Film Yorumları

Frances Ha

Frances Ha, kendisinden ve küçük mutluluklarından ödün vermek istemeyen bir kadının yetişkin dünyasına direnmesinin hikayesi. Hem de dans ederek! Geçmişte yıllarca yoksun kaldığımız için ‘’gerçek’’ ve insani derinliği olan kadın karakterler izlemeye bayılıyoruz.  Greta Gerwig aracılığı ile izlediğimiz Frances ise tüm gerçekliği ve samimiyetiyle yüzümüzde kocaman bir gülümseme bırakıyor.

Frances ile başladık çünkü bu film Frances’in hiç de masalsı olmayan ancak küçük mutluluklarla dolu, gerçekçi hayatından bir kesiti anlatıyor. Bir şirkette stajyer dansçı olarak çalışan ve 20’lerinin sonunda olan Frances’in görünürdeki en büyük amacı şirkette kalıcı bir dansçı olarak çalışmaktır. Ancak Frances’in her şeyden çok sevdiği ve belki de bağımsız karakterine ters düşerek eş bağımlı –codependent- olduğu en iyi arkadaşı Sophie, birlikte yaşadıkları evden çıkacağını söyleyince zorlu bir süreç başlıyor. Sophie’nin gidişi, Frances’i yetişkin dünyasının ortasına düşürüveriyor. O, geleceğinde önemli şeyler olduğunu biliyor ancak geleceğin gelmesini beklemeden nasıl yaşamamız gerektiğini de gösteriyor. Bize ise onu tüm tatlılıklarıyla, komiklikleriyle, insani kusurlarıyla ve tuhaflıklarıyla izlemek düşüyor.

Evet, bu tam olarak Frances’in hikayesi. Hatta filmde onun olmadığı tek bir sahne bile yok. Kamera sürekli onu, zaferlerini, kayıplarını ve mutluluk danslarını takip ediyor. Ancak diğer karakterler gözümüze önemsiz ve sıradan gibi gelmiyor. Alışılagelmiş ‘’herkesten farklı çocuksu kadın ve robotik dünya’’ formülü uygulanmıyor. Diğer karakterler topluma ayak uydurmuş robotlar değiller. Her karakter Frances kadar gerçek; hepsinin duyguları, hırsları ve hataları var. En önemlisi de her karakter aynı bizim gibi mutlu olabilen, mutluluğu kovalayan ancak modern dünyanın yalnızlaştırdığı çaresiz bir birey. Belki de en klişe sahne bocalayan Frances’in evli ve hayatını düzene bindirmiş arkadaşlarıyla yemek yediği sahne. Muhabbete uyum sağlayamayacak ve tuhaflıklar çıkaracak Frances’i izleyeceğimizi anlıyoruz. Önyargıyla gözlerimizi devirmek üzereyken sahnenin basitliği ve gerçekliği bizi içine çekiyor. Belki bir bakış, bir söz, bir gülüş klişe olan sahneyi samimi ve orijinal hissettirmeye yetiyor.

Noah Baumbach tarafından çekilen film, karmaşık anlatım teknikleri yerine hayatımızı oluşturan küçük anlara, hareketlere, yansımalara ve en önemlisi diyaloglara odaklanıyor. Filmin siyah-beyaz olması da odağımızı dağıtacak aşırılıkları engelleyerek naif ve aynı Frances gibi bağımsız, estetik bir his bırakıyor. Aynı zamanda senaryonun da yazarı olan Greta Gerwig filmin siyah beyaz olması hakkında şunu söylüyor:

Büyük süper-kahraman filmlerinin zamanında siyah-beyaz bir film yapmak sanki ‘biz hala bunu yapıyoruz’ demek gibi. Biz hala ‘filmler’ yapıyoruz. Bir başkaldırı gibi hissettiriyor.

Şunu da eklemeden geçmeyelim ki New York sokaklarını siyah beyaz gezmek de hafızamızda ikonik görüntüler bırakıyor. Siyah-beyaz ve cesur film, Fransız Yeni Dalga tekniklerini kullanıyor. Stüdyo çekimini reddeden Fransız Yeni Dalga, Frances Ha’da bolca gördüğümüz hareketi ön planda tutuyor. Ana karakterimizin içinde bulunduğu topluma yabancılık çekmesi, filmin ana akım filmlerden uzak ve düşük bütçeli olması, pahalı dekor kullanılmaması gibi elementler de Fransız Yeni Dalga akımının özelliklerinden.

Greta Gerwig, Frances ile unutulmaz bir performans sergilese de tek yeteneği bu değil. Gerwig, filmin yönetmeni Baumbach ile birlikte Frances Ha’nın senaristliğini de yapıyor. Kendisi 2019’da çıkan Küçük Kadınlar’ın yeni uyarlamasının ve 2017’de çıkan Lady Bird’ün yönetmenliğini üstlenerek de ses getirmişti. Bu çok yönlü ve yetenekli kadınla henüz yollarınız kesişmediyse işlerine göz atmanızı şiddetle öneriyoruz.

Gelelim Frances’in biricik çocuğuna, çıkardığı dans koreografisine. Dans sahnesini izleyecek olursanız Frances’in kimsenin büyümekte zorlanmadığı bir dünyada büyüme sancıları çektiğini koreografisine yansıttığını görebilirsiniz. Ama zaten bazı insanlar yetişkinlik konseptine teslim olmak zorunda olsa da asla büyümezler. Frances da o yüzden Frances Ha olarak kalıyor zaten.

Kalıplara sığdıramadığımız bu film drama-komedi olarak geçse de aslında kategorize etmek zor. Yalnızca içimizden, aşina olduğumuz bir hisse kapılıp gitmek isterseniz mutlaka bir şans verin. Gülümsetirken bir yandan da hayatın çok tanıdık yalnız anlarını yakalayan 2012 çıkışlı Frances Ha, unutulmazlar listenize girecek. Filmden öğrendiğimiz bir şey varsa o da şu: Sokakta dans edin…

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz