Bilgi Köşesi

Babil’in Asma Bahçeleri

Antik dünyanın yedi harikasından altı tanesinin nerede olduğunu biliyoruz fakat içlerinden bir tanesi var ki, elimizde ne bir somut yapısı ne de kazıdan çıkarılmış tatmin edici bir kalıntısı var. Babil’in Asma Bahçeleri’nin gerçek konumu çözülemediğinden günümüzde gizemini korumaya hala devam ediyor. Hatta bu gizem yeni çalışmalarla birlikte arkeologları ikiye ayırmış bulunuyor. Bir taraf bildiğimiz her şeyi kökünden değiştirecek bir fikri savunurken diğer taraf efsaneyi destekliyor. Biz de bu iki tarafı biraz daha detaylı inceleyeceğiz.

Milattan önce 225 yılarında mühendis olan Yunan Philo, Antik Dünyanın Yedi Harikası olarak bilinen bir liste oluşturdu. Giza’daki piramitler, Olympia’daki Zeus Heykeli, Efes’teki Artemis Tapınağı, Halikarnas Mozolesi, Rodos Heykeli, İskenderiyeli Pharos ve en gizemlisi Babil’in Asma Bahçeleri. Gizemli çünkü diğer altı yapı ya bozulmadan kalmış ya da yapıyı doğrulamak için yeterli arkeolojik kanıtları mevcut. Ama elimizde Babil’in Asma Bahçeleri ile ilgili arkeolojik kanıt maalesef yok. 

Elimizdeki en önemli işaret “Fırat’ın uzak tarafındaki Perslerin ülkesine uzun bir yolculuk.” Philo’nun bu sözlerle başladığı ve Babil’in Asma bahçelerini tarif ettiği yazısı olarak görülüyor. Philo, ustaca inşa edilen Asma Bahçelerin taş sütunlara yükseltilmiş palmiye kirişlerden oluşan bu kafes kalın bir toprak tabakasıyla kaplandı ve her türlü ağaç ile çiçek dikildi. Bu şekilde bahçeyi izleyenlerin başlarının üstünde asılı bir bahçe görüntüsü verdi diyerek Asma Bahçeleri betimliyor.

Asma Bahçelerle ilgili bir diğer önemli bilgi kaynağı ise Philo’dan birkaç on yıl önce yaşayan Berossus adlı bir Babil rahibi tarafından yazılmıştır. Berossus, namı günümüze kadar gelmiş bahçeler hakkında, ağaç ve çiçeklerle kaplı yüksek taş terasların yazdığı ayrıntıları ortaya koymuş gibi görünüyor. Berossus ayrıca romantik bir hikayeyi de yazısına eklemiş. Berossus’a yazdığına göre, dönemin kralı II. Nebuchadrezzar’ın eşi Amytis sıla özlemi çekmektedir. Amytis, memleketi Pers ülkesindeki (günümüz İran toprakları) yemyeşil dağ manzarasını özlediği için Kral, eşinin onuruna bir yapay dağ görünümünde olan Asma Bahçeleri’ni inşa ettirmiştir.

Tüm bu yazılar ve hikayeler Babil’in Asma Bahçeleri’ni hayal gücümüzde canlanmasını sağlıyordu. Ancak tarihçiler çok önemli bir sorunla karşılaştılar. Asma Bahçeleri anlatan tüm kaynaklar, en erken milattan önce dördüncü yüzyıla ait eserlerden oluşuyordu. Yunan tarihçi Herodot, Kral II. Nebuchadrezzar’dan sadece bir yüzyıl sonra yaşamıştır ve tarihi yazdığı kitaplarında Babil’i anlatırken bu olağanüstü Asma Bahçeler’den hiç bahsetmez. Arkeolojik kazıların sonucuna göre ise Nebuchadrezzar’ın hüküm sürdüğü döneme ait keşfedilen metinlerde herhangi bir asmalı veya yüksek bir bahçeden bahsedilmiyor.

Arkeolojik kanıt eksikliğiyle baş başa kalan uzmanlar yepyeni bir hipotez ürettiler. Yeni hipoteze göre Asma Bahçeler Babil’de olmayabilirdi. Belki de Asma Bahçeler bambaşka bir şehirdeydi. Bu hipotezi de Asma Bahçelere atıfta bulunan Greko-Romen kaynaklarının mitoloji ve efsanelerle iç içe geçmiş olması güçlendiriyordu.  

Bu hipotezle birlikte araştırma yapan Oxford Üniversitesinde Asurolog olan Stephanie Dalley, Asma Bahçelerin Babil’de Kral II. Nebuchadrezzar tarafından değil, Ninova’da Asur hükümdarı Sennacherib(MÖ 704-681) tarafından inşa edildiğini iddia eti. O döneme ait bir taşın üzerinde kralın ağzından yazılan metin şu şekilde:

“Sarayın çevresinin yüksekliğini tüm halklar için bir mucize olacak şekilde yükselttim… Her türlü aromatik bitkinin yanına düzenlediğim Amanos dağlarını taklit eden yüksek bir bahçe.”

Mucize ve yüksekliğe atıfta bulunan yazı, Asma Bahçeler için söylenmiş kilit özelliklerin çoğunu kapsıyor. Tıpkı antik dönemde yaşamış yazarın Babil kralının Pers manzarasını taklit etmesinden bahsetmesi gibi, Sennacherib’in yazdırdığı metinde bahsedilen bahçelerin günümüz Türkiye’sinin güneyindeki(Gaziantep-Osmaniye-Hatay) Amanos(Nur) Dağını taklit ediyor.

Kral Sennacherib’in tarihte mühendislik alanındaki yenilikleri ile tanınıyor olması teoriyi daha da güçlendiriyor. Ayrıca krallık arşivinde sulama sistemlerini zekice bir yöntemle oluşturduğu bulunuyor. Arkeologlar da Sennacherib döneminde iki milyon blok taştan inşa edilen ve Jerwan vadisinden şehre su getiren bir su kemeri sistemi buldular.

Yapılan bu son araştırmalarla birlikte bilim dünyası ikiye bölünmüş oldu. Bu muazzam su taşıma sistemini kuran Asurluların şehri olan Ninova’nın Asma Bahçeleri olduğunu savunanlar ile arkeolojik kazılarda bir sonuç çıkmamasına rağmen yazılan yazıların doğruluğuna inananlar, kendi teorilerinin doğru olduğunu kanıtlamak için bu gizemi çözmeye çalışıyorlar. Bu büyük gizem sonunda çözülür mü bilinmez ama insanların para ve güç için değil; tarihi eserin hangi şehirde olduğu konusunda çatışıyor olması insanlık için güzel bir gelişme.

Daha Fazla İçerik İçin:

https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz