Kitap İncelemeleri

Azil

İnsan yazdığı kurgu bir romanla ‘’Deha ile delilik arasında seyreden bir hayatı’’ anlatabilir mi? Ya da anlatırsa ne kadar anlatabilir? Duyguyu, felsefeyi, çılgınlığı okuyucuya ne kadar geçirebilir? İşte korkusuz kalem Hakan Günday, bu soruların cevabını bize Azil kitabında veriyor.

Herkesin kabul edeceği üzere teknoloji artık hayatımızın tam ortasında ve bu olgu isteyerek ya da istemsiz olarak insan ilişkilerini, ahlâkını, sosyo-ekonomik faktörleri değiştiriyor. Ademoğlunun üzerinde baskı oluşturuyor. Bahsedilen bu baskı insanlığın yaşam amacından çıkmasına, yapmayacağı şeyleri yapmasına neden oluyor. Belki de delirmesine, deli gözüyle bakılmasına sebep oluyor. Büyülü kalem Hakan Günday’ın yarattığı ve kitabının başkarakteri olan Asil, bireyin yalnız kalmasını, toplumun dışına hangi nedenlerden atıldığını, gönderildiğini gösteriyor. Kim bilir belki hepimiz bir gün Asil gibi olacağız. Sırf düşündüğümüz ve sorguladığımız için…

Asil, sisteme karşı duran aynı zamanda sistemle birbirine kalın zincirlerle bağlanmış bir genç. Yazar, Asil üzerinden ülke gençliğinin, teknoloji ile davranışların geri dönülemeyecek noktalara ulaşmasını eleştiriyor. Bu geri dönülemeyecek noktalar insanlığın amacından sapmasına, ‘’hiç’’ olmasına kadar ileri gidiyor. Zamanla birey ile toplum arasındaki ahlâk ya da davranışsal farklılıklar giderek açılıyor ve durdurulamaz, geri dönülemez noktalara ilerliyor.

Her Hakan Günday eserinde olduğu gibi natüralist çizgi devam ediyor ve ademoğlunun hiçleşme sorunsalıyla birlikte reel hayat, kâbus, rüya, hayâl arasındaki geçişler, mekan ve zaman kavramları o kadar hızlı ilerliyor ki adeta okur dayak yemiş gibi sersemliyor. Ara ara felsefi kavramların açıklamalarını kitabın içine serpiştiren yazar, sanki kavramların kurgudan ibaret olduğunu vurgulamaya çalışıyor. Sahi insan inanmasa bütün kavramlar kurgudan ibaret olmaz mıydı?

Hikâyeye dönecek olursak, kitap akıp giderken Asil’in kimi zaman dahi kimi zaman ise bir deli olduğunu düşünüyorsunuz. İnsan gibi, sizin gibi, bizim gibi… Asil ile birlikte zihninizde düşünce devrimleri olacak, neyi, neden, ne şekilde yaşadığınızı sorgulayacaksınız, belki kitaptan sonra felsefeye bile merak salabilirsiniz. Zaten felsefe dediğiniz şey düşünce farklılığı değil midir? Herkesten farklı düşünmek ya da düşünmeye çalışmak değil midir? Fikir üretmek ve bu fikrin peşinden gitmek değil midir?

Hakan Günday’ın okurlarının gözünde farklı bir yazar olmasının sebebi okuyucusuna farklı belki de hiç karşılaşmayacakları karakterleri sunmasıdır. Lakin bu kitaptaki başkarakter olan ‘’Asil’’ karakteri öyle değil. Asil bizden biri, belki de ben, belki de siz.. Sadece biz ona baskı kuruyoruz, inanmak istemiyoruz. Onu toplum tabularına hapsediyoruz.  Asil anlamak isteyene çok şey anlatacak bir karakter, bir dahi. Belki de bir deli?

Yazarın belki de vermek istediği en net mesaj kitabın adında gizli. Azil Arap dilinde ayırmak ve uzaklaştırmak anlamına gelir. İnsan kendisine bahşedilen düşünme ve konuşma – iletişim- yetisinden ötürü diğer canlılardan ayrılır, yani bir Azil’dir. Lakin, insan denilen varlık kendini bu iki yetiye de o kadar kapatmış ki Azil‘liğinden bir şey kalmamıştır. Diğer canlılar gibi sıradanlaşmıştır.

Eserde teknoloji, felsefe, toplum ahlâkı, toplumsal tabular; insanın hiçleşmesi, sistemler ve edebiyat konuları harmanlanmış bir şekilde işlenir. Dili akıcı ve anlaşılırdır. Sayfaları çevirdikçe düşünceler birbirini kovalar ve kitap bittiğinde de düşünce seli devam eder. Sorgular bir yere varır ya da varamazsınız. Asil gibi..

 Bütün insanlığın içindeki Azil ’i dışarı çıkarması umuduyla…

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz