Bilgi Köşesi

Barut Komplosu: Vendetta’nın Esin Kaynağı

Dünyadaki her millet, kendi tarihinin bir bölümünde isyanlar ve iç çatışmalarla sarsılmıştır. Çıkan isyan ve çatışmalar kimi zaman daha iyi bir yönetimin önünü açarken, kimi zaman devleti yıkıma sürüklemiş kimi zaman da bastırılarak kaçınılmaz değişimi ertelemişlerdir. İsyanların genel nedenlerine baktığımızda en yaygın neden baskıya karşı muhalefet olarak karşımıza çıkıyor. Bu yazımızda bir zamanların “güneş batmayan imparatorluğu”na çeviriyoruz rotamızı. Barut Komplosu adıyla bilinmesiyle beraber Şenlik Gecesi (Bonfire Night) olarak da anılan bu gün hem kraliyete karşı olması bakımından hem de mezhepsel bir çatışmaya dayanmasından ötürü incelenmeye değer bir olay niteliği kazanıyor. İngilizlerin kraliyete olan bağlılıkları göz önünde bulundurulduğunda olayın İngiliz tarihindeki önemi de artıyor haliyle.

Her isyanda olduğu gibi Barut Komplosu’nun kurulması da havadan sebeplere dayanmıyordu elbette. Arkaplanında bir bastırılmışlık, birikmişlik ve öfke yatıyordu. İngiltere’de Katoliklik; 1570’li yıllarda, özellikle Papa’nın dönemin kraliçesi I. Elizabeth’i aforoz etmesinden (dinden çıkarmasından) sonra ağır baskılar görmüştü. Kraliçenin hükümdarlığı boyunca düzinelerce Katolik rahip idam edilmiş, kutsal ayinlerini kutlamaları ve kendi mezheplerine göre evlenmeleri yasaklanmıştı.

Yıllar sonra kraliçenin ölümü Katolikler’in içindeki umut tohumlarının yeniden yeşermesini sağladı. Çünkü yeni kral I. James’in karısının Katolik olduğu ve hatta kralın kendisinin bile papalıkla olan ilişkisinden dolayı Katoliklik’e geçeceğine dair söylentiler dolaşıyordu. Ancak kısa süre sonra, James’in Katoliklere yönelik dini hoşgörüyü desteklemediği anlaşıldı. Tahta çıkışından yaklaşık bir yıl sonra Katoliklik’i hurafe olarak niteleyerek alenen aşağıladı, tüm Katolik rahiplerin İngiltere’yi terk etmelerini emretti ve Katoliklerin sayısının artmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Ayrıca, Protestan ayinlerine katılmayı reddedenlere para cezası vermek gibi selefinin baskıcı politikalarını büyük ölçüde sürdürdü.

Takdir edersiniz ki üst üste biriken haksız muamelelerin bir başkaldırıyı tetiklemesinden daha doğal bir şey olamazdı. Bir grup Katolik önü alınamayan baskılara dur demek için bir komplo planlamaya başladılar. Komplonun içinde dikkat çeken iki isim bulunuyordu: Robert Catesby ve Guy Fawkes. Hatta Guy Fawkes’ın en ön planda olan kişi olduğunu söylersek yanlış olmaz. Öyle ki Barut Komplosu’ndan izler taşıyan ünlü film V for Vendetta’daki o ikonik maske de aslında Guy Fawkes’ın sureti baz alınarak hazırlanmıştır.

Komplonun mimarı Catesby’nin kraliyete olan nefreti babasının I. Elizabeth tarafından Protestanlık’ı reddettiği için idam edilmesinden kaynaklanıyordu. Guy Fawkes ise on yılını İspanya’nın kontrolündeki Hollanda’da Protestan isyancılara karşı İspanya için savaşarak geçirmiş; ayrıca, Kral James’e karşı bir İngiliz isyanı başlatmaya yardım için İspanya kralına kişisel olarak dilekçe vermişti. Bu açıdan bakıldığında komployu kuran kişilerin bu işe yatkın olmasının nedeni bariz bir şekilde belli.

Komplocular bir handa buluşarak komployu planlamaya koyuldular. Planlarına göre Kraliyet Sarayı’nın altına fıçılarla barut döşeyecek ve 5 Kasım’daki parlamento açılışında Lordlar Kamarası’nı havaya uçuracaklardı. Çakacakları kıvılcımın sadece sarayı ortadan kaldırmakla kalmayıp halkın içindeki isyan ateşini de yakacağını düşünüyorlardı. Patlama sonrası düşen kraldan sonra göstermelik bir hükümdarı başa getirip Katoliklik’i yeniden özgür kılacaklardı. Bu planın ardından komplocular planı saklı tutacaklarına dair kutsal bir ant içip dağıldılar. Komplocular sarayın altına kadar uzanan mahzenlerden birini kiralayarak içine fıçılarla barut doldurmaya başladılar. Mahzenin bekçiliğini ise bir takma isimle Guy Fawkes yapıyordu.

Bu tarz olayların başarısında gizliliğin hayati önem taşıdığı su götürmez bir gerçek. Lakin insan vicdanı bazen aklın önüne geçtiğinde bir şeyin seyri bambaşka bir yola sapabiliyor. 5 Kasım’a yaklaşıldığında Lordlar Kamarası’ndan Lord Monteagle, ki bu kişi aynı zamanda komploculardan birinin akrabasıdır, isimsiz bir mektup alır. Günümüzde bile kimin tarafından yazıldığı bilinmeyen bu mektupta Monteagle parlamento açılışına katılmaması konusunda uyarılmaktadır. Doğal olarak Lord Monteagle aldığı bu uyarı mektubunu saldırıdan saatler önce krala ulaştırır. Alarma geçen kral acil arama emri verir. Arama ekibi Fawkes’ı 4 Kasım gece yarısı mahzende cebinde kibritlerle ve yanına yığılmış 36 varil barutla gizlenirken bulur. Tutuklanan Fawkes kralın özel emriyle işkencelere maruz kalır. İşkencelerin sonunda diğer komplocuların da kimliği öğrenilir ve yakalanarak kraliyete ihanet suçlamasıyla idam, parçalara ayırma ya da sürükleme cezasına çarptırılırlar. Komplonun asıl planlayıcısı olan Catesby kraliyet askerleriyle girdiği çatışmada öldürülür. Fawkes ise idamına dakikalar kala darağacına çıkarken merdivenden atlayarak boynunu kırar ve ölür.

Bu başarısız kalkışmanın ardından çıkarılan yeni yasalar ile Katolikler’in oy vermeleri, hukuki işlerde bulunmaları ve orduya hizmet etmeleri yasaklandı. Daha da kötüsü bu durum Katolikler’in 19.yüzyıla kadar özgürlüklerinin kısıtlanmasına yol açtı. Uygulanan yaptırımlar kulağa ağır gelse de esasında o kadar da ağır değiller. Zira Barut Komplosu başarılı olsaydı, kraliyet ailesinin çoğu, önde gelen soylular ve birçok tüccar da dahil olmak üzere zamanın İngiliz siyasi çevresinin çoğunluğu öldürülecekti. Bununla beraber Westminster Sarayı ve çevresindeki evlerin çoğu yıkılacaktı. Komplo, sadece mevcut hükümdarı ve merkezi hükümeti değil, Reform’dan bu yana kurulan Protestan İngiltere Kilisesi’ni ve İngiltere’de egemen olan Protestan inancını devirmeyi amaçlıyordu.

İngiliz tarihine damga vurmuş olan Barut Komplosu günümüzde hala İngiltere, Avustralya, Kanada ve İngiliz kolonilerinde kutlanmaya devam ediyor. Elbette günümüzdeki kutlama siyasi bir anmadan çok bir şenlik amacı taşıyor. Bu gecede ateşler yakılır ve Guy Fawkes’ın kuklaları ateşe atılır.

Barut Komplosu her ne kadar ulusal bazda bir olaymış gibi görünse de yöneticilere dikkat çekici mesajlar içeriyor. Hiçbir baskıcı rejimin uzun vadede statüsünü koruyamayacağını işaret eden bu olay, insan doğasının baskılara katlanmaya müsait olmadığını kanıtlıyor. Günümüz dünyasındaki baskıcı rejimlerin kendi halklarının Guy Fawkes’ıyla ya da Robert Catesby’ıyla elbet bir gün yüzleşeceğini ve baskılarının bu sefer başarılı bir şekilde son bulacağını umarken sizi Barut Komplosu’yla özdeşleşmiş şu dizelerle baş başa bırakıyoruz:

Hatırla, hatırla, 5 Kasım’ı hatırla

Barutu, ihaneti ve komployu.

“Remember, remember, the 5th of November,

Gunpowder, treason and plot.”

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz