Bilgi Köşesi

Dali ve Picasso

‘’Deli bir adamla benim aramda tek bir fark vardır: Deli adam kendini akıllı sanır ben ise deli olduğumu biliyorum.’’

Her ne kadar kendini mizahi bir söylemle böyle ifade etmiş olsa da Salvador Dali, bize göre onu tanımlayan en uygun sözü şu olurdu: ‘’Tanrı’ya inanıyorum ama inançlı değilim.’’

Kübizm’in ve Dadaizm’in de anlayışını benimseyen, İspanya doğumlu sürrealist ressamın inançsızlığı dediği gibi Tanrı’ya değildi. Çizdiği resimlereydi… Hiçbir kurala bağlı olmayan ama içinde anlayana göre derin mesajlar barındırıp anlamayana göreyse sadece farklı çizimlerden meydana gelen bir tablo olmaktan öteye gitmeyen resimleri, bu yüzden tartışmaya çok açıktı.

Peki tablolarında bağımsızlığını böylesine ilan etmiş biri, birinin düşüncelerine bağlı kalabilir miydi? Garip gelse de Dali, kendine hiç yabancı olmayan birinin yolundaydı daima.


Pablo Picasso. Kendi daha iyi resim çizdiği için babasına ressamlığı bıraktıran büyük bir isim. Kübizm akımının kurusu sayılan Pablo Picasso sanata ve dolaylı yoldan sanatına şöyle bir açıklama yapıyor: ‘’Sanat, gerçekleri tanımamıza yardımcı olan bir yalandır.’’  Peki, sanatı karşısındaki kendisi neydi: ‘’Küçük bir çocukken annem bana şöyle demişti: ‘Eğer asker olursan general olacaksın, rahip olursan Papalığa yükseleceksin.’ Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak kaldım’’ diyerek açıklıyor kendini. Tablolarında yer alan bir belirsizlikle anlatmış yine kendini, her açıdan farklı bir anlam çıkarmaya müsait tabloları ve cümleleri onu Kübizmin tahtına yakıştırıyor bu yüzden. Bugün bu iki büyük ismi aynı payda da birleştirmek çok kolay ama anlatmak çok zor. Kendilerini herhangi bir kalıbın içine sığdırmayan Dali ve Picasso için net bir çizginin varlığından asla bahsedemeyiz. Sırf onları anlamak için böyle bir hataya düşmek yerine hayal gücümüzün sınırlarına ulaşmak daha makul gelecektir.


Onlar kendilerini bizlere her perspektiften farklı anlamlarla sunarken bizler bazen onların deli olduğunu düşünürüz ama eğer onlar diğer insanlardan farklı olacaklarsa bu tabiri kabul ederlerdi. Çünkü farklı olduklarını bilen insanlardı.

Aynı noktada birleşiyorlar çünkü farklı olduklarını biliyorlardı, onları birbirinden ayrına tek şey hayat hikayeleriydi. Onları aynı yolun başında birleştirense Dali’nin, Pablo’ya olan hayranlığının sonunda kendini İspanya’dan, Fransa’ya sürüklemesiydi, tanışmaya büyük heves ettiği Picasso ise o sıralarda Dali’nin çalışmalarını yakından takip ediyor ve beğeniyordu.

Dali’nin hayranlığı o kadar büyüktü ki tanıştıklarından 20 yıl sonra açtığı bir sergide, çizdiği bir tabloyla Picasso’yu ‘’21. Yüzyılda Pablo Picasso’’ başlığı altında şu resimle somutlaştırmıştı:

Aralarında yirmi yıl kadar bir yaş farkı olsa da fikirleriyle aynı zaman diliminde buluşuyordu İspanya doğumlu her iki ressam. Fikirlerin saat, dakika bilmediğini ifade etmelerinin yanı sıra sürrealizmi ve kübizmi seçerek bu düşünceyi tescillendiriyorlardı. Onlar zamanın çok ötesinde de olabilirlerdi çok gerisinde de ama asıl istedikleri zamanı yok etmekti.

Picasso hiçbir zaman sürrealizmden etkilenmedi ama sürrealist fikirleri kendine yakın buldu ve sürrealistler ise Picasso’yu ilham kaynağı olarak gördü. Dali ve Picasso bu yüzden hem bir rekabet hem de bir iş birliği içindeydi.

Onları ortak noktada birleştiren şey çizim teknikleri gibi basit bir konu değildi, öyle ki her iki ressamın da birer tablosuna baktığımızda birbirlerinden nasıl etkilendiklerine şaşırmamız çok doğal. Binlerce farkla çizilmiş tabloların tek ortak noktası ve onları 20. yüzyılda bir araya getiren tek neden tablolarına yükledikleri milyonlarca anlamdı.

Her yaştan kesim bu büyük iki ressamın tablolarına baktığında çok değişik şeyler görebilir ya da çok korkunç şeyler de görebilirdi, kimine göre saçma kimine göre fazla anlamlı bazen akıl sağlığını yitirmiş birinin çalışması olarak görür ya da bir ilk okul çocuğunun karalaması olarak algılar ince düşünen birine göre de bu tablolar gerçekten bir ressama aitti. İşte bu yüzden Salvador Dali ve Pablo Picasso diğerlerinden farklıydı ama birbirlerine çok benziyorlardı.

Onlar bizi kübizmin görünmeyen taraflarından alıp sürrealizmin sınır tanımazlığına taşıyan ustalardı. Günümüze kadar hala ilham kaynağı olan bu iki ressamı böylesine silinmez yapan zamanın sınırlarını yıkmaları olabilir mi?..

https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:


Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz