Bilgi Köşesi

Asch’ın Uyum Deneyi | Kahve mi, Limonata mı?

Hepimiz gün içerisinde kararlar vererek yaşıyoruz. Ve hepimiz farkında olsak da olmasak da bazı zamanlarda çoğunluğa uyum sağlıyoruz. En basitinden herkesin başına bir kez olsun şu durum gelmiştir: Bir kafede arkadaşlarınızla oturuyorsunuz ve garson size ne istediğinizi soruyor. Herkes kahve istediğini söylüyor ama sizin canınız limonata çekiyor. Siz de buna rağmen “Ben de bir kahve alayım lütfen.” diyorsunuz. Ne kadar tanıdık geldi değil mi?

Merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Çünkü 1953’te Asch’ın Uyum Deneyi ile bu durum araştırıldı. Ve aslında sizin o kahveyi sipariş ederken içinde bulunduğunuz ruh halinin bilimsel temelleri ortaya atıldı. Şimdi sizi deneyle baş başa bırakalım. Bakalım neden limonata yerine kahveyi tercih etmişsiniz. Bir de Armadillo uyarmadı demeyin, beyinler birazcık yanabilir.

Solomon Asch insanların karar verme süreçlerinde çevrenin ne kadar etkili olduğunu merak ediyordu. Bu yüzden meraklarını deneye dökerek cevaplarını öğrenmeye karar verdi. Denek bulmak zor olmamıştı; ders verdiği üniversiteden gönüllü öğrenciler deneyde denek olmayı kabul ettiler. Aslında deney oldukça basitti. Şekildeki gibi kartlar vardı ve çizginin sağdaki şekle göre hangi şekle benzer olduğunu söylemeleri gerekliydi. İşbirlikçiler ve denek (toplam 6 kişi) dikdörtgen bir masaya oturdu. Kartlar gösterildi ve herkese sırayla fikri soruldu. Denekler bu masada en son sırada yer alıyordu. Bu sebeple denek ilk olarak işbirlikçilerin fikirlerini duyuyordu. İlk iki turda işbirlikçiler kartlara doğru cevapları verdi ve yanıltma yapmadı. İkinci kısımda ise yanıltmalar başladı. Şöyle örnek verelim: Deneye katılanlara aşağıda gördüğünüz iki çift kart dağıtıldı ve birinci resimdeki tek çizginin ikinci resimdeki üç seçenekten hangisine benzediği soruldu. Soldaki kart en çok C’deki seçeneğe benziyor ancak işbirlikçiler kendilerinden emin bir şekilde A seçeneğinin doğru olduğunu söylüyorlardı.

Denek kendisinden önce herkesin yanlış cevap verdiğini düşünüyor, başta kendi bildiği doğruları söylese de diğer turlarda “çıkıntılık” yapmamak için herkesin verdiği cevaba uyuyordu. Evet, yanlış olduğunu bile bile topluluğa uyuyordu.

Deneyin sonuçlarını rakamsal olarak ifade etmemiz gerekirse sonuçlar şöyleydi: Araştırmaya katılan deneklerin %75’i en azından bir kez topluluğa uymak için yanlış seçeneği söylemiştir. Hiç uyum göstermeyen denekler ise deneye katılanların %25’idir. Deneklerin %63,2’si deneyin yarısından çoğunda doğru cevap vermiş, geri kalan %36,8 deneyin çoğunluğunda topluluğa uymayı tercih etmiştir. Katılımcıların %5’i ise tamamen topluluğa uymuş ve tüm sorularda grubun seçtiği seçeneğin doğru olduğunu söylemiştir.

Buradan yola çıktığımızda gün içerisinde çevrenin etkisine ne kadar maruz kaldığımızı fark edebiliriz. Sırf topluluğa uymak için kendi hayatımızı etkileyen seçimleri bile “çıkıntı” olmamak adına istediğimizden farklı olarak yapıyoruz. Yani topluluğa uymak için kendi bildiğimiz doğrulardan vazgeçiyoruz. Evrimsel açıdan baktığımızda bu bizim için çoğu zaman işe yarar bir durum olsa da her zaman aynı yararlılığı gösteriyor mu sizi bu soruyla baş başa bırakıyoruz…

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz