Dizi Yorumları

Inventing Anna

Yorgun bir günün ardından kafanızı dağıtacak, beyninizi yormayacak ancak sizi içine çekecek sürükleyici bir izlence arayışındaysanız bu dizi tam size göre. Inventing Anna, kendini Alman mirasçı olarak tanıtan ve New York sosyetesinin kalbine girmeye başarmış bir dolandırıcının hikayesi. Yoksa girişimci mi desek? Anna Delvey’in bu hikayesini, hırslı ve kendini kanıtlaması gereken bir gazetecinin gözünden, araştırmaları çerçevesinde izliyor ve bir o kadar da eğleniyoruz. Dolandırıcı hikayelerine ve sosyete yaşamına ilgisi olanları cezbedecek bu çerezlik diziyi izlemek kesinlikle zaman kaybı olmayacaktır.

Dizinin ne kadarı gerçeği yansıtıyor ne kadarı kurgu tam olarak bilemesek de Anna Delvey’in tamamen gerçek olduğunu biliyoruz. Dizinin incelemesine geçmeden önce herkesi kandırmayı başarmış bu zeki kadının yaptıklarını inceleyelim. Anna Delvey aslında Rus bir genç kadın ve gerçek adı Anna Sorokina. Rus kimliğini inkar eden Anna, herkese kendini 60 milyon dolarlık bir mirasın varisi olarak tanıtıyor. Bu noktada dizi, kapitalizmin ırkçılıkla iç içe yürüdüğünü ve Anna’nın Rus kimliği ile bu kadar para kazanamayacağı mesajını vermeyi unutmuyor. Tanıştığı varlıklı insanlara kuracağı Anna Delvey Vakfı için yatırımcı olmalarını teklif eden Anna’nın finans kuruluşlarından ve dostlarından yüz binlerce dolar aldığı bilinmekte. Anna Sorokina son derece zeki bir dolandırıcılık dâhisi mi yoksa Amerikan Rüyası’nın formülünü çözmüş ve Jay Gatsby’nin izinden giden bir girişimci mi? Buna karar vermek size kalmış. Kendisinin akıbetini merak eden varsa da, hapis cezasına çarptırılmış ve 4 yıl içeride yattıktan sonra iyi halden dolayı salınmış.

Anna Delvey’i iş üstünde izlerken bu eğlenceli yolculuğa eşlik etmek çok keyifli oluyor. Hem de Anna’yı yetenek ve tatlılık abidesi Julia Garner canlandırıyor. Ozark dizisinde Güneyli aksanı ile kalbimizi fetheden Garner, Anna’nın kendine ait karmakarışık aksanının da hakkını vererek ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu gösteriyor. O aksanı ne kadar övsek az. Gerçek Anna Sorokina’nın fotoğraflarına bakacak olursanız fiziksel benzerliği de takdir edeceksiniz. Casting kesinlikle kusursuz yapılmış. Tek sorun, Julia Garner o kadar tatlı ve doğru bir şekilde Anna Delvey ile özdeşleşiyor ki, kızmamız gereken anlarda bile karaktere kızamıyoruz… Dizi bir yandan Anna’nın nadir de olsa ortaya çıkan saf yönünü de gösterince, ailemizden biri gibi hissetmeden duramıyoruz. Sonuçta Anna zengin bir aileden gelmeyen, azınlık ırktan bulunan genç bir kadın. O yüzden onun yozlaşması, zengin Anglo-sakson adamların yozlaşmasından daha az nefret uyandırıyor. Dolayısıyla Anna ile izleyici arasında aşk-nefret ilişkisi doğuyor ve dizi amacına ulaşıyor.
Dokuz bölümden oluşan Netflix dizisi çok ağır olmasa da izleyiciyi adeta New York sosyetesinin içinde, portre edilen o akşam yemeklerine sokacak kadar sürükleyici. Hem de devamlılığı olan olaylarla merak duygusu canlı tutuluyor. Grey’s Anatomy, How to Get Away with Murder gibi ünlü dizilerin yapımcısı Shonda Rhimes elinden çıktığına şaşırmamak gerek.

Anna Delvey’in hikayesi dizide Anna Chlumsky tarafından canlandırılan bir gazeteci tarafından yazılıyor. Gerçekten de dizi Jessica Pressler adında bir gazetecinin makalesinden esinlenilmiş. İşler burada biraz ilginçleşiyor çünkü aynı Anna’yı anlatan, yakın arkadaşı Rachel tarafından yazılan bir de kitap var: ‘’My Friend Anna’’. Bu kitabı yazan ve Anna tarafından dolandırıldığını iddia eden Rachel dizideki temsilinden hiç de memnun değilmiş. Dizide narsist ve materyalist olarak yansıtıldığını düşünmüş. Bir hikâyenin bir sürü tarafı ve bir o kadar da bakış açısı olduğunu unutmamak gerek. Inventing Anna’yı bitirdikten sonra internetten karakterlerin gerçekte kimlerden esinlenildiğini rahatça bulabilirsiniz.

Anna Delvey ya da Anna Sorokina’nın gardırobu da diziye başlamak için başlıca bir neden. Sahte bir kişilik değil de adeta bir marka icat eden Anna, kişiliğini ve statüsünü tabii ki giysileriyle de yansıtıyor. Her bölümde defile izliyor gibi hissediyoruz. En güzeli de dizinin sonundaki mahkeme kıyafetleri oldu. Gerçek Anna Delvey’in gerçek mahkeme giysilerinin çok benzerleri hatta belki de aynıları kullanılmış.

Ciddi ve aşırı özenilmiş bir yapım olmasa da Inventing Anna bir çırpıda bitirebileceğiniz eğlenceli bir yolculuk, Anna’yı tanımak ise işin en güzel yanı. New York partileri, gece hayatı, akşam yemekleri, alışveriş… İstediği her ortama giren, istediği her şeyi o kendine has tavrı ile almayı başaran bu kadının etkisinden çıkmak biraz zor olabilir. Hatta öyle ki diziyi bitirdikten sonra kendinizi istemsizce Anna tavrı takınırken bulabilirsiniz. İzleyiciyi bile manipüle etmeyi başarıyor. İyi seyirler!

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz