Bilgi Köşesi

Dünyayı Değiştiren Gemiler

Tarihteki olaylarda hep kaşifler, mucitler ya da komutanlar ön plandadır. Genel çerçevede ön planda olan kişiler bizim için yeterli olur. Nitekim öyle araçlar vardır ki kişilerin başarılarındaki katkılarından dolayı onların gölgesinden sıyrılıp incelemeye değer hale gelirler. Dünyayı Değiştiren Gemiler başlığı altında bugün sizlere bilgi mirasına hizmet eden beş ünlü gemiyi anlatacağız.

Santa Maria (La Gallega)

Yeni Dünya’nın öncüsü Santa Maria, ünlü coğrafi kâşif Kristof Kolomb’dan sıyrılmayı başarmış bir gemidir. Bu gemi belki de bilinmeyen coğrafyalara yol almış pek az gemiden biri olma unvanına sahiptir. Santa Maria’nın başından geçenler de en az Kristof Kolomb’un keşfi kadar ilginçtir. İsmine bakarsak ilk başta tökezliyoruz çünkü geminin adı konusunda iki güçlü görüş var. İlk görüş geminin asıl adının La Gallega olduğu yönünde. Gallega, Galiçyalı sözcüğünün İspanyolcası. Zaten Santa Maria da Galiçya’da (Sözü edilen Galiçya İspanya’nın en batısında yer alan özerk bir bölgedir. Orta Avrupa’daki Galiçya bölgesiyle karıştırılmamalıdır) inşa edildiği için bu görüş genel bir kabule sahip. Yine bu görüşe göre La Gallega, Kolomb’un komutasına girdiğinde ismi Kolomb tarafından Santa Maria (Azize Meryem) olarak değiştirilmiştir. Diğer görüş ise geminin adının baştan beri Santa Maria olduğunu savunuyor.

Gemiyi inşa ettiren aynı zamanda sahibi olan Juan de La Cosa’dır. La Cosa başarılı bir kaptan, rehber ve girişimciydi. Bu özelliklerin St. Maria’nın Kolumbus’un eline geçmesinde büyük pay sahibi olduğunu belirtmek gerekir. Kolumbus, İspanyol kraliçesinin yeni toprakların keşfi için bir sefer duyurduğunda kraliyet donanmasına yeni atanmış bir amiraldi. Seferin başlaması için ise sadece on günlük süre tanındı, bununla beraber kendisi ve kraliyet yetkililerine sefer için üç gemi seçme emri verildi. On günlük süre içinde limanları ve gemileri araştırma imkânı olmadığından o sırada Palos Limanı’nda hazır olan gemilerden seçim yapılmak zorunda kalındı. İki gemi yetkililer tarafından seçildi (Nina ve Pinta). Üçüncü geminin seçimi ise Kolomb’a bırakıldı. Kolomb limanda sözünü ettiğimiz rehber ve kaptan Juan de La Cosa’nın da olması avantajıyla beraber Santa Maria’yı seçti. Santa Maria seçilen üç geminin en büyüğü oldu.

Atlas Okyanusu’nu otuz yedi günde baştan başa sağlam bir şekilde geçen bu gemi ne yazık ki trajikomik bir şekilde yok oluşa sürüklendi. Yeni Dünya’nın keşfinden sonra plansız bir yolculuğa devam eden Santa Maria on hafta sonra bugünkü Haiti kıyılarında mürettebatın tedbirsizliği sonucu gece vakti kayalıklara çarparak karaya oturdu ve ardından batmaya başladı. Geminin enkazından parçalar kullanılarak ise Yeni Dünya’daki ilk İspanyol kolonisinin yerleşim sembolü olan Fort Navidad (Yılbaşı Kalesi) inşa edildi. Gemi enkazının denize batan kısmı ise ancak 2014 yılında kesin olarak bulunabildi.

Mayflower

Mayflower gemisi tek bir cümleyle özetlenebilir: Yeni Dünya’nın tohumlarını taşıyan gemi. Mayflower sözcüğü geminin adı olmakla beraber aynı zamanda ABD’nin kuruluşundaki temel antlaşmalardan birinin de adıdır. ABD’yi kuran geminin serüveni bizi Birleşik Krallık’taki Püritenler’e (daha sonra Pilgrimler olarak anılacaktır) götürüyor. Kimse kendi ülkesini öylece bırakıp bilinmeyen topraklara göçmeyeceği için Püritenler’in Mayflower yolculuğunun nedenine bakmadan geçmemek gerekir. Püritenler Birleşik Krallık’ta devlet-kilise yönetiminin olduğu dönemde farklı bir Hristiyanlık anlayışına sahiptiler. Baştaki kilisenin anlayışına uyum sağlayamamalarından ötürü reformlar elde etmeye çalışsalar da başarısız oldular. Kilise-devlet anlayışı nedeniyle hem Birleşik Krallık’ta kalıp hem de mevcut kilise anlayışının dışında kalamayacakları için (kiliseden ayrılma devletten ayrılma anlamına da geliyor) önce Hollanda’da (fikri yakınlık dolayısıyla) yaşamaya çalışsalar da bunu da başaramadılar. Bu nedenle Yeni Dünya’ya göç edip kendi görüşleri çerçevesinde “sıfırdan” bir toplum oluşturma fikrini benimsediler.

Mayflower gemisi de bu yolculuğa olanak sağlayan gemi olarak tarihe geçti. Püritenler, Mayflower ile Virginia’ya ulaşmayı hedefleseler de çıkan fırtına sonucu kuzeye sürüklendiler ve Cape Burnu’nun (Cape Cod) New England bölgesinde karaya çıktılar. Gemi seyahatinde imzaladıkları Mayflower Sözleşmesi ile demokratik ve özgürlükçü bir toplum kurma işi de işte orada başladı. Gerisi malumunuz o zaman ABD’nin çekirdeği oluştu ve günümüze kadar ulaştı. 2020 yılında yolculuğun 400. Yıldönümü kutlamaları planlansa da pandemi nedeniyle ertelendi.

HMS Beagle

Darwin’in bilim dünyasını derinden sarsan teorisi beş yıllık bir deniz serüveni sonucu şekillenmişti. Darwin’in bu muhteşem gezisinin tek bir kahramanı vardı, o da HMS Beagle’dı. Bu nedenle kendisi küçük ama yaptığı iş çok büyük olan ve adını tarihe altın harflerle yazdıran, okyanusların o muazzam dalgalarına gövdesi çatırdayarak karşı koyan, Darwin gibi bir doğa bilimciyi, o ada senin bu ada benim dercesine okyanuslarda dolaştıran bu geminin özelliklerinden söz etmeden geçilemez. Önce ismine bakalım, Beagle, çevik İngiliz tazılarına verilen bir isim ve gemiyi çok iyi nitelediğini söylemek gerekir zira HMS Beagle da küçük ve manevra kabiliyeti yüksek bir yelkenliydi. Yapılış amacı 1802’deki Napolyon Savaşları’nda kullanılmaktı. Savaşların ardından ise batimetri (derinlikölçüm) ve kıyı haritalama gibi görevler üstlenen Beagle okyanuslara üç keşif seferi yapmıştır. Nitekim bunlardan en dikkat çekici olanı Charles Darwin’i taşıdığı ikinci seferdir. İngiltere’den başlayan yolculuk, Güney Amerika’nın doğu ve batı kıyılarına, çevresindeki adalara, ardından Pasifik Okyanusu’na, ünlü Galapagos Adaları’na, Yeni Zelanda’ya, Avustralya’ya, oradan Afrika kıyılarına uzanır.

Gezdiği her bir yerde doğanın çeşitli mucizelerine tanık olan Darwin gözlemleri aracılığıyla türlerin gelişimine ve dini inançların yaratılış fikirlerine yeni bir pencere açmıştır. Bu seyahat süresince muhtemelen daha önce hiçbir doğa bilimcinin fırsat bulamadığı kadar geniş gözlemlerde bulunmuş ve pek çok hayvan türüyle ilk defa tanışmıştır. HMS Beagle muhteşem araştırma gezisine başladıktan 4 yıl 9 ay 5 gün sonra İngiltere’ye geri döner. Beraberinde Darwin, koleksiyonları, notları ve yeni düşünceler vardır. Darwin çekine çekine fikir yürütmektedir: “Türler değişiyor!” Galilei’nin “Dünya dönüyor!”undan sonra bilimsel devrimin ikinci atılımı kapıdadır. Darwin edindiği tüm yeni bilgileri “Beagle Yolculuğu” adıyla da kitaplaştırdı. Ne gemi ama değil mi?

HMS Endeavour

İngiliz donanmasında aynı ismi taşıyan birkaç Endeavour olsa da şüphesiz bunlardan en ünlüsü Teğmen James Cook’un komutasındaki Endeavour’dur. 1764 yılında Earl of Pembroke (Pembroke Kontu) adıyla kömür taşımacılığı için üretilen geminin talihi İngiliz donanmasının 1768 yılında onu satın almasıyla birlikte bambaşka bir yola sapar. Endeavour eski kimliğinden tamamen sıyrılarak “Bilinmeyen Güney Toprakları (Terra Australis Incognita)nın keşfi yolculuğuna dahil edilir. İngiltere’nin güneyindeki Ağustos 1768’de Plymouth Limanı’ndan demir alan Endeavour 1769 yılında Tahiti’ye ulaştı ve orada Venüs’ün Güneş’in önünden geçişini gözlemleme fırsatını doğurdu. Aynı yılın eylülünde de Yeni Zelanda’ya uzun zaman sonra (söz konusu bölgeye en son ulaşan gemici James Cook’tan 127 yıl önceydi) demirleyen ilk Avrupa gemisi oldu.

Nisan 1770’te Endeavour tarihe geçen keşfini yaptı: Avustralya’nın doğu kıyılarına ulaşan ilk gemi olmuştu. Bu nokta günümüzde Sydney’de Botany Körfezi’dir. Mayıs 1770’te Büyük Mercan Resifi’nde büyük bir faciadan kurtulan Endeavour’un ışığı ne yazık ki Pasifik Yolculuğu dönüşünden sonra unutuldu. Dönüşünden sonraki üç yılı Falkland Adaları’na asker ve kargo taşımacılığıyla geçirdi. Daha sonra satılarak özel mülk haline gelen Endeavour 1775 yılında Lord Sandwich olarak isim değiştirdi ve Baltık Denizi’nde kereste taşımaya başladı. 1778’de Amerikan Bağımsızlık Savaşı nedeniyle İngiliz donanması tarafından askeri nakliye amacıyla tekrar kiralanan Endeavour maalesef bir liman baskını sonucu denizin derinliklerine gömüldü.

Nao Victoria

Nao Victoria: Dünya’nın kenarından düşmeyen gemi… Victoria, Portekizli kaşif Ferdinand Macellan’ın gemisiydi fakat Macellan’ın elde edemediği bir unvana sahip oldu. Victoria dahil beş gemi 10 Ağustos 1519’da İspanya Sevilla’dan destansı bir yolculuğa başladılar. Filipinler’e kadar oldukça iyi ilerleyen keşif gezisi Filipinlilerin Macellan’ı öldürmesiyle birlikte karardı. Nitekim Macellan ile birlikte olan denizci Juan Sebastian Elcano yine de bu keşif gezisini tamamlayarak İspanya’ya dönebildi. Yolculuk sırasında beş geminin kimi keşif için denize fazla açıldığından battı, kimi karaya oturdu kimi ise yağmalandı. Bu talihsizliklerden başarıyla kurtulan tek gemiydi. Bu nedenle Macellan dünyayı baştan başa dolaşan ilk insan olamasa da gemi Victoria hem dünyayı baştan başa dolaşan hem de tüm meridyenleri geçebilen ilk gemi oldu. Bu seyahat o dönem lamaları ve penguenlerin keşfini sağladı ve Dünya’nın çevresi de dolaylı olarak hesaplandı, bununla beraber bize Macellan Boğazını da bir hatıra olarak Şili de bıraktı. Ayrıca seyahat dönüşü de güney ve kuzey yarımküreler nedeniyle zamanın coğrafi olarak değiştiği fark edildi ve uluslararası bir saat sistemine olan ihtiyaç gün yüzüne çıktı.

https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Yeni Youtube videomuz için:

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz