Bilgi Köşesi

Naziler Neden Kitapları Yaktılar?

İnsanlık tarihi kendi içinde pek çok iyi şey barındırmasıyla birlikte birçok kara sayfaya da ev sahipliği yapıyor. Bu kara sayfalarda savaşlar, idamlar, işkenceler, kitlesel katliamlar ve soykırımlar bulunuyor. İnsanlar, yüzyıllar boyunca deyim yerindeyse birbirlerini yemekten çekinmediler ve kimi zaman gözleri öyle döndü ki işi soykırımlara vardırdılar. Peki insanlığın birbirine verdiği zarar bunlarla kalmış mıdır dersiniz. Elbette hayır. Tarihteki bazı tiranlar insanları hem canlarıyla ortadan kaldırmaya çalıştılar. Bunun üstüne düşüncelerine de soykırım yaptılar. Düşünceye nasıl mı soykırım yapılır: kitapları yakarak…Rotamızı insanlık tarihinde anılmaktan haz edilmeyen olaylara sahne olan bir yere çeviriyoruz: Nazi Almanya’sına. Acaba Naziler neden kitapları yaktılar?

Hikayemiz Adolf Hitler’in iktidarı ele geçirmesiyle başlıyor. Siyası karışıklıkları akıllıca kullanan Hitler’in ülkeyi yönetme gücüne eriştiği 1933 yılı tam anlamıyla zifiri karanlık bir kâbusun başlangıcıydı. Amacı sözde, ülkenin sorunlarını çözmek olan 5 maddelik “Yetki Kanunu” kâbusun fitilini ateşleyen geri dönülmez bir hataydı. Çok basite indirgenmiş haliyle bu yasa Hitler’e diktatörlük yetkileri sağlıyordu. Sadece bununla kalmayıp Hitler’in yapacağı şeyleri de anayasal bir zemine oturtuyordu. Bu kanunun ardından Hitler’in yetkileri diktatörlüğe yaraşır şekilde genişledi.

Diktatörler bir ülkeyi ele geçirdiklerinde ülkeyi tamamen kendi idealleri uğruna yeniden tasarlamaya girişirler. Ancak üzücü bir nokta vardır ki kendi makamlarını güçlendirmek için sadece mevcut düşünceyi değiştirmekle yetinmezler. Daima gücü ellerinde tutabilmek için gelecek kuşakların düşüncelerini de yeniden tasarlamaları gerekir. Düşünce dünyası tarumar edilmiş bir ülkeden daha kötüsü var mıdır?


Adolf Hitler de donatılmış olduğu olağanüstü yetkileri kullanarak kendi idealindeki Almanya’yı kurmak için kolları sıvar. Bu işe kendi ideallerine uygun olmayan düşünce ve sanat eserlerine savaş açmakla başlar. Kitap soykırımında her ne kadar sürekli Hitler’in adını dillendirsek de bu işte, eli en az onun kadar kirli biri daha vardır. Bu kişi soykırımın azmettiricisi olan “Halkı Aydınlatma” ve Propaganda Bakanı Joseph Goebbels.

Joseph Goebbels, Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı

Goebbels, Hitler’in düşüncelerine sadık kalarak işe düşünsel bir temizlik yaparak başladı. Düşünsel temizliği haklı göstermek onun için çok zor olmasa gerek. Çünkü o dönemde Alman halkının milliyetçi duyguları o kadar harlanmıştı ki, atacağınız her adımı milliyetçilik kisvesi altında meşru kılabilirdiniz. Hitler’in talimatıyla Goebbels “halkı aydınlatma” misyonunu üstlendi. Ona göre halkı aydınlatmanın ilk aşaması kitapların müsaderesi ve ardından imhasıydı. Kitapların imha edilmesinin Hitler açısından gerekçeleri: Alman kültürünün yozlaşmış ürünleri haline gelmeleri, Alman kimliğiyle edebiyat arasında bir uçurum açılmış olması, Alman değerlerine tehlike arz etmesi ve Alman edebiyatının Yahudilerin yalan aracı haline gelmiş olmasıydı. Oysa sonradan göreceğimiz gibi bu sözler de sadece paravandan ibaretti. Asıl amaç Nazi ideolojisine ve yapacaklarına muhalif olan ve olabilecek şeyleri ortadan kaldırmaktı.


26 Mayıs 1933’te Almanya genelinde kitaplar toplanmaya başladı. Alman değerlerine karşı olarak görülen kitaplar tüm halka duyuruldu. Her bir safhası üzüntülerle dolu bu acı olayın başlangıcı bizce biraz daha acıdır. Çünkü kitapların koruyucusu ve gözetmeni olarak addedebileceğimiz kitapçılar ve kütüphaneciler maalesef bu karanlık olayda yanlış saflarda yer aldılar. Yasaklanan kitapları kitaplıklardan çıkarmayı kabul etmekle beraber kitapların toplanmasına da göz yumarak kültürel faşizme çanak tuttular. Galeyana gelmiş halk ise daha ileri giderek kendi elindeki tüm kitapları toplanmasına izin verdi. Alman basını da bu olaya sessiz kaldı. Hatta “Kentlerimizde göğe yükselen alevler, Almanya’nın yeniden uyanışının bir simgesidir,” diye yazan köşe yazarları oldu.

Bu noktada oldukça dikkat çekici bir başka detay daha vardı. Almanya’nın ilim ve irfan yuvaları saydığı üniversiteler gerek profesörleri gerekse de öğrencileriyle bu olayın içinde yer aldılar. Üniversitelerde kurulan Nazi öğrenci toplulukları kendi üniversitelerinin kütüphanelerini ve halk kütüphanelerini basarak binlerce kitabı topladılar. Bilimsel düşüncenin yerini radikal görüşler aldığında cehaletin kol gezmeye başlayacağının apaçık örneklerinden biriydi bu durum. 10 Mayıs’a geldiğimizde ise kaçınılmaz sona ulaşıldı: Toplanan kitapların toplu şekilde imhası… İmha yolu da o dönem için yakmaktı.

Her ne kadar o dönem için demiş olsak da kitap yakmanın kökleri daha eskilere dayanıyor. Hatta İskenderiye ve Bağdat’taki kütüphanelerin yakılması da bu dediğimizi kanıtlar nitelikte. Esasında kitap yakmayı yabanıl bir tatmin eylemi olarak görmemek gerekiyor. Zira bu eylemin psikolojik yönü çok daha derin. Kitap yakmak, kitlelere korku salmanın, onları manevi olarak bastırmanın ve sindirmenin yoludur. Kitap yakmak düşüncelere suikasttır. Lakin normal bir suikastten kat kat tehlikelidir. Çünkü bedenler ölürdü fakat fikirler ölmezdi. Oysa kitap yakmak doğrudan doğruya fikirlere saldırıyordu. İnsanın fikirleri öldürüldüğünde sırf bedenen yaşıyor diye ona canlı demek kati bir yanılgıdır.


Hitler’e her ne kadar deli gözüyle baksak da bir noktada şunu kabul etmek gerekir: O, bir diktatör olarak şeytani bir zekaya sahipti. Hitler, insanların fikirlerini öldürdüğünde yerine aşılayacak başka düşünceler tasarlamıştı. Bu yolla kendine biat eden yüz binlerce kişiyle beraber yıllar sürebilecek bir iktidara ulaşmayı hedefliyordu. Hitler, halkın sinir uçlarına dokunmayı başardığından istediğini yaptırmak onun için çok da zor olmadı.

Almanya’nın pek çok meydanında binlerce öğrenci, Nazi subayı, cüppeli profesörler önlerinde bir yığın kitapla toplandı. Meydanlarda önce sembolik olarak birkaç yazarın kitabı söylevler eşliğinde ateşe verildi İlk yakılan yazarlar arasında Sigmund Freud, Karl Marx, Stefan Zweig, Jack London, Thomas Mann gibi isimler bulunuyordu.

Naziler Neden Kitapları Yaktılar
Kitapları yakan Alman öğrenciler
Naziler Neden Kitapları Yaktılar
Toplanmış yasaklı kitapları inceleyen Nazi mensupları

Kimisi savaş karşıtı olduğundan yanmıştı kitapların kimisi bir Yahudi tarafından yazıldığından kimisi ise Nazi ideolojisine zıt bir ideolojiyi desteklediğinden. Saydığımız yazarların yanı sıra Alman olan pek çok yazarın da kitabı yakıldı. Bu yazarların kimisi kendi yurdunun kitapçılarında kendi kitabını görememenin üzüntüsünü dile getiriyordu. Bazısı da kaderin cilvesi olarak meydanlarda kendi kitaplarının gözlerinin önünde yakılmasına şahitlik etmişlerdi. Kitapları yasaklanan yazarlardan olan Heinrich Heine kitap yakabilen zihniyete dair tüyler ürpertecek bir öngörüde bulunmuştu.

Bugün kitapları yakanlar, yarın insanları da yakarlar.

Heinrich Heine

Kitaplar, diktatörlerin korkulu düşüdür; karabasanların en korkuncudur. Çünkü kitap bütün işkencelerden, her türlü silahtan daha güçlüdür.  İnsanlık tarihinde kitaptan nefret eden, kitabı yasaklayan, yakan çarpık siyasi despotlar hep görülmüştür. Buna rağmen kitaplar, kalıcılıklarını korumuşlar asırları aşıp insanlara ulaşmayı sürdürmüşlerdir. Bundan dolayıdır ki bugün insanlar hayranlıkla Stefan Zweig, içleri ısınarak Jack London ve derin sorgulamalarla Thomas Mann okurken Adolf Hitler’e lanet etmekten fazlasını yapmıyor.

Daha fazla içerik için: https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak içinhttps://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz