Bilgi Köşesi

Kitty Genovese Cinayeti

Bu yazımızda sizlere güzel ve iç açıcı şeylerden bahsetmeyi o kadar isterdik ki… Ancak ele alacağımız konu okurken içinizi ürpertecek kadar kötü bir durum. O kadar kötü bir şey ki büyük dinlerin hepsinde en kötü günahlardan sayılıyor. Başlıktan da anlayacağınız üzere sizlerle birlikte bir cinayet dosyasını aralayacağız. Bir insanın herhangi bir hakkını bilerek gasp etmek zaten ahlaki olarak hoş karşılanmazken onun yaşam hakkını elinden almak nasıl hoş görülsün ki? Demek isterdik ama işleyecek olduğumuz bu cinayete dakikalarca seyirci kalan onlarca kişinin olduğu aklımıza geliyor. Peki nasıl böyle bir şey olabilir? Gelin birlikte olayı inceleyelim. Catherine Kitty Genovese, 28 yaşında hayat dolu bir genç kadın olarak 13 Mart 1964 tarihinde gece üç saatlerinde çalıştığı bardan dönüyor.

Her zamanki rutinini gerçekleştirerek New York’ta oturduğu dairesine yaklaşarak arabasını park ediyor. Ve evine doğru yürümeye başlıyor. Onu takip eden birileri olduğunu fark edip telaşlansa da bir an önce evine varmak için adımlarını hızlandırıyor. Tam evine girmek üzereyken katil onu yakalıyor ve bıçaklamaya başlıyor.

Kitty Genovese
Kitty Genovese

Yardım çığlıklarını duyan komşusu Robert Mozer, katil zanlısına bağırarak kaçmasına neden olsa da Kitty Genovese bir süre sonra kaçarken tekrar yakalanıyor. Evinin kapısına uzanacakken ne yazık ki tekrar bıçaklanıyor, tecavüze ve gaspa uğruyor. Bir zamanlar huzur bulduğu evinin önünde yaşam mücadelesi veren Kitty’i bir süre sonra komşusu Sophia Farrar buluyor ve “biri polis çağırsın” diye bağırıyor. Fakat daha yaşayacak çok şeyi olan Kitty hayatının baharında bir ambulansta ölüyor.

Sabah sularında sorguya başlayan dedektif Mitchell Sang, komşu Karl Ross ve onun içki arkadaşı Zielonko’yu sorguluyor. Şüpheli davranışlarından dolayı Zielonko’yu tutuklayan dedektifler onu şüpheliler listesinin en başına koyuyor.

Fakat işler tahmin edildiği gibi yürümüyor. Mahallede bir hırsızlık vakası görülüyor. Olay yerinde şüpheli bir araçta televizyon bulan polisler suçlu Winston Moseley’i tutukluyor ve karakola götürüyor. Moseley, hırsızlıktan dolayı tutuklansa da Kitty’nin cinayetiyle alakası çok sürmeden ortaya çıkıyor. Moseley’in hırsızlık yaptığı aracın bir benzeri, belki de aynısı Kitty Genovese’in cinayeti esnasında oralarda bulunuyor. Bu bilgiyi hatırlayan dedektif John Tartaglia, şüpheliye bu alakayı sorduğunda cevap alamıyor. Ama Moseley’in elindeki kesikler cinayeti aydınlatıyor. Tutuklanan Moseley sorgu esnasında kendini ele veriyor ve olay korkunç detaylarıyla açığa çıkıyor.

Katil zanlısı Moseley, üç çocuk babası ve sicili oldukça temiz birisi gibi görünse de işin aslı öyle değil. Moseley, cinayet gecesi arabanın içinde oturuyor ve kendine bir kurban arıyor. Genç kadın Kitty’i gözüne kestirdiğini ve saldırdığını anlatırken daha önce de birilerine tecavüz ettiğini ve iki cinayet işlediğini itiraf ediyor.

Bu kadar suçun bir cezası olmalı! Nitekim oluyor da. 1964 yılında idama mahkum edilen Moseley’in cezası 1967 yılında müebbete çevriliyor. Ömür boyu hapse mahkum edilen Moseley 2018 yılında 81 yaşında ölüyor. Adaletin tartısı ne kadar şaşmaz olsa da cinayete kurban giden üç kişinin ve tecavüz edilen kişilerin adaleti ne yapılsa yapılsın sağlanamaz. Bu yüzdendir ki cinayetler olduktan sonra adalet aranacağına cinayetin işlenemeyeceği bir dünya yaratılmalıdır. Böyle kötülüklerle dolu bir dünyada bu düşünce kimisine ütopik gelse de adaletin sağlanması için gerekli merciler yasal olarak ellerinden ne geliyorsa yapmalıdır. Sadece yasalarla düzgün bir dünya yaratılamayacağı için çocuklara beşikten itibaren gerekli eğitim verilmelidir. Evin içindeki hâl ve davranışlar, söylenen sözler, yetişilen yer gibi etmenlerin insanların üstünde büyük bir etkiye sahip olduğunu unutmamalıyız.

Yazımıza vakamızın en ilginç kısmını ele alarak devam edelim. Cinayetten iki hafta sonra New York Times gazetesi ilginç bir iddia ortaya atıyor; “Cinayeti 37 kişi gördü ama kimse polisi aramadı.” Evet yanlış duymadınız. Kitty Genovese ’nin komşuları cinayete tanık oluyor ama kimse ne müdahale ediyor ne de polisi arıyor. Bu iddianın sahibi komiser Michael Murphy, Times muhabirine olayları tam da böyle aktarıyor.  Gazetede yazılanlara göre gece yarısı bilinci pek de açık olmayan onlarca insan bu cinayeti basit bir gasp olayı veya sevgili kavgası zannettiği için araya girmek istemiyor.

Peki ortada bir can varken kimse neden bir şey yapmıyor? Bu sorunun cevabı üzerine çok düşünen uzman psikologlar “seyirci etkisi” adlı bir terim ortaya atıyorlar.  Bu terim, Genovese vakasından sonra ortaya konulduğu için “Genovese Sendromu” olarak da adlandırılıyor. Bu sendromu ortaya koyan Bibb Lataneve ve John Darley, hayatlarını bu sendromu araştırmaya adamış iki psikolog. Onca araştırmadan sonra edindikleri bulgu ise ilgi çekici; Eğer bir olaya şahit olan kişi sayısı artış gösterirse o olayı engellemeye çalışan veya kurbana yardım etmeye çalışan kişi sayısı azalıyor. Bu cümleleri okurken hepimizin aklına gelen bir örneği sizlerle paylaşmak istiyoruz. Kalabalık bir ortamda bayılan bir kişinin tepesine toplanan onlarca kişi sadece bakmakla kalıyor. Olaya müdahil olan kişi “biri ambulansı arasın” diyeceğine birine seslenip “sen polisi ara” derse görev daha hızlı ve başarılı sonuç veriyor. Bunun nedeni ilk durumda herkes nasılsa “birisi” arar diye düşünüyor ve o görevi üstüne almıyor.

Psikolojik bir terimle açıklanmışsa da vakamızdaki bu ilginç durum yalanlanıyor. Vakadan tam 40 yıl sonra Jim Rasenberger adlı bir gazeteci yazdığı makalede 37 değil 2 şahit olduğunu kanıtlıyor. Cinayetin şahitlerinden biri olan Karl Ross, duyduğu sesler üzerine kapıyı aralıyor. Yerde yaşam mücadelesi veren Genovese’i ve genç kadını defalarca bıçaklayan Moseley’i görüyor. Arkadaşına haber veren tanık arkadaşının uyarısından sonra olaya bulaşmıyor ve kaçıyor. Kitty’nin bedenini bulan Sophie Farrar’ın biri polis çağırsın çağrısını duyunca polisi arıyor. Konuşmasında da “bu olaya karışmak istemedim” diyerek Genovese Sendromu’nun en bilindik savunmasını yapmış oluyor.

Ek bir bilgi olarak uluslararası acil durum hattı olan 911’in bu cinayetten yaklaşık dört sene sonra kurulduğunu da söyleyelim. Bu cinayet sayesinde kurulan bu kuruluş, bu zamana kadar  kim bilir kaç hayat kurtarmıştır.

Bu vahim olay böyle açığa çıkmış ve çok ses getirmiş olabilir. Fakat üstünden yıllar geçip dünya olarak gittikçe medenileştiğimizi söylesek de her gün karşımıza çıkan olaylar bunun pek de doğru olmadığını kanıtlar durumda. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde hâlâ kadın cinayetleri, ırkçılık vakaları, terörizm, hırsızlık gibi affedilemeyecek suçlarla karşılaşıyoruz.  Dünyanın her yerinde böyle olayların yaşandığını bilsek de herkes önce iğneyi kendine batırmalı diye düşünüyoruz. Her gün birbirinden kötü olayların yaşandığı, gündemden öldürülen kadınların isimlerinin eksilmediği bir ülkede yaşamak kimse için kolay değil. Hatta Kitty Genovese cinayetinin sır perdesini aralarken Türkiye’de yaşanan benzer bir vaka aklımıza geliyor; 2019 yılında Ordu’da evinin önünde katledilen Ceren Özdemir. İki vakada da katilin açıklamasının aynı olması ise daha da kan dondurucu bir durum. “Gözüme kestirdim ve öldürdüm.” Bir canı almak bu kadar kolay olmamalı. Zor olsaydı bir gün manşet olmamak için kendimizi bu kadar muhafaza etmek zorunda kalmazdık.

Bu korkunç vakanın dosyasını Cahit Zarifoğlu’nun bir sözüyle kapatmak istiyoruz.

Ben bu çağdan nefret ettim, etimle kemiğimle nefret ettim.

YouTube:

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz