Bilgi Köşesi

Ferhunde Melikzade Nasıl Katledildi? | Kabil’in Utancı

Bir Afgan atasözünde çok güzel bir öğreti vardır: “İyi bir yıl, baharı tarafından belirlenir”.

Ne üzücüdür ki yıllardır Afganistan’ın üzerine doğmayan güneş, bu toprakların umudu arayan insanlarına baharları da mevsimleri de getirmez oldu. Orta Doğu’nun en köklü tarihlerinden birine sahip olan bu ülkeyi bizler maalesef kültürel, tarihsel değerleriyle değil yaşadığı siyasi sorunlar yüzünden tanımaktayız. Afganistan’ı siyasi sorunları yüzünden tanıyoruz çünkü hukuki, ekonomik, din ve eğitim gibi birçok konunun temelindeki sarsıntı, siyaset tarafından vurulan darbeler yüzünden gerçekleşmektedir. Bu yüzden Afganistan’da yaşanan sorunların gündemimizde olması da kaçınılmazdır.

Yıllardır süre gelen baskıcı rejimin yönetiminde baz alınan dini kurallar gereği toplumun şu an olması gerektiği konumdan oldukça geri kaldığını ve özellikle bu geri kalmışlığın kadın ve çocuklar üzerinden kendini daha net bir şekilde gösterdiğini de biliyoruz. Ve yine bizler Afgan coğrafyasında neler yaşandığını Hosseini’nin kitaplarında okuyor ve yüreklerimizi dağlıyoruz. Fakat bu sefer bir roman değil, gerçeğin ta kendisi ile karşı karşıyayız.

Bu baskıcı rejimin ‘’din’’ adı altında onlarca insanı canice katlettiğini bizler artık medya aracılığıyla görsek ve duysak da emin olun bu düzeni savunanlar hâlâ dini gerekçeleri öne sürerek yaptıklarının doğru olduğunu iddia ediyorlar. Bugün, Afganistan’da yıllardır süregelen bu düzenin ortaya çıkardığı en acı hikayelerden birini anlatacağız. Halkın din yoluyla nasıl manipüle edildiği ve insanoğlunun canilikte sınır tanımadığı bu hikâyede insanı dehşete düşüren o kadar çok ayrıntı var ki kendimizi ve insanlığımızı sorgulamadan edemiyoruz. Asıl inanılmaz olan ise olayın bundan sadece 6 yıl önce 2015 yılında yaşanmış olmasıdır. 21. yüzyılı sadece sayılarla yaşayan Afganistan’ın kara lekesi olan bu hikâyede maalesef ki başkarakterimiz masum ve iftiraya uğramış gencecik bir kadın: Ferhunde Melikzade. 27 yaşında Afganistan’da İlahiyat Fakültesi’nde okurken, dinsizlik iftirasıyla halk tarafından darp ve linç edildikten sonra yakılarak öldürülen bir kadın! Evet yakılarak öldürüldü ve üstelik tüm bunlar video kayıtlarına alınarak daha sonra internete sızdırıldı. Gelin koca bir baharı Afgan halkına zehir kusturan o mart ayına gidelim:19 Mart 2015.

Ferhunde Melikzade o gün başkent Kabil’de yaptığı türbe ziyaretinden sonra, çocuğu olmayan kadınlara muska sattığı gerekçesiyle bir adamla tartışma yaşamıştı. Tartışmanın geneli Kur’an’da muskanın yerinin olmadığı ve bunların tamamen batıl inançlar olduğu üzerineydi. Üstelik dini değerlerine oldukça bağlı ve bir din öğretmeni olan Ferhunde için bu konular oldukça hassastı. Muska satıcısı adamla ve onun müşterileriyle giriştiği tartışma sonucunda o gün için olay, muska satıcısının Ferhunde’yi tezgahının önünden kovmasıyla kapanmıştı. Fakat Ferhunde’ye karşı kinlenen muska satıcısı tam bir ay sonra, bu gencecik kadının hayatını mahvetmek için hazırda bekleyecekti.

Tam bir ay sonra Ferhunde Melikzade ’yi yeniden türbe ziyaretinde gören muska satıcısı adam, yaktığı birkaç parça kâğıdı Kur’an’ın içine koydu ve kalabalığa doğru bağırarak Ferhunde’nin dinsiz olduğunu ve bu yüzden Kur’an’ı yaktığını söyleyerek halkın dikkatini çekmeye çalıştı.

“Kadın Kur’an’ı yaktı, siz nasıl Müslümanlarsınız? Gelin, dinimizi savunun!” nidaları eşliğinde kalabalığı Ferhunde’ye karşı kışkırtmayı başaran iftiracı muska satıcısının yalanlarının ardından, kalabalığın Ferhunde’yi linç etme girişimleri çok kısa bir süre sonra başladı. Sözde Müslüman olduğunu iddia eden ve kendi dinlerini ölesiye savunan gözü dönmüş kalabalığın içinde yalnız başına kalan Ferhunde’nin duyulan ilk ve en net sözleri şunlar olmuştu:

Ben bir Müslümanım, Müslüman Kur’an yakar mı?’

Elbette yakmazdı ve zaten böyle bir şey asla olmamıştı fakat insanlığa önem veren bir dinin savunucuları, sözde dinlerini koruma adı altında bir insanı diri diri yakabilmişlerdi…

Ferhunde’ye kendini savunabilme hakkı bile verilmemişti. Sopalarla, taşlarla, yumruk ve tekmelerle dövülen genç kadın için hazırlanan son maalesef bizlere insanlığımızı defalarca kez sorgulatır nitelikteydi. Gözü dönen cahil halk bizzat Ferhunde’nin kendi halkıydı; belki de Ferhunde Melikzade için en katlanılmaz olan şey kendi halkı tarafından haksızlığa uğramış olmasıydı. Sonu gelmeyen linç girişiminin sonunda Ferhunde ilk kez polisler tarafından koruma altına alınmak için bir çatıya çıkartılmaya çalışıldığında maalesef kalabalık tarafından yere düşürülmüş ve kafasının üzerinden arabayla geçilmişti.

Ferhunde’yi kurtarmak yerine, ona yapılanları kayıt altına alan bir toplumdan ziyade o günün Afganistan için kara bir leke olmasındaki en büyük etken polislerdi. Video ve fotoğraflarda görünen polislerin olaya müdahale etmek için oldukça isteksiz görünmesi kan dondurur nitelikteydi. Günün sonunda Ferhunde’nin bedeni gerici halk tarafından yakılmış ve yakıldıktan sonra boynuna ip bağlanarak meydanlarda gezdirilmişti. Ferhunde bir hiç uğruna o gün başına gelen her şeyi nefes alırken yaşamıştı. Yakılırken bile canlıydı.

Olaydan sonra 49 kişi tutuklanmıştı. İlk olarak tutuklanan 49 kişiden 4’ü idam cezasına çarptırılmış fakat daha sonra cezaları 20 yıl hapse çevrilmişti. 8’i ise 16 yıl hapis cezası almış ve 18’i de serbest bırakılmış, olaya müdahale edemeyen ya da etmek istemeyen polisler ise 1 yıl hapis cezası almıştı! Ortada linç edilen ve yakılarak öldürülen suçsuz bir kadın vardı ve tüm görsel kanıtlara rağmen sanki kimse bunun sorumlusu değilmiş gibi suçu akli dengesi yerinde olmadığı iddia ettikleri Ferhunde’de bulmuşlar ve onu günahkâr ilan etmişlerdi.

Fakat Ferhunde şanslıydı. Katledildikten sonra ailesi ve yakınları bir an olsun ondan şüphe duymamışlardı. Öyle ki onun adını yaşatabilmek için soyadlarını Ferhunde (Farkhunda) olarak değiştirmişlerdi. Katledilişinin ardından günlerce sokaklara çıkan halk, Ferhunde’ye yapılanları protesto etti. Onun cenazesi ise yüzlerce kadın tarafından taşındı ve yine onlar tarafından defnedildi. Erkek egemen anlayışıyla hareket eden ve dini bir araç olarak gören toplumlarda maalesef kadın cinayetlerinin akıl almaz boyutlara ulaştığını, bugün elimizdeki teknolojik imkanlarla daha net görüyoruz. Ferhunde’nin acı hikayesi bu cinayetlerden sadece biriydi. Ferhunde’nin ölümünün utancı Kabil toprakları üzerinden asla silinmeyecek, o şehrin hüviyeti asırlar boyu hüznünü koruyacak. Ama o gencecik kız öldükten sonra ne faydası var? Halil Cibran’ın da dediği gibi:

İnsanlık, insana yalvarıyor ama kulak veren yok

BBC’nin Ferhunde’nin katliamı için hazırlamış olduğu belgeseli izlemek için:

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz