bu yeniliklerin gerçekleşmesinde de hükümetin yanında yer almıştır.

Amanullah Han’ın yaptığı en kayda değer reformlardan biri Afganistan’ın ilk anayasasının oluşturulmasıydı. Bu anayasayla Afganistan, tarihinde ilk defa saltanat yetkisini kısıtlıyordu. Bunun yerine bakanlar kurulunun ve mahkemelerin yetkisi artırılıyordu. Ayrıca bu anayasayla düşünce özgürlüğü ve basın-yayın serbestisi gibi haklar güvence altına alınmıştı. Anayasanın ardından çıkarılan pek çok yasa ile devlet teşkilatından sosyal alana kadar birçok farklı konuda düzenlemeler getirilmişti. Hukuki düzenlemelerin yanı sıra ölçülerde de değişikliğe gidilmiş ve ülke içi ekonomiyi kalkındırmak için birçok demiryolu inşa edilmiştir. Kabil’le büyük şehirler arası telefon hattı çekilmiş ve böylece uluslararası büyük merkezlerle telgraf hattı bağlantısı kurulmuştur. Yerli üretime oldukça önem veren Amanullah Han halkını da üretime teşvik etmek için tüm kıyafetlerini yerli üretim olarak diktirmiştir. Düzenlemelerin meydana getirdiği ekonomik canlılıkla Afganistan ürünlerinin bazıları Avrupa pazarına dahi ulaşabilmiştir.

Afganistan’da eğitim sahasını genişleten Amanullah Han, eğitimi sadece merkezde bulunmaktan çıkarmış, diğer illere de taşıyarak bütün halkın yararlanmasını sağlamıştır. Bu amaçla değişik illerde birçok okul açtırmıştır. Dünya görüşü geniş bir insan olan kral, gelişmiş ülkelerle kültürel bağlar kurmuş ve Afganların eğitim görmesinde yardımcı olmaları için yurtdışından eğitimciler davet etmiştir. Atatürk gibi eğitime çok önem veren Kral Amanullah’ın eşi de bu konuda bizzat ona destek olmuş ve kendi şahsi servetlerinden Afganistan’ın ilk kız lisesini açmışlardır. Reform hareketlerinden sonra Afganistan’da da Türkiye’de olduğu gibi eğitim kurumları arasında bir bölünmüşlük baş göstermiştir. Türkiye’de modern eğitim kurumlarının açılmasıyla tekke, zaviye ve benzeri geleneksel eğitim veren kurumlar kapatılırken Amanullah Han farklı bir yol izlemiştir. Geleneksel kurumları kapatmak yerine çağdaş kurumlardaki eğitim materyallerini bu kurumlara dağıtmıştır. Hatta bununla kalmayıp bunları ev ve camilere de dağıtarak resmi ve gayrı resmi eğitim veren merkezleri kontrol altına almak istemiş bunun yanı sıra çağdaş eğitimi de mümkün olduğunca yaymayı hedeflemiştir.

Bu kadar başarılı reformun ardından Amanullah Han’ın sosyal reformları ne yazık ki yaptığı her şeyi ateşe atmıştır. Erkeklere Avrupa tarzı kıyafet giyinme, kadınlara ise peçelerini açma zorunluluğu getirilmiştir. O, ıslahatına eşinin peçesini açmakla başlamıştır. Halkın tepkilerine aldırış etmeden reform çerçevesinde başkentteki bazı caddelere burkayla(bir tür çarşaf ve Afganistan’a özgü bir kıyafet) girilmez yazılı tablolar astırmıştır. Burkasız dışarı çıktığında üzerine giyeceği doğru düzgün kıyafeti olmayan birçok kadın, şehrin o caddelerinden geçemez veya dışarı çıkmaz olmuştur. Çünkü bu emri uygulamak için cadde başlarında polisler görevlendirilmişti. Bu polisler burkayla dolaşan kadınların kıyafetlerini de yırtarak adeta yangını körüklemişlerdi.

Başta reformları destekleyen halk, kralın reformları keskin bir şekilde sürdürme çabasına daha çok dayanamamış ve sonunda ayaklanmaya başlamıştır. Amanullah Han’ın en büyük stratejik hataları Atatürk’ün aksine halkının bölünmüşlüğünü göz ardı edip onları hazır olmadıkları şeylere itmesiydi. Şüphesiz Afganistan gibi geri kalmış bir ülkede değiştirilecek birçok alan vardı. Ancak, kral özellikle yüzeysel sayılabilecek, halkın ihtiyaçlarından uzak ve dindar bir toplumda göze batan konuları seçmişti. Örneğin halkın geleneksel giysilerini Avrupa tarzında değiştirmek, karma eğitim, yeni bayrak seçimi, tatil gününün değişmesi, kadınların peçelerini açması vs. konuları üzerinde durmuştur.

Bu kadar uç değişim özellikle ülkesindeki dini grupları çileden çıkarmıştı. Amanullah Han, yaptığı yanlışları perdeleyebilmek ümidi içindeyken ne yazık ki daha büyük hatalar yapmıştır. Ayaklanmalar artınca yayınladığı bir bildiriyle reformlarını geri çekmiştir. Türkiye’deki laik sisteme benzer bir düzen kurmaya çalışan Amanullah Han, bu olaylar üzerine istediklerinin aksine bir tutum sergilemek zorunda kalmıştır. Bunun başlıca sebepleri Afganistan’daki milletler arasındaki farkı gözetmemesi, Afganistan milletinin hazır oluşluk düzeyini iyi hesaplayamaması ve her şeyden önemlisi Mustafa Kemal’in de kendisine tavsiye ettiği düzenli orduyu kurmadan faaliyetlere girişmesidir. Yani kralın aceleci davranması onun sonunu hazırlamıştır. Çıkan ayaklanmaların durdurulamamasıyla başlayan süreç, onun tahtı bırakarak ülkeyi terk etmesine kadar varmıştır.

Bu olayların ardından bir daha reformdan söz edilmeyen Afganistan bir dönem SSCB’nin elinde ardından ABD’nin elinde 2021 yılındaysa başta Taliban olmak üzere birtakım güçlerin elinde yıpranarak tarihin tozlu sayfalarına giderek gömülmektedir.

“Vakitsiz öten horozun başı kesilir” misali yönetimden düşen Amanullah Han bize bir kez daha göstermiştir ki milletlerin kaderi düşmana kurşun atarak galip gelinen savaşlarla değişmez. Asıl zafer toplumun zihnindeki bağnazlığa ve cehalete karşı kazanılan zaferdir. Bu vesileyle Mustafa Kemal Atatürk’ün asıl zaferinin komutanlığından değil vizyonundan ileri geldiğini görmüş olduk. Bundan dolayıdır ki Atatürk sadece iyi bir komutan değil; halkını iyi tanıyan, onların dinamiklerini analiz edebilen, doğru zamanda doğru adımlar atan gerçek bir devlet adamı ve kelimenin tam anlamıyla bir “lider”dir.

Tavsiye 1:

Atatürk Nasıl Ölümden Döndü? | Picardie Manevraları

Tavsiye 2:

Afganistan’ın Dağlarında Geçen Bir Film! Tıklayınız!

Armadillo’ya Destek Olmak İçin Gördüğünüz Herhangi Bir Reklama Tıklayabilirsiniz.

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz