Bilgi Köşesi

Bar Kohba İsyanı | 1800 Yıllık Vatansızlığın Nedeni

Yahudiler… Yüzlerce yıldır adlarını hem kutsal metinlere hem de tarihin pek çok safhasına yazdırmış eski bir toplum…. Tarihin akışına baktığımızda Yahudiler şu yönden ilginçtir: Tarihin bir döneminde zulme uğramış bir toplulukken bir başka bölümünde sanki zulme hiç uğramamışçasına başkalarına zulmederken görürüz onları. Bu yaman çelişki titizlikle irdelenmesi gereken bir nokta olsa da bu yazımızda Yahudiler’in zulme uğradığı çok eski dönemlere gideceğiz. Gideceğimiz dönemde Yahudiler Roma İmparatorluğu’nun boyunduruğu altındalar. Bununla beraber Roma İmparatorluğu’nda hoş karşılanmayıp şiddetli baskılara maruz kalıyorlar. Tahmin edeceğiniz üzere bu baskılara olan takat bir noktada tükeniyor ve bunun sonucunda Yahudi isyanları başlıyor imparatorlukta. Bar Kohba İsyanı bu tepkilerin sonuncusu olmasına rağmen barındırdığı trajik olaylar ve yol açtığı şeyler bakımından incelemeye değer bir nitelik kazanıyor. Bar Kohba İsyanı’na hemen giriş yapmak istesek de isyanı daha iyi anlayabilmek için biraz geriden başlayacağız. Bar Kohba İsyanı’ndan önce Yahudiler, Roma İmparatorluğu’nda iki kalkışmada daha bulunmuşlardı.

Yehuda Krallığı Romalılar tarafından ele geçirilmeden önce Babilliler, Persler ve Antik Mısırlılar tarafından fethedilmişti. Ancak her bir seferin ardından Yahudiler iktidarı tekrar ele geçirebilmişlerdi. Lakin bu sefer karşılarında Akdeniz’i kendi iç denizi haline getirebilmiş oldukça güçlü Roma İmparatorluğu duruyordu. Roma İmparatorluğu Yahudilerin yaşadığı bölgeyi fethettiğinde ismini antik krallığa atfen “Yahudiye” koymuştu.

Eyalette yaşayan Yahudilerle Roma İmparatorluğu arasındaki kriz büyük oranda inanç esaslarındaki çatışmalara dayanıyor. Çünkü baktığımızda iki inanç birbirine oldukça zıt. Örneğin pagan olan Romalıların inancı çoktanrılı iken Yahudilik bildiğiniz üzere tek tanrılı bir inanç. Kriz, vergi karşıtı protestolar ve Yahudilerin Roma vatandaşlarına yönelik saldırıları nedeniyle tırmandı. Eyalet valisi çatışmalara İkinci Tapınağı yağmalayıp ele geçirilen pahalı eşyaların İmparator için olduğunu iddia etti ve ertesi gün şehre baskın düzenleyip çok sayıda üst düzey Yahudi şahsı tutuklayarak karşılık verdi. Bu daha geniş çaplı bir isyana yol açtı ve Yahudiye’deki Roma askeri garnizonu isyancılar tarafından ele geçirildi. İsyanın kontrolden çıktığı anlaşılınca düzeni yeniden sağlamak ve isyanı bastırmak için yardımcı birlikler tarafından desteklenen Suriye ordusu eyalete intikal etti. İlk ilerlemelere rağmen, Suriye Lejyonu, Yahudi isyancılar tarafından pusuya düşürüldü ve mağlup edildi. Bunun sonucunda 6.000 Romalı katledildi. Bu kanlı çarpışmanın ardından eyalette geçici bir Yahudi hükümeti tesis edildi. Nitekim şu gerçeği göz ardı etmemek gerekiyordu: Roma kendinden ayrılan bir eyalete göz yumacak bir imparatorluk değildi. Roma birlikleri tüm güçleriyle direnişin merkezi olan Kudüs’ü kuşattılar. Yahudiler Kudus’ü 3 surla kuşatarak koruma altına almışlardı ancak Roma da bir o kadar hırslıydı. İmparatorluğun çetin kuşatması şehirdeki Yahudilerin gıda stoğunun tükenmesine neden olmuştu. Bunun sonucunda zayıflayan Yahudiler yıkılan surlardan gelen Romalı akınıyla karşılaştılar. Şehri eline geçiren Roma ordusu, tüm dinsel tapınaklar dahil, şehri tümüyle yakıp yıktı. Yahudiler için en kutsal mabet olan Herod Tapınağı talan edildikten sonra yakılıp yerle bir edildi. Daha sonra da şehir tümüyle yakıldı. Bu amansız saldırıda on binlerce Yahudi öldürüldü. Bir o kadar da Yahudi köle olarak satıldı ve imparatorluğun çeşitli eyaletlerine sürgüne gönderildi.

Yahudilerin dağıtılması başta kulağa iyi bir fikirmiş gibi gelse de Roma İmparatorluğu’nun başına eskisinden çok daha büyük bir bela açtı. Çünkü farklı eyaletlerdeki azınlık Yahudiler örgütlenip toplu bir isyana dalgası başlattılar. İsyan dalgası o denli güçlüydü ki Yahudilerin gözünü intikam hırsı bürümüştü. Günümüzde Libya sınırlarında olan Sirenayka’da başladı isyan. Buradaki asiler birçok tapınağı; bazilika ve Roma hamamı gibi Roma’nın simgesi olan devlet yapılarını yıktılar.

Romalı tarihçi Cassius Dio eyaletlerdeki ayaklanmalar sırasında olanları şöyle anlatır:

Bu sırada Sirenayka’daki Yahudiler Romalılar ile Yunanları yok ettiler. Etlerini yaktılar, bağırsaklarından kemer yaptılar, kendilerini onların kanlarıyla meshettiler, derilerini giyecek olarak kullandılar. Çoğunu baştan aşağı ikiye yardılar. Diğerlerini canavarların önüne gladyatör olarak attılar. Sonuçta binlerce kişi telef oldu. Mısır’da ve Kıbrıs’ta benzer şeyler yaptılar. Orada da on binlerce kişi yok oldu.

Bu kanlı isyanlar zinciri Roma’nın elini zorlasa da bastırıldı. Pek çok asi idam edildi. İsyandan sonra imparator olan Hadrianus bölgedeki gerilimin devam edeceğini ön görmüş olmalı ki Yahudiye eyaletine kalıcı bir lejyon gönderdi.

Bunca amansız çarpışmanın ardından Yahudiler pes etmeleri gerekirken aksine yeniden Kudüs’e girme arzusuyla yanıp tutuşuyorlardı. Yahudilerin sahip oldukları derin arzu yeniden isyan çanlarını çalar olmuştu. Evet, işte asıl büyük olaya geldik: Bar Kohba Yahudi tarihinde derin iz bırakan o isyanı başlatacaktı. Bar Kohba isyanının nedenleri belirsizliğini korusa da çeşitli kaynaklardan genel çerçeveden bazı şeylere ulaşabiliyoruz. Tarihçi Cassius Dio, isyanın İmparator Hadrian’ın Kudüs’ü İkinci Tapınak alanında Jüpiter’e ait bir tapınağı olan bir pagan şehri olarak yeniden yapılandırma kararı nedeniyle başladığını belirtiyor. Ayrıca kaynaklar Hadrian’ın bazı önemli Yahudi ritüellerini, özellikle de sünneti bastırmaya çalıştığını belirtmekte. Buna, Yahudilerin Kudüs’e geri kabul edilme ve Tapınağı yeniden inşa etme arzusu ve artan sayıda Yunan ve Roma sömürgecisinin demografik baskısı da eklenebilir. Ayrıca, Yahudiye’deki Roma valisinin nefret edilen ve zalim bir memur olduğu ve hem kendisine hem de genel olarak Roma yönetimine karşı Yahudi öfkesini uyandırdığı söylenebilir.

Bu isyan öncekilerden farklı olarak kendiliğinden değil, dikkatlice planlanarak başladı. Yahudiler silah topladılar, gerilla savaşı için geniş tünel sistemleri kazdılar ve önceki ayaklanmalardaki dağınıklığın aksine, siyasi ve askeri olarak tek bir lider altında birleştiler. Dikkatli bir strateji belirlediler. Ayaklanmadan önce Hadrianus’un doğu eyaletlerindeki turunu bitirmesini beklediler ve görünüşe göre Romalıları tamamen gafil avladılar.

Kendini mesih olarak ilan eden Bar Kohba Yahudileri kaybettikleri ülkelerini yeniden kurma vaadiyle etrafında topladı. Başlayan isyan Roma’nın dahi beklemediği bir hızla büyümeye başladı. Öyle ki Yahudiler Kudüs merkezli Roma lejyonunu alt edince destek kuvvetler olarak çevre eyaletlerden lejyonlar Kudüs’e gönderildi. Lakin destek birlikler dahi neredeyse Kudüs’ü ele geçiren asilere boyun eğdiremedi. Asiler gerilla taktiğiyle imparatorluk güçlerini yıpratırken diğer eyaletlerdeki Yahudi azınlıklar da Bar Kohba’ya katılmak için bölgeye akın ediyorlardı. Başta gerilla taktiğini kullanan Bar Kohba hem sayıları arttığı için hem de daha çok alanı zapt ettiği için çatışmayı doğrudan çarpışmaya çevirdi. Bu zaferlerin ardından Bar Kohba, “Nasi İsrail” yani İsrail Prensi unvanını aldı ve iki buçuk yıl bağımsız kalacak bir Yahudi devleti kurdu. Hatta devlet adına para bile bastırdı.

Romalılar Yahudilerin bu başarısı karşısında şaşkına dönmüşlerdi. Üzerine bir de sahada aldıkları ağır yaralar eklenince Roma birlikleri sıcak çatışmadan çekilip Yahudi bölgelerine teker teker ve sistematik saldırılarda bulunmaya başladılar. Yavaş yavaş ilerleyen Roma ordusunun ikmal hatlarını kesmesiyle, isyancılar uzun vadeli savunmaya geçtiler. Daha önce kazdıkları yeraltı tünelleri hem birer savunma mevzii hem de birer sığınak işlevi görüyordu.

Romalıların Yahudileri savunmaya geçirmelerinden sonra Hadrianus generali Sextus Julius Severus’u Britanya’dan çağırdı ve Tuna’ya kadar uzanan birlikler geri getirildi. General 30 ila 50 arasında yardımcı birlikten oluşan büyük bir orduyla Yahudiye’ye sefere çıktı . Roma ordusunun yaklaşık üçte biri Bar Kohba’ya karşı sefere katılmıştı.

Bu denli güçlü bir saldırıya direnemeyen Bar Kohba ve ordusu kalelerinin çoğunu kaybettikten sonra Betar Kalesi’ne çekildiler. Bu kaleyi de kuşatan Romalılar bir süre sonra kaleyi ele geçirerek isyanı tamamen dizginlediler.

Romalıların amansız öfkesi bu kalenin düşüşüyle tamamıyla zincirlerini kırdı. Yahudilerin dini metni olan Talmud’ta Betar’daki ölü sayısının çok fazla olduğu, Romalıların atlarının burun deliklerine kan bulanana kadar öldürmeye devam ettiği anlatılır. Betar’ın düşüşünün ardından, Roma kuvvetleri bölgede kalan tüm Yahudi köylerini ortadan kaldırarak ve mültecileri arayarak sistematik bir katliam başlattılar.

Bazı hahamların derisi yüzülürken bazılarının kafa derisi demir taraklarla ayrılmıştır. Bazıları ise Tevrat parşömeni sarılarak kazığa oturtulup daha geç ölmeleri için ıslak yün yutturularak yakılmıştır (ıslaklık kişinin daha uzun süre yanmasını sağlar). Bar Kohba’nın ise öldürülerek başının İmparator Hadrianus’a sunulduğu rivayet edilir.

İsyanın bastırılmasından sonra Hadrianus bildirilerle tekrarlanan isyanların nedeni olarak gördüğü Yahudi milliyetçiliğinin kökünü kazımaya çalıştı. Tevrat yasasını ve İbrani takvimini yasakladı, Yahudi bilginlerini idam etti. Birçok Yahudi sürgün edildi  ve pek çoğu köle olarak satıldı. Öyle ki Yahudi esirler “Hadrian Pazarları”nda bir atın fiyatı kadar düşük bir fiyattan satılıyorlardı. Yahudiliğin kutsal parşömenleri, Jüpiter için Tapınak Dağı’nda inşa ettiği büyük Tapınak kompleksinde törenle yakıldı . Bu tapınağa biri Jüpiter’e diğeri de kendisine ait iki heykel yerleştirdi. Yahudiye ya da Eski İsrail’le ilgili her türlü anıyı yok etmek için haritadaki adını sildi ve yerine Suriye Filistin’i koydu. Filistinliler o dönemde Yahudiler’in sevmediği bir topluluktu. Hadrianus, Yahudilerin Yahudiye ile olan ilişkisini yok ederek ve Yahudi inancının uygulanmasını yasaklayarak, Roma İmparatorluğu’na ağır kayıplar vermiş olan bir ulusun kökünü kazımayı amaçladı. Benzer şekilde, Kudüs’ün yerine kurulan Roma kolonisi Aelia Capitolina’nın refahını sağlama argümanı altında Yahudilerin Kudüs topraklarına Tisha B’Av (bir tür bayram) günü dışında girmesi yasaklandı.

Bu dehşet verici uygulamaların ardından Yahudiler 1948 yılında İsrail’in kuruluşuna kadar bir daha topraklarına geri dönemediler. 1800 yıl sonra topraklarına dönen Yahudiler ise ironiktir ki siyonist düşünceyle yüzyıllar önce yaşadıkları acıları bugün Filistinlilere yaşatıyorlar. Eğer tarih gerçekten tekerrürden ibaretse gelecek Siyonist Yahudiler için pek de parlak görünmüyor.

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz