Bilgi Köşesi

Srebrenitsa Katliamı: Boşnaklar Nasıl Soykırıma Uğradı?

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Tito önderliğinde Yugoslavya kuruldu. Bu ülkenin içerisinde bir çok farklı etnik yapı ve din/mezhep bulunuyordu. Fakat bunlar arasında Katolik Hırvatlar, Ortodoks Sırplar ve Müslüman Boşnaklar bir adım öne çıkıyordu. Tito’nun ölümü hepsi için bağımsızlık fitilini ateşleyen bir gelişmeydi. Bazıları başardı ve bağımsızlıklarını elde ettiler. 1992’de ise sıra Bosna’ya gelmişti. Onlar da bağımsızlıklarını ilan ettiler ve 3 yıl sürecek olan bir savaşa göğüs gerdiler.

Sırplar, Hırvatlara ve Boşnaklara ülkeden defolup gitmeleri gerektiğini söylüyorlardı. Fakat bu gerçekleşmeyecekti… Parçalanmayı önlemek isteyen Başkan Miloseviç Sırp mafyası ile bir anlaşma yaptı: “Biz sizi ve tüm adamlarınızı hapisten çıkaralım. Siz ayaklanmaya teşebbüs eden herkesin başını ezin. Tüm mühimmat bizim tarafımızdan sağlanacaktır.” Anında kabul edildi. İçerisinde bir gram insanlık kalmış herkesin yüzünün kızaracağı adice olayların yaşanması için artık her şey hazırdı. Ve ekleyelim, dünyaca ünlü İtalyan mafyasının Sırp mafyası yanında huzur evi sakinleri gibi kaldığı söylenir.

Aynı yıl Srebrenitsa’da çocuk, kadın, yaşlı demeden büyük bir katliam yapıldı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük toplu soykırım olarak nitelenen bu vahşi saldırıda 7-8 bin insan hayatını kaybetti. Birçok ceset parçalandığı için kimlik teşhisi bile yapılamadı. 14 yaşının üzerindeki kızlar ve kadınlar için toplama kampı kuruldu. Onlar şanslıydı çünkü öldürüleceklerdi. 14 yaşının altındaki kızlar ise mafyanın, askerlerin ve çetelerin cinsel ihtiyaçlarını karşılamakla görevlendiriliyordu.

Ölüm ödül olur mu?

İnsanoğlu onursuzluğun sınırlarını o denli aşmıştır ki ölüm kimi zaman ödül haline gelmektedir. Üç yıl süren savaş şehirlerde(Bkz: Saraybosna) öylesine büyük bir yıkım yaratıyordu ki insanlar psikolojik bunalım içinde yaşama devam ediyorlardı. Her tepeye kurulmuş Sırp nişancılardan kurtulmak için sokaklarda iki ileri bir geri şekilde ihtiyatlı bir halde yürüyen insanların bu hallerine “Saraybosna Dansı” ismi verilmiştir. Çeşitli eserlerde yiyecek bir şey bulamayan insanların komşunun köpeğini çaldığı veya bunu yapamayanların açlıktan öldüğü anlatılmaktadır. Ayrıca, Türk derin devletinin tıpkı Kıbrıs’ta olduğu gibi buraya da önemli isimler gönderdiği ve direnişi örgütlemeye çalışıldığı birçok kitapta yazılmıştır.

1992-1995 yılları arasında Bosna Savaşı’nda 200 bin kadarını Boşnakların oluşturduğu toplam 312 bin kayıp yaşanmıştır. Savaş sonrasında imzalanan Dayton Antlaşması sırasında kötü bir barışın devam eden bir savaştan daha kabul edilebilir olduğunu belirten ilk cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç “Adil olmasa da olabilecek en iyi antlaşmadır” demişti.

Uluslar arası Adalet Divanı ise toplanan mahkeme sonrası Sırbistan’ın katliam yapmadığına karar vermiştir. Dolayısıyla Boşnaklar’ın tazminat isteği reddedilmiştir. Tehcir edildiğini tarihi gerçeklerle sabit olan Ermenilerin soykırımını her fırsatta dillendiren “Adalet” makamları toplu mezarların kazıldığı bu savaşta soykırım yok demiştir.

Neyse ki, Eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi soykırımı kabul etmiş ve sorumluları cezalandırmak için çalışmalar başlatmıştır Birleşmiş Milletler’in güvenliği sağlamak için gönderdiği Hollandalı askerlerin Boşnakları Sırplara teslim ettiğini söylemeden de geçmeyelim! Sonrasında bu askerlere gösterdikleri “üstün hizmetten” ötürü madalya dahi verilmiştir!

Katliamın Sorumluları ve Aliya

Bu konu bizi neden ilgilendiriyor diyebilirsiniz ?

https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz