Film Yorumları

Patch Adams

Film severler burada mı? “Gülümsemek en iyi ilaçtır” sözünün anlam kazandığı bir film ile sizlerleyiz bugün. Filmimizin adı Patch Adams. Yaşanmış bir hikâyenin beyaz perdeye aktarıldığı bir film. Her ne kadar biyografik bir film olduğunu söylediğimizde çoğunuzun aklında soru işareti oluşturacak da olsa filme başlar başlamaz bu önyargınızın kırılacağını garanti ediyoruz.

Filmin içeriğine geçmeden önce gelin biraz Patch Adams’ı bir tanıyalım. Hunter Doherty adı ile bilinen 1945 doğumlu Amerikalı bir doktor Adams. Doktor kimliğinin yanında komedyen, palyaço, sosyal aktivist ve yazar. 1971’den 1984’e kadar topluma hizmet veren ücretsiz bir hastane olan Gesundheit Enstitüsü’nün de kurucusu aynı zamanda. Bir yaşama bu kadar çok şeyi sığdırmış insana saygı duymamak elde mi? Dahası da var. Neden yapıyordu bunları? Amacı diğer geleneksel hastanelerin aksine alternatif tıbbı da işinin içine katarak güler yüzle sürdürülebilir, aile ortamı içerisinde, neşeli bir hastane yaratmak. Hastaların fiziksel sorunlarının yanı sıra ruhsal ve sosyal sağlıklarının devamlılığını sağlayabilmek için ön gördüğü tedavi şekli ise “şefkat”. Bu tedavi şeklini sadece kendisi uygulamakla kalmayıp aynı zamanda diğer tıp öğrencilerini de bu senaryoya dahil etmeyi görev edinmiş. Yılda milyonlarca insanın ziyaret ettiği bu enstitü güldürerek iyileştirmenin gücünü göstermek için hizmet vermeye devam ediyor.

Kendisini bu denli mizaha ve şefkate adayan bir insanın böyle bir ortamda büyüdüğünü düşünmeden edemiyoruz elbette. Fakat bunu aksine Adams, subay olan babasını henüz 16 yaşındayken kaybetti. Bu kaybın ardından Amerika’ya dönen Adams okul hayatına döndüğünde kendisini çeşitli adaletsizliklerin ve zorbalıkların içinde buldu. Mutsuz bir yaşam sürmekle kalmayıp yaşadığı bu durumlar onu intihara meyilli hale getirdi. Birkaç kez hastaneye kaldırılan Adams yaşamına son vermek yerine “kendini öldürme, aptal, devrim yap” diyerek sizlere anlattığım hikâyenin kahramanı olmayı başardı.

Hayatımız boyunca hepimiz çeşitli zorluklardan geçmiş ve iniş çıkışlar yaşamışızdır. Adams’ın bu sözleri aslında geç olmadan radikal kararlar vererek hayatımızın dönüm noktasını yakalayabilmemiz için bizlere bir örnek niteliğinde. Çünkü Patch Adams hâlâ dünyanın çeşitli yerlerinde insanların hayatlarına dokunmak için mizah aşılamaya devam ediyor.

Adams’ı bu kadar tanıdıktan sonra şimdi gelin biraz filmimize dönelim. Amerikalı yazar, yapımcı ve yönetmen olan Tom Shadyac’un yönettiği, başrollerinde Robin Williams ve Monica Potter gibi başarılı oyuncuların yer aldığı biyografi, komedi, drama filmi. Yazımızın ilk bölümünde anlattığımız gibi adını aldığı doktorun hayatını anlatan film aynı zamanda “Good Health Is a Laughing Matter” isimli kitaptan esinlenerek çekilmiştir.

Imdb puanı 6.8 olan bu film başlangıçta bir ön yargı oluşturmuyor değil. Bunu düşünen sadece biz değiliz elbette. Filmin hikâyenin gerçekliğinden saptığını düşünen birçok eleştirmen var. Fakat bu eleştirilerin aksine Patch Adams’ı bu film sayesinde tanıyan, mizahı ve duygusal yönünü seven bizler için oldukça etkileyici ve başarılı bir film. İnsan duygularını, empatiyi önemseyen bir film olması, insanda değer hissini yaratması bizler için bu puanı biraz daha artırıyor.

Elbette bizlere bu duyguları hissettiren başarılı oyuncu Robin Williams’tan söz etmeden geçemeyeceğiz. Good Will Hunting (Can Dostum), Dead Poets Society (Ölü Ozanlar Derneği) gibi başarılı filmlerde rol alan Williams ile ilgili bizim dikkatimizi çeken bir bilgiyi buraya iliştirmek istiyoruz. Hepimizin çok sevdiği komedyen Tolga Çevik Amerika’da oyunculuk eğitimini kahramanımız Williams’tan almıştır. Şaşırdık değil mi?

O zaman şimdi daha da şaşıracağınız yeni bir bilgi ekleyelim. Patch Adams, filminin başrolünde oynadığı Robin Williams’tan hoşlanmadığını verdiği bir röportajda şu sözlerle açıklamıştır. “Dört ay boyunca benim gibi davranarak 21 milyon dolar kazandı, çok basit bir versiyonda ve bedava hastaneme 10 dolar vermedi. Patch Adams, kişi, Robin’in parası ben de olsaydı, 21 milyon doların tamamını 80 milyonun tedavi göremediği bir ülkede ücretsiz bir hastaneye verirdim.” Fakat okuduğumuz başka bir kaynağa göre ise verdiği başka bir röportajda; “Bence Robin’in kendisi şefkatli, cömert ve eğlenceli. Ben o olduğumu düşünmeyi seviyorum ve bu yüzden istediğim tek aktörün o olduğunu düşünüyorum. Beni oynayarak harika bir iş çıkardı.” diyerek ona olan sevgisini dile getiriyor. Bu tezatlık akıllarımızda bir soru işareti bırakıyor. Sadece bununla da kalmayıp Williams’ın ölümünün ardından “Bu dünyaya verdiğin her şey için teşekkür ederim Robin, teşekkür ederim dostum.” diyerek ikinci ihtimalin doğruluğunu artırıyor gibi. Bu konudaki kararı size bırakıyoruz. İlerleyen zamanda daha detaylı veya sağlam bir kaynağa dayanan bilgi edinirsek bu paragrafı revize edeceğiz. Çünkü ifadeler gerçekten çelişkili. Aslında Adams’ın bu tutumu eleştirileri sadece oyuncu Williams’a karşı değil filmin geneline de olmuştur. Adams filminin ticari kaygılar nedeniyle hayatını doğru yansıtmadığını ve onu sadece komik bir doktor olarak tanıttığını söyleyen çeşitli eleştirilerde de bulunmuştur.

SPOİLER İÇERİR!

Şimdi gelin biraz filmin içeriğinden söz edelim. Avcı Patch Adams olarak bilinen karakterimiz intihara meyilli oluşundan dolayı kendisini akıl hastanesine yatırtmayı başarıyor. Orada etrafındaki insanları gözlemleyerek ve mizah yolu ile onlara iyi geldiğini keşfediyor. Böylece akıl hastanesinden çıkmayı başaran Adams, hayatta kendine yeni bir amaç edinerek tıp fakültesini kazanıyor. Hem de en yaşlı öğrenci olarak. Öğrenciliğinden itibaren insanı merkezine almayı başaran Adams hocaları tarafından çeşitli eleştiri ve uyarılara maruz kalmış, hatta durum okuldan atılmaya kadar gitmiştir. Hunter Adams, sergilediği bu aşrı mutlu tavırlar nedeniyle “Eğer bir palyaço olmak istiyorsanız, bir sirke katılsanız iyi olur” sözlerini sık sık duysa da amacından asla vazgeçmemiştir. Aslında o gerçekten bir palyaço olmayı istiyordu ama aynı zamanda çok iyi bir doktor olmak da en büyük hedeflerinden biriydi. Ona göre en iyi ilaç mizah ve gülmekti. Bu düşüncesi ile en yakın arkadaşlarını da yanına alan Adams yukarıda sözünü ettiğimiz enstitüyü açmıştır. Bu süreçler her ne kadar Adams’ın mizah dolu günleri gibi görünse de filmin aralarındaki duygu geçişlerine de sık sık şahit oluyoruz.

Adams’ın yoluna taş koymaya çalışan okul müdürü Patch’in ruhsatsız bir klinik işlettiğini ve hastaları rahatsız ettiğini iddia ederek onu tekrar okuldan uzaklaştırmaya çalışır. Fakat karşısına çıktığı kurulu ruhlarında tedavi olması gerektiğine, sevginin gücüne inandıran Adams bu davadan da kurtulur. Ve sonunda zorda olsa mezun olur. Mezuniyetinde bile mizah yapmayı başaran Adams, geriye bizlerin hayata bakış açısını değiştirebilecek, gülümsemenin, insani duyguların önemini hatırlamamızı sağlayacak güzel kareler bırakır.

Patch, kendisine sunulan şartları değiştirerek kendisi ve çevresindekiler için yeni bir dünya yaratmayı başarıyor ve şöyle diyor: “hastalıklar kadar, insanları da tedavi etmeliyiz.” Çoğu zaman hayatımıza yön veren şeyler kurallar ve olması gereken asırlık gelenekler değildir belki de.

Yılların deneyimlerini ve kurallarını görmezden gelerek kendi yolumuzun ışığını yakmak, tıpkı Adams’da olduğu gibi bizlere de yeni yollar sunar mı dersiniz? Dileriz ki onlar gibi olmadığı için kendi olmayı başaran Patch Adams’ın hikâyesi hepimize örnek olur. Keyifli seyirler.

Tavsiye 1:

Duygusal Bir Biyografi Filmi İçin Tıklayınız

Tavsiye 2:

Beyninizi Yakacak Film Tavsiyesi İçin Tıklayınız


Armadillo’ya Destek Olmak İçin Gördüğünüz Herhangi Bir Reklama Tıklayabilirsiniz.


Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz