Bilgi Köşesi

Atina Okulu: Felsefe Tarihinin Resmi

Sevgili Armadillo ailesi, bugün sizlerle bir hayal kuracağız. Bu hayalle sizleri ünlü filozofların, düşünürlerin, matematikçilerin ve ressamların arasına yani Atina Okulu’na götüreceğiz. Öncelikle gözlerinizi kapatın ve kendinizi düşünce özgürlüğünün olduğu, duvarları fresklerle kaplı, teolojinin, adaletin, felsefenin ve edebiyatın iç içe olduğu bir okulda hayal edin. Yıldızlar geçidi ile karşılaşmaya hazır olun ve antik dünyanın tüm dehalarının bir salonda toplandığını düşünün. Sizlere bu okulun hayalini kurdurttuk çünkü birazdan anlatacağımız Atina Okulu freskinin tüm detaylarını daha iyi anlamanızı istiyoruz.

Kıyafetlerin renginden tutun da bulunduğu konuma, el işaretlerine, kişilerin fikirleriyle özdeşleşmesi detayına kadar sizi büyüleyecek olan bu freskin yaratıcısı, resim sanatının dâhi çocuğu Raffaello’dan kısaca bahsedelim. Kendisi İtalyan ressam, mimar, heykeltıraş ve şairdir. Aynı zamanda arkeolojiye ilgili olduğu bilinmektedir. 16. yüzyıl Roma Okulu temsilcisidir. Michelangelo ve Leonardo Da Vinci gibi büyük üstatlarla aynı dönemde yaşamıştır. Hatta eserlerinde Da Vinci’den esinlenmeler görülse de sanatındaki özgünlük ve yaratıcılığı sayesinde muhteşem eserler ortaya çıkarmıştır.

37 yıllık yaşamında Raffaello, antik konulara ve şekillere son derece hâkim görülürken klasiği adeta yeniden yaratmıştır. Resimleri, antik idealin yeniden canlandırılışı, geçmişle kendi zamanının kaynaştırılmasıydı. Yaşı genç olmasına rağmen sanatta yakaladığı ivme sayesinde Papa II. Julius tarafından Vatikan Kütüphanesi’nin duvarına bir fresk yapmakla görevlendirilmiştir. Papa tarafından bizzat görevlendirilmek tahmin ediyoruz ki Raffaello için son derece gurur verici olmuştur. Sanatının en üst noktasını bu görevle yakalamış desek yanlış olmaz diye düşünüyoruz.

Atina Okulu freski 1509-1511 yılları arasında Vatikan Sarayı’nda yapılmıştır. Günümüzde Vatikan Müzeleri içinde yer alan papalık odalarından “Stanza della Segnatura”nın bir duvarını kaplamaktadır. Bu freskin Raffaello’nun İtalyan Rönesansı’nın klasik ruhunu en somut haliyle yansıtan eserlerden biri olduğu kabul edilir. Freskin ana konusu astroloji ve felsefeyi bağdaştırmaktır. Raffaello burada perspektif tekniğini ustaca kullanmış ve hünerlerini gözler önüne sermeyi başarmıştır. Klasik Roma ve Yunan’da uygulanan formları yeniden kullanarak Rönesans’ın da kelime anlamı olan “yeniden doğuşa” vurgu yapmaktadır. Peki, bu Atina Okulu bize neler anlatıyor, içinde kimler yer alıyor? Nasıl oldu da bu resim Rönesans’ın simgesi haline geldi? Biraz da bu sorular üzerinde duralım.

Atina Okulu’na ilk baktığınızda perspektif tekniğinin yardımıyla resmin merkezindeki iki figür dikkatinizi çekecektir. Bu figürler Aristoteles ve Platon’dan başkası değildir. Gelin resmin içine girelim ve detaylarda kaybolalım.

İlk olarak Platon’dan başlayalım. Aristoteles’in hocası olduğu için bu önceliği ve saygınlığı hak ettiği kanaatindeyiz. Platon, resmin ortasındaki Aristoteles’e göre daha yaşlı görünen ve eliyle yukarıyı işaret eden kişidir. Platon’un eliyle göğü işaret etmesini onun felsefesinin soyut ve ütopik olmasıyla ilişkilendirebiliriz. Yani Platon, uhrevi ve teorik olanla ilgilenmektedir. Dolayısıyla görünen dünyanın gerçek olmadığına ve aslolanın görünmeyen olduğuna inanmaktadır. Eliyle ilham kaynağı olan ve düşüncesinin temelini oluşturan göğü yani “idealar dünyasını” işaret etmektedir. Seçmiş olduğu kıyafetlerin renginin mor ve kırmızı olmasının sebebi de yine bu felsefi düşüncenin yansımasıdır. Yani mor gökyüzünü, kırmızı ise ateşi temsil etmektedir. Platon’un Aristo’ya göre daha yukarıda tuttuğu elinde, felsefesini anlattığı “Timaeus” adlı eseri görmekteyiz.

Aristo ise avuç içi ile yeri yani dünyayı işaret etmektedir. Aristoteles’in felsefesi ise ampirik yani deneysel ve nesnel olarak yorumlanır. Aristo, Platon’un aksine görünen ve gerçek olanla yani dünya ile ilgilenmektedir. Felsefesini var olanın üzerine dayandırmaktadır. Aristo’nun kıyafetinin renklerinden olan mavi, suyu; kahverengi ise toprağı ifade etmektedir. Aristo da elinde “Ethics” kitabını tutar ve yere daha yakındır. Bunları anlatırken bu iki karakterin birbirinin tam zıttı olduğunu siz de fark ettiniz mi? Ressam zıtlıkların uyumunu dâhiyane bir şekilde yansıtmıştır. Ayrıca Platon’la ilgili bir ayrıntıdan daha bahsetmek istiyoruz. Freskte gördüğünüz Platon figürü, Leonardo da Vinci’nin yüzü temel alınarak çizilmiş.

Resme ilk baktığınızda kişilerin bir topluluk halinde, rastgele yerleştirilmiş olduğunu düşünebilirsiniz ancak perdenin arkasındaki olay hiç öyle değil. Resme biraz daha yakından bakınca bir topluluktan ziyade ayrı düşünceleri savunan iki grubu göreceksiniz. Resmin kompozisyonu iki ana figür üzerinden iki gruba bölünmüş ve diğer figürler de bu iki figüre göre yerleştirilmiştir. Resimdeki tüm figürler savunduğu felsefi düşüncenin tarafında resmedilmiştir. Sol tarafta müzik ve aritmetik ile ilgilenenler, sağ tarafta geometri ve astronomi ile ilgilenenler ve ortada da filozoflar yer almaktadır.

Bu tablodaki kişiler kendi döneminde öne çıkmış kişilerden oluşmaktadır. Platon’un grubuna bakacak olursak solda yeşil kıyafetli ve el işaretiyle felsefesini anlatan kişinin Sokrates olduğunu görüyoruz. Sokrates kendi yöntemini kanıtlar nitelikte, parmaklarını sayarak bir şeyler ispatlamaya çalışmaktadır. Sokratik Yöntem’e göre öğretici karşısındakine bir şey öğretmemekte, yalnızca önceden bildiklerini hatırlamasına yardımcı olmaktadır.

Bu resimde de Sokrates, etrafındaki gruba çeşitli sorular sorarak verdikleri cevaplardan çıkarım yaptırmaya çalışıyor gibi görünmektedir. “Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir” diyen Sokrates, bilgeliğin bir özelliği olan mütevazılığın temsilcisidir. Sokrates’in öğrencileri de duruş ve hareketleri ile Sokrates’i destekler tavır takınmışlardır. Sokrates’in tam karşısında savaş kıyafetleriyle bulunan kişi Büyük İskender’dir. Büyük İskender ne alaka diye sormayın, büyük komutan hem felsefe ile çok haşır neşirdi hem de Aristoteles’in en gözde öğrencilerinden birisiydi.

Sol alt tarafta kalın bir kitaba bir şeyler karalayan ise Pisagor’dur. Biz onu matematik teorileriyle tanısak da bu resimde yer almasının asıl sebebi ruh göçüyle de ilgilenmesidir.

Solda kolunu sütuna dayamış halde oturup düşünen kişi ise Heraklitos’tur. Bu kişi resim bittikten sonra resme sonradan eklenmiş bir karakterdir. Ne oldu da resim bittikten sonra böyle bir figürü eklemek Raffaello’nun aklına geldi dersiniz? Hemen açıklayalım. Bu figürün özellikle Michelangelo’dan esinlenerek oluşturulduğu düşünülmektedir. Raffaello’nun Papalık odalarını boyadığı dönemde Michelangelo da yakındaki Sistina Şapeli tavanı üzerinde çalışmaktadır. Bir rivayete göre tavan fresklerinin bir yarısı tamamlandığında seyircilere gösteri amaçlı açılır. Bu fırsattan yararlanarak eseri görmeye giden Raffaello gördükleri karşısında hayrete kapılır. Michelangelo’nun üstün yeteneğinden çok etkilenen Raffaello, tamamlanmış eserine sonradan Heraklitos figürünü eklemeye karar verir ve onu da Michelangelo’nun görüntüsünde resmeder.

Kafasında sarık olan ve elini göğsüne koymuş halde öne doğru eğilen ise ünlü İslam filozofu İbn Rüşd’ün ta kendisidir. Bildiğiniz gibi İbn Rüşd Aristoteles’in en sadık ve en sağlam takipçilerinden birisidir. Raffaello’nun İbn Rüşd ve Aristo’yu birbirinden uzak resmetmesinin sebebi ise ikisi arasında bin yıla yakın zaman farkı olmasıdır. Ne kadar zekice düşünülmüş bir detay değil mi?

Resmin sağ tarafında kırmızı kıyafetli Pisagor’un tam karşısında ünlü matematikçi Öklid yerleştirilmiştir. Çevresindeki öğrencilere yerdeki tablo üzerine çizimler yaparak teoremlerinden birini açıklamaktadır. Öklid’in hemen arkasında ellerinde yer küreyi tutan ünlü coğrafyacı Batlamyus ve gökyüzünü temsil eden bir küreyi tutan Zerdüşt (Zoroaster) yer almaktadır. Batlamyus’un arkası dönük bir şekilde resmedildiğini görüyoruz. Nedeni ise o zamana kadar yapılmış bir büstünün bulunmamasıdır.

Pisagor’un solundaki beyaz giyimli kişi ise Hypatia’dır. İskenderiye’de felsefe, matematik ve astronomi profesörü olan Hypatia, resimdeki tek kadın figür ve tarihte bilinen ilk kadın matematikçidir. Raffaello, Papa’nın bu figüre karşı çıkacağını düşünerek bu koyu tenli İskenderiyeli figürü açık tenli ve yüz hatları Papa’nın yeğenine benzeyecek şekilde çizmiştir. Onu bu şekilde figürlerin arasına yerleştirerek kısmen kamufle etmiştir. Rafaello bu figürü risk alarak tasarlamış olsa da yaratıcılığını kullanarak Papa’ya bunu kabul ettirdiğini görüyoruz.

Merdivenlere sere serpe uzanmış, çevresindekilere karşı kayıtsız gibi duran kişi tahmin edersiniz ki Diyojen’dir. Onun öğretisine göre yaşamın tek amacı vardır, o da erdemli olmaktır.

Resimde bize bakan tek figür, sağda ellerinde kürelerini tutan Batlamyus’un ve Zerdüşt’ün yanındaki kırmızı giyimli figürdür. Bu figürü görenler ve Raffaello’yu sima olarak tanıyanlar onun Raffaello olduğunu bilirler. Anlayacağınız üzere Raffaello kendisini de bu freskte resmetmiştir. Ancak dikkatinizi çekmek istediğim çok önemli bir detay var. Raffaello kendini sağ tarafta yani Aristoteles’in grubunda resmetmiştir. Bu da demek oluyor ki kendisini Aristoteles’in felsefesine ve düşüncesine daha yakın hissediyor. Böylece Raffaello’nun bize vermiş olduğu ipucu ile onun hangi felsefi düşünceyi savunduğunu anlıyoruz. Sanatçının böylesine entelektüel bir karmaşıklığı içinde barındıran bir esere kendisini dâhil etmesi oldukça iddialı bir hareket doğrusu.

Şimdi odanın sağ ve sol köşesinde duran Antik Yunan mitolojisinin iki önemli karakteri olan Apollo ve Athena heykellerine bakalım. Müzik, sanat, şiir ve güneş tanrısı olan Apollo sol tarafta yani Platon’un grubunda resmedilmiştir. Zekâ, sanat, ilham ve barışın simgesi olan Athena ise sağ tarafta yani Aristoteles’in grubunda resmedilmiştir. Sanatçı bu heykellerle Antik Yunan dönemine gönderme yapmak istemiş ve gayet başarılı olmuştur.

Raffaello Sanzio’nun “Atina Okulu” isimli bu freskteki çoğu tarihi karakterin kim olduğu ile ilgili uzun yıllar boyunca kesin bir yargıya varılamamış ve bu belirsizlik birçok kez tartışma konusu olmuştur. Biz genel olarak kabul gördüğü şekilde analiz etmeye çalıştık. Eser perspektif tekniği ve özgün tarzı ile o dönemden itibaren dikkat çekmiştir. Eserin en önemli özelliği farklı zaman dilimlerinde yaşamış düşünürlerin ve filozofların farklı felsefi düşüncelere sahip olmalarına rağmen sanki hepsi tek bir düşünceyi temsil ediyormuş gibi aynı resimde toplanmış olmasıdır. Bu da özgür düşüncenin bir kanıtıdır. Günümüzde Raffaello’nun bu freski Rönesans’ın en önemli eserleri arasında yer almaktadır. Onun bu derece öne çıkması perspektifi çok iyi derecede kullanması ve detaylarda saklı olan ipuçlarını ustaca kullanmasından kaynaklanıyor. Bu muhteşem fresk ile sizleri sanata ve detaya doyurduğumuzu düşünüyoruz.

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz