Bilgi Köşesi

Capgras Sendromu | İlginç Vaka Örnekleri

Size Dostoyevski’nin kitabından bir alıntı yaparak başlamak istedik. Bugün size bahsedeceğimiz sendrom hayatınızda duyabileceğiniz en garip sendromlardan biri olabilir. Capgras Sendromu ‘nu anlatmaya başlamadan önce size empati yaptırmak istiyoruz. Bir gün annenizin kaza geçirdiğini ve komada olduğunu öğreniyorsunuz. Komadan çıktığında sizin kızı/oğlu olmadığınızı, onun yerine geçmiş olabilecek bir “sahtekar” olduğunuzu söylüyor. İşte böyle bir sendromdan bahsediyoruz. Bu sendromdan mustarip olan kişiler, yakınlarından birinin (bu nesne bile olabilir) gerçekte tanıdıkları kişi olmadıklarını, karşılarında gördükleri kişinin gerçek kişinin yerine geçmiş bir sahtekar olduklarını sanıyorlar. Hem sendromu yaşayanlar hem de hasta yakınları için ne kadar da zor bir süreç değil mi?

Şimdi gelelim sendrom hakkında daha detaylı bilgilere. Öncelikle bu sendrom 1923 yılında Capgras ve Rebeul-Lachaux tarafından tanımlanmıştır. Karşılarına gelen vakada mirasına konabilmek ve mülkünü elinden alabilmek amacıyla önce kocasının ve sonra kızının yerini alan sahtekârlardan – ya da gerçeğin tamamıyla benzeri olan kopyalardan – söz eden bir kadın vardır. Bu iki uç ve saplantılı fikir, kendinden başka bir psikolojik rahatsızlık ya da zihinsel bozukluk ile birlikte ortaya çıkmadığı için daha da ilginç ve karmaşık bir hal almaktadır. Bu durum oldukça nadir bir durumdur çünkü genellikle bir hastalıklara beraber ortaya çıkar (%70 oranında).  Bu sendromun kesin belirli bir ortaya çıkışı yoktur. Genellikle paranoid şizofrenide görülen bu sendrom; migren, psikotik özellikli mani, depresyon, alzheimer ve bunama ile görülebilir. Bunun dışında genel tıbbi bozukluğa bağlı olarak da gelişebildiği tahmin edilmektedir. Ve bu oran azımsanmayacak derecede fazladır (% 25-40 oranında). Nadir olarak da beyin lezyonlarına neden olan bir beyin hasarı Capgras Sendromu ‘na neden olabilir. Bu, en çok sağ yarım kürenin arkasında yaralanma olduğunda ortaya çıkar.  Sendromun özellikle kadınlarda daha yoğun görüldüğü bilimsel çalışmalarda not edilmiştir. Daha ilginç bir bilgi ise, ilk olarak Capgras sendromlu birçok vakanın analizi yapıldığında sanrıların hep anne, baba, el, kol, ayak, ev, iş yeri gibi hastalar için oldukça yüksek duygusal öneme sahip kişi, uzuv veya mekanlarla ilgili olması fark edilmiştir. Yani herhangi bir arkadaş veya kişi değil, herhangi birinin eli kolu değil, herhangi bir yer mekan da değil: Hasta için önemli, onun hayatında çok önemli bir yere sahip kişi, uzuv, obje veya mekanlarla ilgili bu sanrılar gelişiyor. Ancak bu sendrom çok nadir görüldüğü için semptom mu yoksa sendrom olarak mı kabul edileceği konusunda bile bir fikir birliği tam olarak yoktur. Yine de araştırmacılar bu konuyu araştırdıklarında hastalığın nasıl olduğuna dair iki farklı fikir belirtmiştir.

Bunlardan birinde hastalığın parietal lob işlev bozukluğuna bağlı olarak da ortaya çıkabileceği ileri sürülmektedir. Meşhur Hintli nörolog Vilayanur S. Ramachandran ortaya attığı bir iddiaya göre sendromun sebebi, yüzleri tanımaya yarayan temporal lob ile tanınan yüzlere duygusal anlamda tepki vermeyi sağlayan limbik sistem arasındaki bağlantının bir şekilde hasar görmesi ve düzgün işleyememesidir. Bu hasar yüzünden hasta, karşısında gördüğü tanıdığının yüzünü tanımakta fakat hasta bu yüze karşı duygusal anlamda tepki oluşturamamaktadır. Buna örnek olarak, bazı hastalar annesiyle telefonda konuşurken tanımakta sorun yaşamaz; ancak yüz yüze geldiklerinde onların gerçek anneleri olmadıklarını söylerler. Bu da işitmeyle alakalı bölümler (temporal lob) ile amigdala arasındaki iletişimde bir sorun olmadığının göstergesidir.

Diğer bir fikir ise psikodinamik bakış açısıdır. Hasta kötü özellikleri ile tanıdığı ya da kendisine birtakım kötü özellikler yükleyen kişiyi dışlar. Ama bu yüzden suçluluk duygusundan arınamaz. Bu durum bilinç dışında yaşanır ve bilince çıkamaz. Konuyla alakalı bir vakada kişinin Allah’la konuşmaya başladığını ve izlediği anime karakterinin kendisiyle beraber olduğundan söz edilir. Annesinin kendisine bu sebeple şiddet uygulamasıyla beraber annesinin kendi annesi olmadığını veya kendisinin aslında başka biri olduğundan söz eder. Psikotik özellikler gösteren kişi, annesinin uyguladığı fiziksel şiddetle beraber Capgras sendromundan mustarip olmuştur. Psikodinamik bakış açısıyla ele alındığında bu durum, annenin ve çocuğun beklemediği bir davranış tutumunu göstermesiyle kişinin bu sendroma yakalanmasına sebep olmuştur.

Gelelim tedavisinin nasıl olduğuna. Şu anda Capgras sendromlu kişiler için önceden belirlenmiş bir tedavi planı yoktur çünkü daha fazla araştırma yapılması gerekir. Ancak semptomları hafifletmeye yardımcı olabilecek tedavi seçenekleri vardır. Genellikle tedavi altta yatan nedene yöneliktir. Örneğin, şizofrenide semptom kontrolü zayıf olan biri Capgras sendromu yaşarsa, şizofreniyi tedavi etmek Capgras sendromunu iyileştirebilir. Ancak Alzheimer hastalığının seyri sırasında Capgras sendromu ortaya çıkarsa tedavi seçenekleri sınırlıdır. Çünkü Alzheimer hastalığının bir tedavisi yoktur. En etkili tedavi, sendromdan etkilenen kişinin kendini güvende hissettiği olumlu, sıcak bir ortam yaratmaktır. Bazı bakım merkezleri doğrulama terapisini kullanır. Doğrulama terapisinde sanrılar reddedilmek yerine desteklenir. Bu, sanrı yaşayan kişide kaygı ve paniği azaltabilir. Bu tedavi kişiyi kaygıdan uzaklaştırsa da semptomların azalmasına neden olmaz. Gerçeklik yönelimi teknikleri bazı durumlarda yardımcı olabilir. Bu, bakıcının, önemli yaşam olaylarını, hareketleri veya herhangi bir önemli değişikliği hatırlatıcılar da dahil olmak üzere, şimdiki zaman ve konumu sık sık hatırlattığı anlamına gelir. Doğrulama terapisiyle zıt yönlerde olsa da bu tedavi de kişide kaygıyı arttırabilir. Bu yüzden genellikle ortaya çıktığı psikotik bozukluğun iyileşmesiyle sendromun ortadan kalkacağı düşünülür.

Bu yazıyı okuduğunuza göre artık sendrom hakkında büyük bir bilgiye sahip olduğunuzu düşünüyoruz. Şimdi sizi bu sendromdan muzdarip kişilerin anılarıyla baş başa bırakıyoruz. Bilginizin yanına biraz da hayret ekleyelim.

“Her şey bana biraz garip görünmeye başlıyor, biraz yapay gibi mesela. Kimi zaman, etrafımdaki hiçbir şeyin gerçek olmadığı duygusuna kapılıyorum. Sanki her şey bir sahne ve herkes bir rol oynuyor. Kime gerçekten güvenebilirim? Sonunda cesaretimi toplayıp bu durumdan karıma söz ettim. Bana garip bir şekilde baktı ve bir doktora görünmem gerektiğini söyledi. Bu davranış pek onun yapacağı şey değil. Aslında, kulağa delice geliyor biliyorum ama gitgide daha sıklıkla, bu kadını gerçekten tanıyıp tanımadığımı düşünmeye başladım. Son zamanlarda çok sinirli ve rahatsız görünüyor; eskiden hiç böyle değildi. Aslında tam olarak neyin değiştiğini söyleyemiyorum ama bütün bu ufak tefek değişiklikler, bana bazen onun aslında benim karım olmadığını düşündürüyor. Evlendiğimiz sıralarda çekilmiş eski bir takım fotoğraflarla, yakın zamanlarda çekilmiş olanları karşılaştırdığınızda, bu değişikliklerden bazılarını gerçekten görebilirsiniz. Parmak izlerini karşılaştırmak bir şeyleri kanıtlayabilir mi diye merak ediyorum…”

-Doktor: Şimdi sana tekrar sormak istiyorum. Şuradaki şey ne? Dikkatlice bak şuraya. Bu ne?

-Mirna: Parmakların.

-Doktor: Benim parmaklarım?

-Mirna: Evet.

-Doktor: Tekrar bak, dikkatlice bak. Tamam mı? … Ne olduklarını söyle bana.

-Mirna: Parmaklar… Parmaklar ve bir cep görüyorum.

-Doktor: Dikkatlice bak. Ne bu? [Mirna’nin elinin arkasına dokunarak]

-Mirna: Elinin arkası.

-Doktor: Benim elimin arkası?

-Mirna: Evet.

-Doktor: Varsayalım ki sana bunun senin elinin arkası olduğunu söyledim?

-Mirna: Sana inanmam ki.

-Doktor: Bana inanmaz mısın?

-Mirna: Hayır, hayır.

-Doktor: Bu senin elin.

-Mirna: Hayır.

-Doktor: Bak, burada sağ elin ve burada sol elin.

-Mirna: Tamam.

-Doktor: Şimdi, bu ne [Mirna’nin sol elini tutarak]?

-Mirna: Elinin arkası!”

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz