Bilgi Köşesi

Bobo Doll Deneyleri | Çocuklar Şiddeti Nasıl Öğreniyor?

Hepimizin bildiği gibi günümüzde medya ve teknoloji iç içe geçmiş durumda. Sokakta yürürken bile medyanın gücünü görebiliyoruz ve çocuklarımız isteyerek ya da istemeyerek bir şekilde medyadaki görüntülere, savaş oyunlarına veya şiddet içeriklerine maruz kalıyorlar. Bizim için artık sıradanlaşmış bu görüntüler çocuklar için bir öğrenme aracı olabiliyor. Peki, sizce bu durum çocukların ilerideki davranışlarını etkiler mi? Ya da daha farklı bir ifadeyle şöyle soralım. Sizce çocuklar saldırganlığı ne derece dışarıdan öğrenebilirler?

Aslında bu sorunun cevabını bizden çok daha önce Albert Bandura da merak etmişti. Ona göre öğrenme gözlem ve taklit yoluyla gerçekleşiyordu. Yapmış olduğu Bobo Doll (hacıyatmaz) deneyleri kendisinin de savunmuş olduğu sosyal öğrenme kuramının en ünlü deneylerinden biriydi ve bu deney yoluyla aklımızdaki soru işaretlerine kalıcı çözümler üretmeyi hedeflemişti. O halde şimdi size kısaca deneyden bahsedelim:

1961 yılında Stanford Üniversitesi Anaokulundan yaşları 3-6 yaş arasında değişen 36 kız ve 36 erkek çocuk seçildi. Deney öncesinde kreşteki davranışları izlenildi ve agresiflik düzeylerine göre eşleştirildi. Daha sonra çocuklar deneyin yapılacağı laboratuvara getirildi. 3 ayrı gruba bölünen çocukların ait olduğu kategoriler şunlardı; ilk gruptaki çocuklara agresif bir rol model, ikinci gruptaki çocuklara agresif olmayan bir rol model, üçüncü gruptaki çocuklara ise herhangi bir rol model gösterilmedi. Deney 3 aşamadan oluşuyordu.

İlk aşama modellemeydi. Çocuklar ayrı ayrı oyun odasına götürüldü. Oyun odasında silah, çekiç, hacıyatmaz gibi oyuncakların yanı sıra resim malzemeleri gibi sıradan oyuncaklar da bulunuyordu. İlk gruptakilere gelen agresif modeller önce sıradan oyuncaklarla oynuyor, sonra Bobo Doll’un (hacıyatmaz) yanına gidip silah ve çekiç gibi oyuncakları da kullanarak ona şiddet uyguluyordu. İkinci gruba gelen agresif olmayan modeller odaya girdiğinde Bobo Doll’u ve şiddet içerikli oyuncakları görmezden gelip sadece diğer oyuncaklarla oynuyordu. Üçüncü gruba ise kontrol grubu olduğu için hiçbir model gönderilmemişti.

İkinci aşamada bütün çocuklar yine ayrı ayrı başka bir odaya alınıyordu. Bu odada birbirinden çekici oyuncaklar bulunuyordu. Çocuklarda öfke yaratabilmek için bir kişi çocukların yanına gidiyordu ve “Bu oyuncaklar benim en sevdiğim oyuncaklarım ve senin bu oyuncaklarla oynamanı istemiyorum. İstersen diğer odaya gidip başka oyuncaklarla oynayabilirsin.” diyordu. Ve çocuklar diğer odaya geçiyordu.

Üçüncü aşamada çocukların şiddet davranışını gözlemleyerek öğrenip öğrenmediği ölçülüyordu. Bu odanın tasarımı ilk odanın tasarımına benziyordu. Bir köşede Bobo Doll ve agresifliği uyaran oyuncaklar, diğer köşede pastel boya, ayıcık gibi sıradan oyuncaklar vardı. Öfkesi uyarılmış çocuklar bu odada ayrı ayrı 20 dakika gözlemlendi.

Sonuçlar şaşırtıcı değildi. İlk grupta agresif rol modele sahip olan çocuklar Bobo Doll’a aynı rol modellerinin davrandığı gibi şiddet uyguluyordu. Erkek ve kız çocukları eşit derecede sözlü şiddet uygularken erkek çocukların kız çocuklarına oranla daha çok fiziksel şiddet uyguladığı tespit edilen başka sonuçlar arasındaydı.

Bandura bu sonuçlardan 2 yıl sonra tekrar bir deney yapmaya karar verdi. Bu deneyde amaç ceza- ödül kavramının çocukların davranışları göstermesi üzerinde ne kadar etkili olduğuydu. Bu deneyde çocuklar tekrar 3 gruba ayrıldı. Üç ayrı grup üç ayrı film izledi. İlk gruptaki çocuklar Bobo Doll’a şiddet uygulayanın şekerle ödüllendirildiği, ikinci gruptaki çocuklar Bobo Doll’a şiddet uygulayanların cezalandırıldığı bir film izlediler. Üçüncü gruptakilerin izlediği filmde böyle bir ceza- ödül kavramı yoktu. Daha sonra çocuklar içinde Bobo Doll’unda bulunduğu bir oyun odasına girdiler. İlk gruptaki çocuklar (ödüllendirilmiş modeli görenler) agresif davranışlar sergilerken, ikinci gruptaki çocuklar (cezalandırılmış modeli görenler) şiddet davranışını öğrendikleri halde bunu göstermiyorlardı. Bu deneyler şiddetin gözlem yoluyla öğrenildiğini bir kez daha kanıtlıyordu.

Peki ya medya şiddeti? Yani medyada görünen şiddet görüntüleri de çocuklarda aynı etkiyi gösteriyor muydu?

Albert Bandura bunu da ölçmek istedi ve 32 kız, 32 erkek çocukla tekrar bir deney yaptı. Çocuklar 4 gruba ayrıldı. İlk gruptaki çocuklara canlı bir modelin Bobo Doll’a şiddet uyguladığı gösterilirken ikinci gruptaki çocuklara bir film karakterinin Bobo Doll’a şiddet uyguladığı gösterilmişti. Üçüncü gruptaki çocuklara ise bir çizgi film karakterinin Bobo Doll’a şiddet uyguladığı gösterilmişti. 4. grup ise kontrol grubuydu. Çocuklar yine öfke uyandırıcı bir duruma maruz bırakıldı.

Deneyin sonuçlarına göre ilk üç gruptaki çocuklar kontrol grubundaki çocuklara göre 2 kat daha agresifti. Ayrıca erkek çocuklar kız çocuklara göre daha çok agresif davranış sergiliyordu. Bu deneyler bize çok net bir şekilde çocukların şiddeti görerek ve taklit ederek öğrendiğini gösteriyordu. Gerek çizgi filmde gerek gerçek hayatta şiddetin uygulandığını görmek çocuklar için de örnek oluşturuyordu.

Elbette bu deneyler çok da masum değildi. Medya şiddetinin çocuklara olan etkisi ve sosyal öğrenme kuramını açıklaması psikoloji tarihi açısından önemli olsa da etik bakımından birçok eleştiri alıyordu. Bunlardan biri öğrencilerin seçilmiş olmasıydı. Tüm öğrenciler Stanford Üniversitesi Anaokulunun öğrencileriydi. Çocukların hepsi manipülasyon yoluyla öfkeli bir ruh haline sahip oluyorlardı. Gelen başka bir eleştiri ise 8 yaşına kadar çocukların frontal lobları gelişmediğinden dolayı çocukların deneyi hayal olarak algılamış olabileceğidir.

Günümüzde etik yasalardan dolayı benzer bir deney muhtemelen uygulanamaz. Ancak biz 1960’lı yıllardan beri biliyoruz ki; çocuklar davranışlarımızı gözlemleyerek, taklit ederek  kendi dünyalarında bunları kullanarak harekete geçebilirler. Yapılan deneylerin tek bir amacı vardı o da şiddetin erken yaşlarda nasıl benimsendiğiydi.

Görüyoruz ki Bandura, uzun uğraşlar sonucu yaptığı deneyleriyle bizlere kesin ve net cevaplar veriyor. Ve günümüzde “aile nasıl yetiştirirse çocuk öyle olur” görüşüne ciddi bir darbe vuruyor. Evet aile eğitimi çok önemli fakat çocuklarımızı korumamızın mümkün olmadığı bir çevre faktörü var. Ve Bandura’nın deneyleri bu faktörün öneminin ısrarla altını çiziyor.

Tavsiye 1:

Rosenhan Deneyi | Psikiyatri Tarihinin Dönüm Noktası

Tavsiye 2:

Gaslighting Nedir? | En Korkunç Psikolojik İşkence

Armadillo’ya Destek Olmak İçin Gördüğünüz Herhangi Bir Reklama Tıklayabilirsiniz.

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz