Biyografiler

Mata Hari

Asıl adı Margaretha Geertruida Zelle olan fakat dünyanın Mata Hari olarak tanıdığı kadının hikayesi de ismi gibi hep çift yönlü oldu. Başına ne geldiyse de bu çok yönlülüğü yüzünden geldi. Birçok mesleği icra etmesine rağmen Mata Hari’nin ün kazanmasında en büyük pay şüphesiz casusluğundadır. Mata Hari hem kendi kişiliğiyle hem de yapısıyla “casus” unvanının hakkını sonuna kadar verdi. Fakat o kendini hiçbir zaman casus olarak görmedi, o sadece olmadık aşkların peşinde koşan bir aşk timsaliydi. Aşk için ölmeli o zaman; gelin Mata Hari’nin renkli yaşamında bir gezintiye çıkalım.

Mata Hari’nin belirsizliklerle dolu yaşamı doğumundan itibaren başlıyor. Pek çok kişi onun Hindistan doğumlu olduğunu sanmasına rağmen Mata Hari Hollanda doğumluydu. Bu inanışta Hintçe “Şafağın Gözbebeği” anlamına gelen isminin etkisi var.  Mata Hari hayatının ilk dönemlerinde sıra dışı bir şeyler yaşamadı. Zengin ailesi sayesinde iyi okullarda eğitim gördü ve nezih bir çevrede yetişti. Ana okulu öğretmenliği ve çocuk bakıcılığı konularında eğitim aldı. Bu sırada Mata Hari’nin başına talihsiz bir olay geldi: Eğitmeni ona yakınlaşmaya çalıştı. Bu olaydan sonra eğitimi mecburen bölündü. Babasının iflası ardından da annesinin ölümü Mata Hari’nin egzotik yaşamına açılan kapılar oldular. Mata Hari dağılan ailesinden göremediği sevgiyi ararken karşısına gazete ilanlarında bir subay çıktı.

Subay Mata Hari’den o kadar etkilenmişti ki aradaki büyük yaş farkına rağmen evlendiler ama bu evlilik ne yazık ki Mata Hari’nin arayışını sonlandırmadı. Sevgi ondan çok uzaktaydı. Bu evlilik ona mutluluk getirmese de çeşitli çevrelere ulaşmasına vesile oldu. Hatta bu mutsuz birlikteliğin Mata Hari’nin yerel kültürleri öğrenme konusuna daha çok zaman ayırmasına neden olduğu söylenir. Bu ilgisinin kocasından ayrıldıktan sonra hayata tutunmasını söylesek yanlış olmaz. Bir sirkte iş buldu ve at binicisi olarak çalıştı, ancak daha sonra egzotik dansçı olarak çalışmaya karar verdi ve iş aramaya başladı. Yaşamının dönüm noktalarından biri egzotik danslardır.

Doğu’nun tüm esintilerini barındıran bu danslar Avrupa’da büyük ilgi gördü. Alametifarikası kıyafetiyle fotoğraflar veren Mata Hari, daha büyük ses getirmek adına kendi hakkında efsaneler dahi uydurdu. Uzun süre dansları ve gösterileriyle pek çok erkeği baştan çıkaran gizemli bir kadındı Mata. Yüksek rütbeli askerler, politikacılar ve kanaat önderleriyle yakın ilişkiler de kurdu bu süreçte lakin Mata Hari bu serüvenini yaşından ötürü noktalamak zorunda kaldı. Nitekim ün insana bir kere yapıştı mı kolay kolay çıkmaz; danslarını bırakmasına rağmen kendisine gönderilen son derece pahalı hediyeler sayesinde yaşamını sürdürdü.

1. Dünya Savaşı Mata’nın hayatındaki bir başka dönüm noktası oldu. Önceleri sadece sanatçı kimliğiyle düşünülen Mata Hari, savaşın başlamasının ardından baştan çıkarıcı ve tehlikeli biri olarak görülmeye başlandı. Kendisinin pek çok aşığı vardı ve bunların büyük kısmı savaşa katılmayan vatandaşlardı. Avrupa genelinde çok fazla seyahat eden Mata Hari kısa sürede Alman ve Fransız gizli servislerinin dikkatini çekti. Bu seyahatlerinde pek çok önemli kişiyle düşüp kalkan Mata Hari aslına bakarsak rastlantıların kurbanı oldu. Yakınlık kurduğu kişilerin birbirine o dönemde düşman milletlerden olması ve casusluğun her yere sızmış olmasının yarattığı paranoya Mata Hari’nin de sonunun başlangıcı oldu. Oysa Mata Hari daima aşk peşinde koşan bir kadından fazlası olarak görmemişti kendini.

Almanlara metreslik paravanı ardında casusluk yaptığı Fransızlar tarafından iddia edilse de aleyhinde resmi olarak hiçbir casusluk kanıtı bulunamadı. Mata Hari, 2 Mayıs 1917’de, Paris’e dönmeye karar verdi. Onun bu kararı vicdan huzuru içinde bulunduğunu ispat edecek nitelikteydi. Fakat dostları yine de ona zan altında bulunduğunu hatırlatarak, kararından vazgeçmesini tavsiye ettiler. O, bu uyarılardan hiçbirine kulak asmadı. Kendini suçsuz görüyordu. Masum biri neden korkardı ki? Fakat Mata Hari’nin Paris’e hareket ettiği sıralarda Alman Ataşemiliteri von Kalle, Hollanda’daki Alman casusluk teşkilatı şefine bir telsiz göndererek H21 rumuzlu bir ajana Paris’te bir havale göndermesini bildiriyordu.

Eyfel Kulesi tarafından zapt edilen bu mesaj açılınca, havale lehtarının Mata Hari olduğu hayretle görüldü ve bunun üzerine Hari 13 Şubat 1917’de yakalandı. 24 Temmuz 1917’de 3 numaralı divan-ı harbe verilen Mata Hari idama mahkum edildi. Kurşuna dizme yöntemiyle idamına karar verilen Mata’nın idam mangasının karşısında gözlerini dahi bağlatmaması kendi masumiyetine olan inancının bir dışa vurumuydu. O elim anlarda bile çoğu idam mangası askerinin Mata Hari’yi ıskaladığı dahi söylenir. Ama ölüm herkesi yakalayan kasvetli bir olgudur, Mata Hari’nin kendi masumiyeti Fransız/Alman otoritelerinin ne olduğu belirsiz bir casusa duyulan korkuya yenik düşer ve Mata Hari son nefesini kurşuna dizilerek verir. Gerçekten aşk için ölmüştür o ama kimsenin bundan haberi olmamıştır.

Tüm içeriklerimiz için: https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz