Film Yorumları

Parazit

İsim: Parazit
Yönetmen: Bong Joon-ho
Başrol: Song Kangho , Lee Sunkyun , Cho Yeojeong , Choi Wooshik , Park Sodam
İmdb: 8.5
Süre: 132 dakika
Tür: Komedi- Dram- Gerilim

Ülkesine ilk Altın Palmiye ödülünü getiren ve Oscar’a da aday olarak gösterilen Parazit filminin yönetmen ve senarist koltuğunda Bong Joon-ho oturuyor. Güney Kore’nin bağrından kopan bu önemli yapımın uzunca bir süre izleyenlerin akıllarını ve gönüllerini fethettiği su götürmez bir gerçek. Aday olarak gösterildiği Oscar’da altı dalda adını listeye yazdırdı ve sonucunda En İyi Uluslararası Film ve En İyi Yönetmen Ödülü’ne de sahip oldu.

Film ayrıca Altın Küre En İyi Yabancı Dilde Film Ödülü’nü, BAFTA ödüllerinde ise En İyi Yabancı Dilde Film ve En İyi Özgün Senaryo dallarında da ödüllere layık görüldü.

Ve Amerikan kanalı HBO da böylesine üstün başarı yakalayan filmin peşini bırakmayıp filmin devamı niteliğinde bir dizi çekme kararı aldı. Parazit filminin ekrandaki başarısına eklenerek aldığı ödüller bize bu filmde ne anlatıyor, sorusunu defalarca kez sorduruyor. Başyapıt adına layık görülmüş bu yapıt yönetmenine de “efsane” lakabını yapıştırıyor haliyle.

Gerçekten ne anlatıyor Parazit filmi?

Sahip olduklarımızın ve sahip olamadıklarımızın kıyaslandığı bir film olan Parazit’in bizlere verdiği en önemli mesaj elimizdekilerle yetinmemiz gerektiğidir. Fakat Parazit işi farklı bir tarafa çekiyor ve elimizde olmayan hiçbir şeyle nasıl yetineceğimizi de sorduruyor. Bunu ait olduğu ülkenin sosyal yapısına dayanarak bizlere anlatmaya çalışıyor ve aldığı geri dönüşlerle de ne kadar başarılı olduğunu kanıtlıyor.

Sadece ülkesinin değil dünyanın da en büyük sorunu olan sınıf farklılıkları iki aile üzerindeki derin bir uçurumda, gerçekçi ve mizahi bir şekilde aktarılırken dramı da eksik bırakmıyor senarist yönetmen. Birbirinden bağımsız, aynı ortamlarda tesadüfen bile zar zor bulunabilecekleri iki aileyi bir araya getiriyor film. Şehrin en gözde yerlerinde bir yalıda hayatını sürdüren bir aile, diğeri güneş ışığını zor gören bir bodrum katı yaşamına sahip olan bir diğer aile…

Güney Kore’de bulunan bu bodrum katı evlerine “banjihalar” adı verilmekte ve burada yaşamını sürdürenler tıpkı filmdeki Kim ailesi gibi umut taşıyan, hayal kurmaktan caymayan insanları içinde yaşatıyor. Kuzey Kore ve Güney Kore savaşları dönemi sırasında ulusal acil durumlarda sığınak olarak hizmet vermesi istenen evlerin altına bu tip ışık geçirmez bodrum katları yapılmıştır. Güney Kore her ne kadar gelişmiş bir ülke de olsa konut sıkıntısını, ekonomik sıkıntılarından önce çekiyor ve aslında kiralanması yasak olan bu banjihaları mecburi olarak kiralayıp, satılmak zorunda bırakıyor.

Filmin yapım aşamalarında birçok kez Seul halkıyla görüşen film ekibi gerçekten bu tarz bir evde yaşayan birinin hayatına tanık oluyor. Evin hiç ışık almaması yüzünden çiçeğinin solduğunu dile getiren Seullü adamın en çok yakındığı şey ise filmdeki ilk sahneler gibi pencerenin önünde tuvaletini yapan ve yere tüküren insanlara rastlamasıdır.
“Kore’de insanlar, güzel bir arabaya veya eve sahip olmanın önemli olduğunu düşünüyor. Bence, banjiha evleri ülkenin fakir tarafını temsil ediyor. Herhalde bu nedenle, nerede yaşadığım kim olduğumu tanımlıyor.” diye kısaca özetlemiş yaşadığı hayatı genç Seul’lü.

Konusu itibariyle geçen sene Japonya’yı temsil ederek Altın Palmiye Ödülü’ne layık görülen ‘’Arakçılar’’ filmiyle benzerlik gösteren Parazit geçim sıkıntısı yüzünden ayakta kalmak için her türlü çabayı sergileyen Kim ailesini seriyor önümüze. Her türlü hile ve kurnazlıkla, zengin olan Park ailesinin hizmetine giren aile fertleri sınıf atlama amacıyla tuhaf iş birlikleriyle trajikomik bir görüntü çıkarıyor izleyenlerin karşısına.

Yönetmen aynı ortama soktuğu bu iki tip aileyi, Batılılaşma yolunda ilerleyen ülkesinde kapitalizmin yarattığı tahribatı ince çizgilerle belli ederek birçok duygu arasında gösteriyor. İzleyene ise o ince çizgiyi aşıp, gerçek mesajı anlamak düşüyor. Bir izleyici olarak aldığımız en net mesaj ise fakir sınıfın, zengin sınıfa duyduğu kin ve nefretin var olduğudur. Senarist yönetmen bunu son sahnelerde tüyler ürpertici bir anda net bir şekilde hissettiriyor bizlere.

Başarılı bir yönetmen ve başarılı bir kurgunun yanında, günümüz sorunlarını, gerçek dertlerini yansıtıyor oluşundan dolayı izleyene yabancı gelmeyen sahneler ders çıkarmamız konusunda kararlı.

‘’Senaryoyu yazarken, 2 saatlik bir filme aktaramayacağım kadar çok fikrim vardı. Daha fazla süreye sahip olsaydım bu hikayeleri anlatabilme yetisine sahip olabileceğimi biliyordum. Televizyon sektörünü çok tanımıyorum. Bu projeyi mini bir dizi gibi, filme koyamadığım hikayelerin daha derinine inerek genişletilmiş versiyonu olarak düşünüyorum” diyen senarist yönetmen diziyle ilgili ilk haberi böylece kendi vermiş oluyor.

2019’da Cannes dahil AACTA, AFI, Toronto gibi festivallere damga vuran film; 2020’ye ise Altın Küre’de kazandığı Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü ile başlangıç yaptı. Parazit filmi bu denli övgüden sonra gerçekten izlemeye değer olduğunu ispatlıyor.

Elimizdekilerle yetinmenin önemini vurgulayan film, sınıfsal farklılıklara da düşman kesilmiş durumda. Bunun için Parazit izlenmeye değer, kendi dünyamız dışında başka dünyaların suratına çarptığımız o kapı yüzünden gerçeklerden epeyce uzak kaldığımız bu zamanlarda Parazit bize o kapıyı zorla açtırıyor.

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz