Biyografiler

George Orwell

Bugün sizlerle edebiyat dünyasında adına sıkça duyduğunuz, keyifle okuduğunuz ve yaşamını merak ettiğinize inandığımız George Orwell’ın hayatından kesitleri paylaşacağız. İngiliz Edebiyatına yeni bir soluk getiren Orwell 1903 yılının haziran ayında yaşama gözlerini açtı. Dünya bir geçiş dönemindeydi; 20. yüzyıl birçok yeni ideolojiye ev sahipliği yapmıştır ve dönemin aydınları da bu kutuplaşmada kendilerine inandıkları bir yer bulmuştur. Kuşkusuz Orwell da sefil geçen çocukluğundan sonra, yaptığı okumalar ve gözlemler ile yaşananları daha iyi yorumlamaya ve kafasında fikirler üretmeye başlamıştır. İlk düşünceleri İngiltere’nin en köklü okullarından biri olan Eton Kolejindeki hocaları vasıtasıyla gelişmiştir. Hemen söyleyelim hocalarından birini çok iyi tanıyorsunuz: Aldoux Huxley nam-ı diğer Cesur Yeni Dünya!

Eton Koleji demişken burada bir ayrıntıdan bahsedelim. Orwell, burada okurken sevmediği bir arkadaşına “büyü” yapmıştı. O arkadaşı kısa süre sonra bacağını kırdı. Yetmedi, aradan biraz daha zaman geçti ve lösemiye yakalandı. Az zaman sonra ise öldü. Orwell ise yaşamı boyunca bu arkadaşını yaptığı büyü ile öldürdüğünü düşündü.

Şüphesiz Huxley’in distopik gelecek düşünceleri onu kaygılandırmıştır fakat kaygılarıyla yüzleşeceği ve somut gerçekliğe ulaşacağı bir zaman olacaktır: Burma Günleri. İngiliz sömürgesi olan Burma da polis memuru olarak görev yapan Orwell burada sosyal adeletsizlik, eşitsizlik ve sömürge kavramları üzerine düşünmüş, yaşanılanları görmüş ve bunu bizim bugün keyifle okuduğumuz “Burma Günleri” adlı kitabında kelimelere dökmüştür. Zira ona ün katacak olan Hayvan Çiftliği ve 1984 adlı kitaplarının temelleri de yıllar öncesinden bu eserde atılmıştır. Bu konu üzerinden çalışmalarını sürdüren Orwell “Wigan İskelesi Yolu”nda da bunları gözler önüne sermiş ve kapitalist düzeni “maden işçilerini anlatarak” eleştirmiştir. Onun bu sosyalist eğilimi İspanya İç Savaşı sırasında zirveye ulaşmış ve faşist Franco karşısında mücadele eden özgürlükçülerin safında silah tutmasına kadar ileri gitmiştir. Fakat yalnız değildir, yanında çok iyi tanıdığınız başka birisi daha vardır: Ernest Hemingway!

Her ikiside savaş sonrası yazdığı eserlerle bize o dönemi anlatmış ve yaşadıklarına dair ipuçları sunmuştur. Hemingway “Çanlar Kim İçin Çalıyor”, Orwell ise “Katalonya’ya Selam” adlı eserleriyle edebiyata İspanya İç Savaşı ile ilgili zenginlikler katmış ve okuyuculara dönemi adeta film gibi yansıtmışlardır.  Fakat Orwell’ın İspanya da yaşadıklarına dair birkaç söz daha eklememiz gerekiyor: Örneğin, bir çatışma sırasında gırtlağından vurulmuştur, iyileştikten sonra ise Stalin yanlıları tarafından tutuklanıp sınır dışı edilmiştir. O günlerde Orwell’ın zihnine atılan bu tohumlar meyvesini verdiğinde, piyasa Hayvan Çiftliği’nden, 1984’ten başka bir şey konuşamıyor olacaktır. Büyük işlerin gizemi her daim ayrıntılarda gizlenmiştir, Orwell da bu noktada bir istisna teşkil etmemektedir. Fakat bu eserlerinin basım aşaması da kolay olmamıştır. Onun siyasi düşünceleri fakirliğiyle birleşince yayın evlerinin pek haz etmediği bir yazar tipine dönüşmüştür, böylece kitapları sürekli red cevabı almıştır. Lakin dünya iki kutuplu bir yer haline gelmiştir ve illaki Orwell’ı destekleyenler de bulunacaktır; nitekim geç olmadan bulunmuştur da. Stalin’in azılı düşmanı deyince tahmin etmekte zorlanmayacağınız CIA, bundan sonra Orwell’ın tüm kitaplarını finanse edecek ve propagandasını yapacaktır. CIA bu iş için batmaya yüz tutmuş olan Secker&Warburg yayıncılığı kullanmış ve o yayınevini kendisinin yönettiği Kültürel Özgürlük Topluluğu Komitesi’nin üyesi yapmıştır.

Orwell ile aynı yollardan geçen bir diğer önemli isim de yine adını sıkça duyduğunuz Bertrand Russell’dir. Onun yayın hayatı da benzer gelişmiş ve sonrasında CIA ile kesişmiştir. Tekrar Orwell’a dönecek olursak, kendi fikirlerini muazzam bir kurguyla besleyerek Hayvan Çiftliği eserini yazmıştır. Böylece etki alanını oldukça genişletmiş ve tabiri caizse “herkesin okuyabileceği bir kitap” haline getirmiştir. Her ne kadar eser Stalin düşmanlığı üzerinden Sovyetleri anlatsa da romanı salt olarak bu şekilde değerlendirmemek gerekmektedir. Eser dönemin Sovyetlerine büyük bir eleştiri getirmiş ve soğuk savaş zamanındaki sol düşünceye iyi bir darbe vurmuştur.

Asıl ününü yakalayacağı 1984 adlı eserinde ise Hayvan Çiftliği adlı romanında iktidarı ele geçiren liderin (domuz Napolyon), halka yaşattıkları büyülü bir distopik dille okuyucuya anlatılmıştır. Hangimiz 1984’ü okuduktan sonra “Büyük Birader” ve “Düşünce Polisi”ni unuttuk ki? Veya hangimiz Orwell’ın bu eserini baz alarak günümüz dünyasını değerlendirmedik ki?


Muhtemelen CIA’ın istediği de buydu ve insanların Sovyetlere olan sempatisini yıkmak istiyorlardı, fakat onlar bununla yetinmeyip 1990 yılında Sovyetlerin kendisini de yıktılar. Maddi açıdan parlak bir yaşam sürmeyen Orwell her ne kadar CIA’in finansörlüğünden sonra parayla tanışmış olsa da sefil günleri ona veremi(tüberküloz) miras bırakmıştır. Fotoğraflardan da gördüğünüz üzere oldukta cılız bir yapıya sahip olan Orwell; kanlı öksürükler, aşırı yorgunluklar ve sürdürülmesi zor bir yaşam sonrası 1950 yılında hayata veda etmiştir. Karşısında çok mücadele verdiği Stalin’in diktatör rejiminin yıkıldığını görmeden gözlerini kapaması onu muhtemelen üzmüştür fakat yazdığı eserler yüzyıldır birçok rejim görüp, birçok rejim yıkmıştır. Orwell’ın kimden etkilenip sosyalist olduğunu biliyor musunuz? Hemen söyleyelim: Beyaz Diş ve Vahşetin Çağrısı adlı eserleriyle zihinlerimizde yer eden Jack London!

Bilindiği gibi o da sol eğilimli bir yazar olup “Demir Ökçe” adlı eseriyle İngiltere başta olmak üzere tüm dünyayı etkilemiştir. Hatta Orwell bu sempatisini ilerleterek Troçki yanlısı bir işçi partisinde dahi görev almıştır. Gördüğünüz gibi yanlızca 47 yıllık bir yaşam, içerisinde savaştan ölüme, gizemden edebiyata, siyasetten felsefeye kadar birçok konuda etkinlik göstermiştir. Ölümünden sonra eserleri sinema sektörüne de girmiş ve 1984 adlı kitabı Micheal Radford tarafından beyaz perdeye aktarılmıştır. Peki hayatı çelişkili midir? Sizce düşmanımızın düşmanı dostumuz mudur? Sol eğilimli bir adamın Sovyetleri eleştirmek için CIA ile işbirliği yapması doğru mudur?

Daha Fazla İçerik İçin:

https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Tavsiye edilen diğer yazımız:

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz