Kitap İncelemeleri

Kayıp Aranıyor

Roman yazmak için fazla zamanının ve tahammülünün olmaması sebebiyle hikâye yazarı ve şair olarak bilinen Sait Faik Abasıyanık’ın Kayıp Aranıyor romanını ele aldık bu yazımızda.

Bilindiği üzere Sait Faik eserlerinde olağanüstü özelliklere sahip karakterler bulundurmuyor. Üç kuruş para kazanmak için kendini paralayan emekçiler, halka üstten bakan zengin züppeleri, benliği üzerine arayışta bulunan aydın kimseler ve yolda yürürken karşımıza çıkan birçok karakterler sanki gidecekleri yoldan alınıp Sait Faik’in satırlarına kaymış gibi yoluna devam ediyor. Abasıyanık eserlerinde genellikle kendinden bir parça bırakmıştır. Yazarımız varlıklı bir ailede büyümüş olsa da gösterişten ve şatafattan nefret eder, daha çok herkes gibi yaşamayı severdi tıpkı romanımızın ana karakteri Nevin gibi. Zenginliği ile övünmediği gibi övünenlerden ve insanları parasıyla ezmeye çalışanlardan hoşlanmaması da yine benzer özellikleri arasındaydı.

Kalemi güçlü yazarımız eserlerinde kendinden bir parça bırakmakla kalmamış direkt olarak kendini de yansıtmıştır ana kahramanımıza. Çevresine uyum sağlayamamış, kendisini kendinden ve çevresinden gizlemiş olması Nevin’in de hemen hemen aynısı olduğunu gösteriyor. Tek fark Nevin’in zaman zaman anlaşılmak istemesiydi ve bu isteğini şu cümlesiyle de kanıtlıyordu: ‘’Ama kimse kimsenin aslını, kafatası içinin meselesini anlamak için uğraşmıyordu”

Kendini çevreden gizlemesi onu çekingen ve içine kapanık biri yapmıyordu ve tam aksine gördüğü insanlara selam verirdi. Samimi; kimileriyle tavla oynar kimileriyle sinemaya veya balığa gider bazılarının ise koluna girip gezerdi bile. Üstelik bunları yaparken çevrenin ne diyeceğini de zerre umursamaz istediği gibi devam ederdi hayatının akışına. Onu ‘’erkek gibi kız’’ diye anarlar ama bunun ötesine gidemezlerdi. Çünkü onlar da alışmıştı Nevin’in bu hallerine ve onu olduğu gibi kabul etmiş, sevmişlerdi. Bir kişi hariç kimse Nevin’in “namusuna” pis dilini uzatmamıştı bu zamana kadar. Nevin’in “normal” olmaması sadece yaşadığı çevrede değil eski eşinin arkadaşları arasında da garip karşılanıyordu. Nevin ise onlara içten davranamıyor, tam aksinden her birinden ayrı ayrı nefret ediyordu.

Sait Faik Abasıyanık’ın doktor ve yazar olan yakın dostu Fikret Ürgüp kendisi için ‘’toplumun içinden attığı kimseleri anlayıp onlarda yaşama hakkını savunan yazarları sever ve okurdu’’ ifadesinde bulunmuş. Fikret Ürgüp’ün bu cümlesini romanımızda halk tarafından linç edilen bir Faslı için gözyaşı döken Nevin de tasdikliyor. Ve böylece bir kez daha Nevin ve Sait Faik’in ne denli birbirine benzediğinin altını çiziliyor.

Nevin, yaşadığı çevrede hiçbir zaman Nevin olamadı, tıpkı günümüzde yüzlerce ve hatta binlerce kadın gibi. Konsolosun kızı, Özdemir’in karısı, Cemal’in balığa çıktığı kız, şunun busu, bunun osu idi. Aslında o da bilmiyordu ya gerçekte Nevin kimdi? İşte romanımız da bu konu çevresinde geziniyordu. Nevin’in benliğini arayışına bizleri de tanık ediyordu Sait Faik.

Belki romanımız, kızını kaybeden konsolosun aramasından adını alıyor ama bende uyandırdığı his asıl benliğini arayan bir kızın hikâyesi. Nevin başını alıp gittiği yerde kendini bulabildi mi bilmiyorum ama umarım kendi derinliklerinde kaybolan herkes bir gün bu labirenti tamamlar ve aslına ulaşır.

Tavsiye 1:

Butimar Kuşu’nun Etkileyici Hikayesi İçin Tıklayınız

Tavsiye 2:

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Kitap İncelemesi


Armadillo’ya Destek Olmak İçin Gördüğünüz Herhangi Bir Reklama Tıklayabilirsiniz.

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz