Kitap İncelemeleri

Eylül

Eylül… Yazın cıvıltısının sona erip kasvetli havalara kucak açan ay. Ağaçların tüm görkemini yitirip sadece kuru dallarla çırılçıplak soyunmasına sebep veren ay. İnsanları eve, karamsarlığa hapseden ay. Peki, ay olan Eylül bize bunları hissettiriyorsa roman olan Eylül neler hissettirir acaba?

Bazen bir sevginin en saf noktası bazen de bir aşkın girdabını, zaman zaman un ufak olan kalbi hissettiren Eylül, ilk psikolojik roman olmaktan ziyade konusuyla ve anlatımıyla da başarıyı yakalayan bir eserdir. Edebiyatın kapısını 16 yaşında ‘’Düşmüş’’ öyküsüyle aralayan Rauf, öyküsünü ‘’üstadım’’ dediği, elinden tutan ve bu kapıyı aralamasında en büyük payı olan Halit Ziya Uşaklıgil’in Hizmet gazetesinde yayımlamasıyla ilk adımını atmıştır. Mektep ve en önemlisi Servet-i Fünun’daki yazıları ile tanınmış ve Halit Ziya Uşaklıgil’den sonraki en önemli Servet-i Fünun yazarı olmuş asıl ününü ise Eylül romanı ile kazanmıştır. Usta yazar romanlarında psikolojik tahlillere önem verdiğinden kahraman sayısını az tutmuştur. Romanlarının hemen hemen hepsinde okuyucularını doğduğu, okuduğu ve yaşadığı İstanbul’da ağırlar; bizlere sahilleri, çayırları, sokakları ustaca tasvirleriyle gezdirir.

Mehmet Rauf’un kaleminden çıkmış olan Eylül bir aşk üçgenini konu ediyor. Bu aşk üçgeninin ilk köşesini zoraki yaşadığı evden, o evdeki insanlardan ve evin bulunduğu konumdan memnun olmayan Süreyya oluşturuyor. Süreyya, dışarıda akıp giden hayata karışma arzusu ile dolup taşarken babasının sabit fikirli ve anlayışsız olmasının kurbanı olduğu evde sadece biricik eşi Suat’ın yanında nefes almaktadır. Suat’ın varlığı, iyi huylu olması Süreyya için müthiş bir fırsat ve belki de hayatının şansıdır. Doğru tahmin! Suat bu aşk üçgeninin ikinci köşe görevini üstleniyor. Kendisine saygılı, kocasına sadık bir eş olan Suat evini, hayatını ve hislerini paylaştığı kocasının mutluluğu için onu bu esir düşmüş hayattan kurtarıyor ve hikâyenin başlangıcına getiriyor. Burada eksik olan bir parçamız daha var; Süreyya’nın amcasının oğlu Necip. Bu aşk üçgeninin tamamlayıcı ve son köşesini de o oluşturuyor. Evliliğe karşı ve kadınları bir tehdit olarak gören Necip, Suat ve Süreyya çiftinin birlikteliği ve uyumuna hayran olur hatta sırf bu aşka bakarak bile içinde küçük umutlar yeşertmeye başlar. Suat ile Necip arasındaki aşk tenlerin değil ruhların birleşmesiyle başlar. Süreyya’nın varlığı bu iki âşık ruh için hep bir engeldir fakat bu engel belki de aşkların en güzelini yaşamalarını sağlamıştır. İkisinin de Süreyya’ya olan sevgi ve saygısı aşklarını birbirlerinin gözlerinde, kalplerinde ve zihinlerinde yaşamasına sebebiyet vermiştir.

Romandaki karakterlerden yola çıkarsak yazarımıza karakter olarak en yakın bulduğum Necip’tir. Müzik sever ince ruhu ve romanda adı geçen parçalar tıpkı yazarımız gibi Necip’in de Fransız sanatına ilgisi olduğunu gösteriyor. Necip’in zaman zaman sevdiği kadın için ölme fikri yazarımızın geçmişte yaşanan ve Halit Ziya Uşaklıgil’in önlemesiyle sadece teşebbüsle sonlanan intiharını anımsatıyor. Mehmet Rauf da umutsuz bir aşkın pençesine düşer ve intihar etmeye karar verir. İntihar edeceği günü ve saati bildiren bir mektubu arkadaşı Hüseyin Cahit’e gönderir ve o da Halit Ziya Uşaklıgil’i yanına alarak yazarımızın evine gelir, onu adadaki evinde yataktayken bulur ve kurtarırlar. Sevginin çeşitlerini gözler önüne seren Mehmet Rauf her sevginin özünde saf olduğunu da okurlarına aktarıyor. Etik kurallarına uymayan bu aşk üçgenini usta yazar öyle bir ele alıyor ki anlatılan hisleri okurken yaşıyorsunuz, bazen doğruya küsüp yanlıştan yana olmak istiyorsunuz. Adını hüzün ve matem ayından alan esere belki de hiçbir isim bu kadar yakışmazdı. Ruhun derinliklerine hitap eden Eylül, bünyesinde büyük kalp kırıkları içerse de sonunda vuslata göz kırpıyor.

“O kadar tecrübe görmüşler, öyle acılarla yaralanmışlar, öyle şeyler hissetmişlerdi ki bu iki dakikalık sessizliğin sonunda birbirlerine bakarlarken sanki o ayrı düşünülmüş, korkulmuş şeyleri birbirlerinin gözlerinde görür gibi oluyorlardı.’’

Tavsiye 1:

Mutlaka Okunması Gereken Türk Edebiyatı Romanları

Tavsiye 2:

Türk Edebiyatçıların Şaşırtıcı Bağlantıları

Armadillo’ya Destek Olmak İçin Gördüğünüz Herhangi Bir Reklama Tıklayabilirsiniz.

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz