Kitap İncelemeleri

İnce Memed 3

‘’İnsan soyu canavar olmuş da bizim haberimiz yok.’’ diyerek yine Çukurova’nın çakırdikenli tarlalarında buluyoruz kendimizi. Evet, bugün sizler için Yaşar Kemal’in ölümsüz eseri İnce Memed 3 kitabını inceleyeceğiz.

Serinin bu kitabı ilk iki kitaptan farklı olarak vermek istediği mesajı direkt vermez, okuru düşünmeye, düşünürken zorlamaya, zorlarken öğretmeye iter. Romanda geçen zamanın sosyolojik, ekonomik, siyasi, beşeri durumunu ana karakter İnce Memed’den değil de yan karakterlerden gösterir ki bize göre bu durum Türk Edebiyatı’nda çok nadir rastlanan bir durumdur. Sırf bu yüzden bile bu romanın okunması gerektiği kanaatindeyiz.

Türk edebiyatının yapı taşlarından olan serinin bu devam kitabı 1984 yılında Toros Yayınları tarafından yayımlandı. 629 sayfa olarak yayımlanan eser, ülkemizde çok geniş kitlelere ulaşmıştır. Teknik bilgileri de verdiğimize göre kitabı incelemeye başlayabiliriz.

Kitabımızda; çiçeği burnunda olan Cumhuriyetimizin ağalardan, beylerden, dervişlerden kurtulamamış olduğunu, Cumhuriyet devriminin zihinlere hala oturmamış, oturtulamamış olduğunu, Ankara ile köylünün bağlantısının istenilen seviyelerde olmadığını büyük yazar Yaşar Kemal, kalemini muhteşem bir şekilde kullanarak sade, akıcı ve anlaşılır bir dille ortaya koyuyor.

Toprak ağalarının, arkalarına mebusları, devlet büyüklerini alarak köylüye ne şekilde eziyet ettiklerini onların ağzından dinliyoruz. Dinliyoruz diyorum çünkü; kitabı okurken sanki bir sinema filmi gibi izliyoruz. Ağaların köylülerin yeri geldiğinde anlaşıldığı gibi yeri geldiğinde ise mecazi olarak ‘’canlarını çıkardığına’’ şahit oluyoruz.

Kitap Memed’in vurulmasıyla başlıyor. Vurulan, yaralı, düşkün olan Memed, o köy senin bu köy benim geziyor, sıhhat bulmaya çalışıyor. Kimi köylüler Memed’in davasının onlar için olduğunu anlamış, öğrenmiş ve yardım olanaklarını sınırsız açmış vaziyette. Fakat bazıları var ki, on çuval tayine, ya da iki çift öküze Memed’i satacak kadar alçak. Bazıları da hala feodal toplum kafasından kurtulamamış, ağa olmasa öleceğini zanneder durumda. Onlar Memed’e Fransız gözüyle bakıyor. Gördüğü yerde ya öldürecek ya da jandarmaya haber verip yakalanmasını sağlayacak. İnsanlığımız, vatandaşımız en çok bu insan görünümlü yaratıklardan çekmedi mi zaten?

Dediğimiz gibi serinin bu kitabının olay kurgusu ana karakter etrafında dönmüyor. Eğer bu kitabı İnce Memed’in yaptıklarını, maceralarını okumak için alıyorsanız hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Büyülü kalem Yaşar Kemal, Mahmut Ağa, Murtaza Ağa, Müslüm gibi yeni karakterler sokar ve onları konuşturur. Devlet büyüklerini arkalarına alan bu ağalardır. Ağalar son derece riyakar, sadece ben kazanayım düşüncesinde olan, köylü-köle mantığıyla hareket eden kokuşmuş zihnin ürünleridir. Ağaların, beylerin durumu iyi, eli kolu uzundur. Memed yaralı olduğundan dolayı bütün Çukurova’da Anavarza’da jandarma tarafından aranır. Jandarma köylüye çok acımasızdır. Garip bir çobanın köpeğini öldüren yüzbaşı da vardır, işini kaybetmemek için yüz yüze baktığı köylüyü öldüresiye döven asker de. Oysa asker, halk için değil mi? Hatta devletin herhangi bir imkanı halk için değil mi? Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi değil mi? İşte Yaşar Kemal serinin üçüncü kitabını okurken bu ve bunun gibi bir sürü soruyu düşünüp cevap bulmamızı ister.

Usta; ağaların, beylerin cahil bir zihnin ürünleri olduklarını ortaya koyuyor. Bununla beraber aklın, temizliğin, inancın ürünlerini ortaya koymayı da ihmal etmiyor. Memed’i yakalayıp öldürmek isteyen halk, ona işkence edip öldürmek isteyen askerler kadar, ölmemesini, sağlığını kazanması için elinden geleni yapan Ferhat Hoca, yakalanmamasını sağlamak için yardım eden Başçavuş da var. Özetle, iyiliğin ve kötülüğün savaşı gözler önüne serilmektedir. Hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğuna ise ancak sizler karar verebilirsiniz.

İnce Memed 3 ‘ü bitirmeye yaklaştığınızda Çukurova topraklarının kokusu, görüntüsü, ağaçların hışırtısı, sıcağını adeta oradaymışsınız gibi hissedeceksiniz. Memed’in gelgitlerini, aşkına duyduğu saygıyı, özlemini, sevmeyi, korkmayı içinizde yaşayacaksınız.

İncelememizi usta yazarımızın adalet ile ilgili bir alıntısıyla bitirmek istiyoruz:

‘’İnsanın içindeki adalet duygusunu köreltirsek, insanın insana saygısı kalmaz. İnsanın insana itimadı, hürmeti kalmayınca da bir yerde insanlık çok şey kaybeder, hayat çirkinleşir.’’

Armadillo’ya destek olmak için gördüğünüz herhangi bir reklama tıklayabilirsiniz.

YouTube:

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz