Film Yorumları

Memento

İsim: Memento (Akıl Defteri)

Yönetmen: Christopher Nolan

Başrol: Carrie-Anne Moss, Guy Pearce, Joe Pantoliano, Mark Boone Junior

İmbd: 8.6

Süre: 1 saat 53 dakika.

Tür: Gerilim – Gizem – Psikoloji

Christopher Nolan’ın yönettiği ve zamanının bir baş yapıtı olarak bilinen Memento, Latince’de “Hatırla” anlamına gelmiş, Türkçe’de ise “Akıl Defteri” olarak yer edinmiştir.

Bellek bozukluğu ya da genel adıyla “Amnezi” olarak bilinen hastalığın bugüne kadar perdeye uyarlanmış en iyi açıklamasını “Memento” yapmıştır. Öyle ki, psikologlar tarafından yoğun bir ilgiyle karşılanmış ve onlarda bu filmin “Amnezi” kısmının ne derece iyi anlatıldığını dile getirmişlerdir.

Birçok psikolojik filmin yanında, bu filmi diğerleriyle aynı kefeye koymak başlı başına bir hatadır çünkü filmin işleyişi, zaman akışı ve kurgusu insanı derin bir karmaşıklığın içine sürüklerken aynı zamanda müthiş bir netliği de içinde boğuyor.

Peki bu nasıl oluyor?

Yönetmeniyle, yapımcısıyla, ilham kaynağıyla, kurgusuyla ve oyuncularının başarısıyla tabii ki de. Birçok dalda ödül alan bu film, üzerine yapılmış tüm övgülere de çok lâyık bu yüzden.


Peki “Memento” neyi anlatıyor?

Başroldeki karakterimiz Leonard, bir sigorta şirketinde çalışmaktadır. Bir gece evine giren iki serseri karısına tecavüz etmiş ve Leonard’ın ise başına ağır bir şekilde vurmuşlardır. Tüm hayatı o gece olanlardan sonra değişen Leonard, sağ kalır fakat karısı ölmüştür. Aldığı darbe sonucu kısa süreli hafıza kayıpları yaşamaktadır ve bu amneziyle kendi çapında bulduğu çözümlerle başa çıkmaktadır.

Nasıl çözümlerdir bunlar?

Gittiği, gördüğü yerlerin, tanıştığı insanların fotoğraflarını çekip altlarına onlar hakkında bilgiler yazmak ya da asla aklından çıkarmaması gereken çok önemli şeyleri vücuduna dövme olarak işlemektir. Karısının katilini göğsünün üstüne yazmak gibi mesela…

Çözüm yolları gibi düşünülse de her on beş dakikada bir hafızasının gidip geliyor olması işleri çıkmaza sokuyor. İşte filmin büyüsü de burada çıkıyor ortaya. Nasıl mı?

Filmde gördüğümüz ilk sahne aslında en son sahnedir. Sonla başlayan bir hikâyenin sonu ise, hikâyenin nasıl başladığını anlatıyor. Bu durumu en güzel açıklayan ise yönetmenin filmi hakkında yaptığı o gerçekçi yorumudur:

“Eğer Memento’nun üç dakikasını kaçırırsanız bütün filmi kaçırmış olursunuz!”

Yönetmenin ve yapımcının üstün yetenekleriyle hazırlanan bu filmin asıl amacını öğrenmek için başını izlemek şarttır. Ve biz filmin başını sadece 1 saat 50. dakikadan sonra geriye kalan o 3 dakikada öğreniyoruz.

Böylesine bir başyapıt hakkında bilinmeyen çok şey de vardır şüphesiz. Kamera önü kadar arkası da insanları şaşırtıyor. O zaman işin ilham kaynağına değinerek başlayalım bilinmeyenler listesine.
Yazarlığını, Graham Swift’in yaptığı, 1983 yılında basılan “Waterland” kitabı, Nolan’ın Memento filmi için büyük bir ilham kaynağı olmuştur. Her güçlü ismin arkasında mutlaka başka bir güçlü ismin olduğunu yadırgamayan bu bilgiden sonra oyuncularla ilgili bilinmeyenler de var.

Guy Pearce de elbette muazzam bir performans sergilemiştir filmde ama ondan önce Nolan’ın aklında filmin hafıza kaybı yaşayan ana karakteri Leonard için daha başka isimler varmış. Aaron Eckhart, Brad Pitt, Charlie Sheen ve Thomas Jane gibi isimler düşünülse de hiçbir oyuncu ile anlaşılmaya varılamamıştır. Nolan’ın filmin başrolü için istediği asıl isim ise her zaman Alec Baldwin olmuş. Ancak tüm görüşmeler sonucunda filmin başrolüne Guy Pearce seçilmiştir.

Peki ya filmde ara ara karşımıza çıkan siyah beyaz sahneler?
Filmin zaman kısmından bağımsız olarak aktarılan bu siyah beyaz sahneler herhangi ezbere dayalı bir metinle oluşturulmuş diyaloglar değildir. Oyuncuların doğaçlama olarak oynadıkları bu bölümlerde ilgi çekici bir diğer şey ise, Sammy Jankis karakterini canlandıran Stephen Tobolowsky’in geçmişinde gerçekten hafıza kaybı rahatsızlığıyla uğraşmış olmasıdır. Bu nedenle bu rolü oynamak için kendi adım atmış kendisi adına önemli olan bu karakteri bizlere mükemmel bir şekilde sunmuştur.

Doğrusal bir çizgiye sahip olmayan zaman akışında belki izleyicileri en çok zorlayan nokta da bu zaman karmaşası olmuştur. 1 saat 53 dakika içerisinde tamı tamına 113 kere zaman atlaması meydana gelmiştir. Açık bir şekilde hissedilmeyen bu zaman atlaması bir dairesellik içinde başı ve sonu bir bütünün parçası olarak yansıtıyor.
Filmdeki gördüğümüz fakat fark edemediğimiz bir diğer nokta ise Leonard’ın siyah beyaz sahneler şeklinde yayımlanan telefon görüşmeleridir. Biriyle konuşur ve kendisinin dahi bilmediği bu kişiyi tahmin etmek de bizlere düşmüştür.Hadi o kişiyi bulalım.

Leonard’ın üçüncü ve son telefon konuşmasını düşünelim, telefonun tuşları üzerinde gezinen parmaklarına baktığımızda, karşı tarafın telefon numarası ortaya çıkıyor. Leonard’ın belli belirsiz bir şekilde parmaklarının gezindiği rakamlar ışığında telefon numarası karşımıza 555-0134 olarak çıkıyor. Bu numara kimin peki?

Cevabı, filmin sonu diye bildiğimiz en başında.

Teddy… Leonard’ın fotoğrafını çektiği Teddy’nin fotoğrafının altında ona ulaşması için bir numara yazmıştı. Yani Leonard’ın konuştuğu gizemli kişi başından beri Teddy’dir.

Filmin içeriği dışında, Batman, Ghajini, Yıldızlararası gibi muhteşem filmlerin de yönetmen koltuğunda oturan Christopher Nolan’ın da bize vermek istediği mesajlar vardı. İleride çekeceği filmlerin ilk mesajına yine bu filmin küçük bölümlerinde yer vermiştir.
Memento’nun bir sahnesinde Leonard’ın hızlı bir şekilde konuştuğu anda bir çizgi roman dükkanının önünden geçer. Bu çizgi roman dükkânı ilk bakışta büyük bir anlam taşımasa da dikkatli bir şekilde bakıldığında büyük bir mesaj vermektedir. Bu çizgi roman dükkanını penceresinde bir amblem asılıdır.
Batman amblemi.

Neden mi ilginç? Anlatalım.

2000 yılında vizyona giren Memento filminin ardından tam beş yıl sonra Batman serisinin ilk filmi izleyicilerle buluşmuştur.
Batman Begins (2005), The Dark Knight (2008) ve The Dark Knight Rises (2012).
Bununla beraber dükkânın camında Superman amblemi de belirgin bir şekilde yer alıyor ki Nolan, Man of Steel (2013) ve Batman v Superman: Dawn of Justice (2016) filmlerini de peş peşe vizyona sokmuştur.
Büyük bir projenin ve yapımın sonucu olarak ortaya çıkan bu yapıtın çekim süresi de insanları şaşırtıyor: 25 gün. Çekimler tamı tamına 25 gün sürmüştür.Kulağa garip gelse de aylarca uğraşılıp çekilen filmlerin kalitesinden hiçbir eksiği olmayan hatta fazlasına da sahip olan bu film aldığı her övgüyü bu yüzden sonuna kadar hak ediyor. Birçok akıl karışıklığı, gözden kaçırılan 2-3 dakikanın yokluğunda film de tüm zincirlerin kopmasına yine bu muhteşem yönetmenden izleyicilere bir jest daha vardır.

Memento’nun 2002 yılında yayınlanan özel DVD setinde yer alan ikinci DVD ile izleyicilere büyük iyilik yapılmıştır. Filmin bu ikinci DVD’sini de isteyen izleyiciler filmi kronolojik bir şekilde izleme imkânı bulmuşlardır.
Sinemada izleyici karşısına çıkan zaman algısı karmaşık olan Memento, düz bir zamansallık içerisinde izleyici karşısına DVD’de çıkmış ve böylelikle izleyiciler hikâyeye bir başka açıdan bakma şansı da yakalayarak kaçırdıkları noktaları birleştirme imkânına ermişlerdir.

İntikam duygusunun hiçbir şekilde sineye çekilmeyeceğini anlatan Memento elinde güçlü bulgularla birlikte sunuyor bize bunu. Film, bir yapboz gibi. Fakat normalinden farklı olarak bu yapbozu köşelerinden değil de tam ortasından yapmaya başlıyoruz, tıpkı filmin ilk sahnesinde sonu görmek gibi.

Zamana meydan okuyan bu film, zoru sevenlere ve sabırlı olanlara hitaben izlenmeyi bekliyor.

Daha fazla beklemek, filme ihanet etmek olacaktır.

https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Tavsiye Edilen Diğer Yazımız:

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz