Kitap İncelemeleri

Gulyabani

Esere ismini veren Gulyabani nedir, ne değildir ondan başlayalım öncelikle. Gezginlere, yolculara musallat olup onları mahveden Gulyabani; halk inancındaki mahlûk motiflerinden biridir.  Anadolu kültüründe Ahu Babayla beraber anılmaya başlamış ve insan yediği düşünülen kocaman, uzun sakallı ve asalı bir dev olarak tasvir edilmiştir.

Gulyabani, bazen “Guleybanı” bazı yörelerde de “Aleybanı” şeklinde söylenir.  Vücudu tüylerle kaplı, kocaman, pis kokulu bu acayip varlığın ayakları terstir. Gündüzleri mezara girer, geceleri ise hortlayıp çıkar. Ata binmeyi, at kuyruğu örmeyi ve çocukları çok sever. Bir oyundan çıkarak, onları güldürmeye çalışır.

Kemal Sunal, Şener Şen, Halit Akçatepe, Ayşen Gruda, Adile Naşit gibi usta isimleri buluşturan Süt Kardeşler filmini çoğumuz bilir ve en az birkaç kez izlemişizdir. İzleyenlerin hatırlayacağı gibi orada da bir Gulyabani vakası söz konusudur. Şaban’a, Ramazan’a, Hüsamettin’e gözümüzden yaş gelene dek gülmüş; Gulyabani denen canavardan tırsmışızdır kesinlikle. 

Hüseyin Rahmi ise 1913 yılında yayımladığı bu eseriyle bizi biraz farklı bir Gulyabani ile tanıştırıyor. Olay örgüsü, karakterler, olayların işleyişi filmde biraz farklı konu edilip sadece Gulyabani detayı alınmış. Hüseyin Rahmi’nin diline hâkim olan biri için kitabın gidişatını tahmin etmek aslında çok da güç değil. Zira Hüseyin Rahmi her zaman eğlenceli bir anlatıma sahip, dönemin toplum yapısını, sosyal durumlarını okuyucuya en iyi şekilde aktaran yazarlarımızdan.

Bunun dışında kitap resmi olmasa da ilk korku kitabımız sayılabilir. Konusu da ilgi çekici bulunmuş ki filmlere bile konu olmuş. Gulyabani dediğimiz varlık sonuçta var olmayan, olağanüstü bir varlık. Ama yazarın diliyle, betimlemeleriyle o kadar sahici ki gözünüzde canlanmaması mümkün değil.

Bir hanımninenin Hüseyin Rahmi Gürpınar’a gönderdiği mektupla başlıyor kitap. Hanımnine, mektubunda tandır başında eşi dostuyla sohbet ederken onları eğlendirecek; fenden, ilimden, bilimden değil de bol bol cinlerden, perilerden, gulyabanilerden bahsedecek bir eser yazmasını istiyor. Bu fikir ömründe hiç peri, cin, özellikle de gulyabani görmemiş, görememiş bunun sonucunda da gözlem yapamamış yazarımızı biraz zorlasa da her şeye rağmen bu değerli eser ortaya çıkıyor.

Bu dolu dolu tanıtım bülteninden sonra konusuna gelirsek; Genç yaşta ailesini kaybeden Muhsine Hanım evlenme yaşı gelmesiyle beraber eş dost ve komşuların yardımıyla çeyiz düzülüp biriyle evlendiriliyor.  Evlendiği adamın beklediği gibi bir yastıkta kocanacak biri olmadığını anlayınca ayrılıyorlar. Bundan sonra Muhsine Hanım birtakım yerlerde temizlik hizmetçilik yaparak hayatını sürdürüyor. Eski ahbaplarından olan Ayşe Hanım kendisine çok meraklı olmayıp çok soru sormaması karşılığında düzgün ve uzun süreli bir iş ayarlayabileceğini söylüyor ve yola çıkıyorlar. Merak insanın mayası gibi bir şey sonuçta onca söze uyarıya rağmen bu koca evde dönenler bu evdeki ölüm sessizliği Muhsine Hanım’ın merakını kamçılıyor ve cinler periler muskaya ve duvarda asılı “Elcinnülecin”  levhasına rağmen ona da misafir oluyorlar.

Bu zamana kadar tabii ki kitabın bir sürü farklı nüshası basılmış. Ama günümüz Türkçesiyle olması ve kolay okunması ve ilgi çekici kapağıyla benim okuma tercihim İş Bankası Kültür Yayınları’nın Türk Edebiyatı Klasiklerinden yana oldu. Böyle değerli bir eseri yorumlayıp siz değerli okurlarımıza tanıttıktan sonra incelememizde sözünü ettiğimiz Süt Kardeşler filmini de izleyebileceğinizi hatırlatmak isterim.

Başka bir incelemede görüşene dek kitapla kalın sevgili Armadillolar

Daha fazla içerik için: https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak içinhttps://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz