Film Yorumları

Pulp Fiction

Armadilloooo! Bu neydi be! Bu nasıl bir filmdi! İnanılmaz etkilendim. Bayıldım. Gerçekten kült bir film olmayı sonuna kadar hak ediyor. Filmi bitirdikten sonra yaklaşık 2-3 saat film üzerine araştırma yaptım ve ilginç birçok ayrıntıyla karşılaştım. Şimdi gelin hem bu ayrıntılardan bahsedelim hem de film üzerine konuşalım🙌🏼
Tarantino sen ne kadar zeki bir adamsın! Kafası zehir gibi çalışıyor yönetmenimizin. Bu kaos içerikli filmin içinde dahi kendisine öyle büyük bir düzen kurmuş ki bunu anlayınca ona hayran oluyorsunuz. Filmin isminden başlayalım: Pulp Fiction. Filmin başında “Pulp” kelimesinin anlamı açıklanıyor ve iki farklı anlam öne sürülüyor: 1-) Şekilsiz madde 2) Bitmemiş dergi veya kitap. Taslak. Her iki anlam da filmin içerisinde barınıyor. Film başlı başına “şekilsiz bir madde”. Bir arkadaşınız gelip size “Pulp Fiction ne anlatıyor?” diye sorsa muhtemelen cümleye “ıııııııııı” diye başlarsınız. Çünkü belli bir konu yok. Filme kaos hâkim.

Pulp Fiction’a Dair Bilinmeyenler

Latince’de “Ordo ob chaos” diye ifade edilen bir deyiş vardır: Kaostan gelen düzen. Tarantino kendi düzenini kaos içerisine kurmuş. Örneğin, Mia’nın filmde sürekli çıplak ayakla gezmesi ve taksi şoförü olan kadının arabayı çıplak ayakla sürmesi tesadüf mü sizce? Tabii ki değil. Çünkü Tarantino büyük bir ayak fetişidir ve filme bunu yansıtmıştır. Bir örnek daha, filmin sonlarına doğru Vincent ve Jules cesedi saklamaya çalışırken oluşan karmaşada sanki hiçbir şey yokmuş gibi ikili durup ev sahibi olan Jimmie’nin yaptığı kahveyi övmüştür. Kısa süre sonra ikilinin başını kurtarmaya gelen “The Wolf” da kahvenin muazzamlığını söylemeden geçememiştir. Buradan Tarantino’nun çok iyi kahve yaptığı sonucunu çıkarabilir miyiz?
Tarantino Jimmie karakterini canlandırırken de oldukça kararsızlık yaşamıştır. Lance karakterini de canlandırmayı düşünmüş lakin meşhur şırınga sahnesinde kamera arkasında yer almak istediğinden Jimmie’yi tercih etmiş. Şırınga sahnesi demişken, ekip orayı çekerken hayli zorlanmış. Ve nihayetinde sahneyi tersten çekmeye karar vermişler. Yani, şırıngayı Mia’ya saplamışlar ve Vincent yalnızca vücuda saplı olan şırıngayı çekmiş. Daha sonra bilgisayar üzerinde yaşananları terse akıtmışlar. İlizyon var ilizyon 😂
Film hakkındaki az bilinen detaylardan devam edelim. Başlangıçta bir kafede hırsızlık planı yapan çifti hatırlıyorsunuz değil mi? Amanda Plummer orada Honey Bunny isimli karakteri canlandırıyordu. Bu isim seçiminin altında da derin bir anlam yatmaktadır. Tarantino Pulp Fiction senaryosunu kağıda karalamış ve daha sonra kağıda yazılan bu senaryonun bilgisayara geçirilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu senaryoyu bilgisayara geçen isim olan Linda Chen kendisi yokken ödeme karşılığında tavşanına Tarantino’nun bakmasını rica etmiştir. Açıkçası Tarantino bu işi beceremedi ve tavşan öldü. Ölen tavşanın ismi ise Honey Bunny idi ve Pulp Fiction’da bu isim sonsuza kadar yaşatıldı.

Filmi izlerken muhtemelen dikkatinizi çekmiştir fakat tam sayı verelim. Filmde 265 kez “Fuck” kelimesi geçiyor. Her karakterin diline pelesenk olan bu sözcük filme güzel bir hava katıyor. Doğru kullanılmadığında itici olabilecek bir ifadeyi rahatsız etmeden kullanmak da Tarantino’nun müthiş diyalog yazımlarının bir örneği ve ispatı olsa gerek.

Filmde Vincent Vega’nın bindiği kırmızı Malibu araba var ya hani. Hatırladınız mı? O araba gerçekte Tarantino’nun. Ama durun hikaye bununla sınırlı değil. O güzelim araba çekimler bittikten sonra çalınmış. Tam 20 yıl sonra arabayı bulan iki polis getirip Tarantino’ya teslim etmiş. Adamın yaşamı dahi film 😂

Film Müzikleri ve Efsane Dans Sahnesi

O sahneyi hangimiz unutabilir ki? Mia’nın ısrarla dans etmek istemesi ve Vincent’ın nihayetinde pes edip sahneye çıkışları… Ayakkabılarını çıkarırken dahi ne kadar iddialı olduklarını salona haykırıyorlardı bence. Mia, yani Uma Thurman’ın, yine çıplak ayaklı olması dikkatlerden kaçmasın. İkilinin muazzam sahne performansı etraflarındaki insanların onları hayran hayran izlemesine neden olmuştur. Kafaları güzeldi ve birbirlerine karşı adı konulmamış biri şehvete duyuyorlardı. Aralarındaki yakınlaşma izleyicilerin gözünden kaçmamıştır. Zaten ikili mekândan çıkıp eve gittiklerinde Vince tuvalette Mia ile sevişmemesi için kendisini ikna etmeye çalışmaktadır. Çünkü o patronunun karısıdır. Neyse ki, dışarı çıktığında Mia’nın pek de sevişilecek bir hali kalmamıştır.

Dans sahnesine geri dönelim. Uma Thurman çekimler sırasında Tarantino’ya dans müziğinin uygun olmadığını ve insanların ilgisini çekmeyeceğini söylemiş. Tarantino ise “sen rahat ol bendeee” diyerek karşılık vermiş. “Bana güven” demiş. Chuck Berry’nin “You Never Can Tell” isimli parçası bence de müthiş bir seçim olmuş. En azından ben bu yazıyı yazarken onu dinliyorum ve gerçekten insanı oynatmayı başarıyor. Dinlerken yerinizde durmakta zorlanıyorsunuz 😂

Eve döndüklerinde Vince tuvalette iken Mia’nın açtığı “Girl, You’ll Be A Woman” parçasına ne demeli. Urge Overkill’in ölümsüz parçası. Mia bu şarkıyı dinlerken aşırı doza maruz kalmıştır. Bizi meşhur şırınga sahnesine götüren şarkı işte bu şarkıdır. Ve soundtrack… O nedir öyle be? Müzik ruhun gıdasıdır sözünün notalara bürünmüş hali adeta. Film, müzik seçimleri ile o kadar iddialı ki, izleyene hayatı boyunca kendisine yarenlik edecek parçalar vaat ediyor. En azından saydığım bu üç eseri sıkça dinleyeceğimden emin olabilirsiniz.

Vincent’ın tuvalete gitmesinden bahsetmişken bunun aslında bir lanet olmasının da altını çizelim. Yanlış hatırlamıyorsam Vince üç kez tuvalete gidiyor ve her seferinde filme damga vuran bir olay gerçekleşiyor. Yukarıda bahsettiğimiz Mia’nın aşırı doz sahnesinde hatırlarsanız Vincent tuvaletteydi. Butch(Bruce Wills) evine saatini almaya döndüğünde mutfakta bir silah bulmuş ve evde birisi olduğunu anlamıştı. O kişi Vincent idi ve tam da tuvaletten çıkarken öldürülmüştü. Bu iki. Üçüncüsü ise final sahnesi olan restoran sahnesi. Silahlı soygun gerçekleşir ve Jules müthiş bir değişim sürecinden geçerek soyguncuyu affeder. Yeri gelmişken ekleyeyim, Jules (Samuel L. Jakcson)’un tarzı muhteşem olmamış mı? Normalde farklı bir şey düşünüyorlarmış fakat bir gün sete birisi elinde Jules’un kafasındaki peruk ile gelmiş ve Tarantino bunu çok beğenmiş. Sonucu biliyorsunuz zaten.

Sona Doğru

Tarantino çok zeki olmasının yanında oldukça da planlı bir adam. Bunu hemen iki örnekle ispatlayalım. Uma Thurman, John Travolta’ya bir zamanlar oyunculuk yaptığını ve “bıçak ustası” olan bir karakteri canlandırdığını anlatmaktadır. Yoksa bu söz “Kill Bill”e bir gönderme midir? Hatırlarsanız Kill Bill’in de başrolü Uma Thurman’dır ve kılıç ustası olarak tanınmaktadır. Hatta belki de Bruce Wills(Butch), Marsellus’u kurtarmak için aşağı inmeden önce yanına kılıç alması ve tecavüzcüleri kılıçla öldürmesi de Kill Bill’e bir göndermedir.

Bir diğer dikkat çeken nokta ise Samuel L. Jackson’ın artık çete işlerini bırakacağını söylemesi ve filmin sonunda soyguncuyu öldürmeyip bağışlamasının yine Kill Bill filminde ortaya çıktığını görüyoruz. O filmde sıradan bir piyanocuyu canlandıran Jackson “bir zamanlar bir çetenin üyesiydim” repliğiyle adeta Pulp Fiction’a dehşet iyi bir gönderme yapıyor.

Çantanın içinde ne olduğu ise büyük bir gizem. Şifresinin 666 olması bizi mistik tahminler yapmaya zorluyor ama bu konuyla ilgili bir açıklama olmaması ve Tarantino’nun diğer filmlerinde buraya bir göndermenin yapılmaması bizim elimizi kolumuzu bağlıyor. Marsellus’un ruhunu şeytana sattığına dair iddialar olsa da Tarantino bu “illuminativari” olaylarla ilgilenir mi emin olamıyorum. Tarantino’da yaptığı bir açıklamada bu iddianın doğru olmadığını söylemişti zaten. O yüzden benim için o konu hala bir muamma. Mutlaka bir gün açığa kavuşacaktır.

Kadrosu şampiyonlar liginden farklı olmayan bu enfes film bizlere keyif dolu dakikalar vaat ediyor. Aldığı ödüller saymakla bitmez fakat bizce en önemlisi “en iyi özgün senaryo” ödülünü almış olması. Yorumumuzu Samuel L. Jackson’ın sıkça tekrar ettiği İncil’den alıntıyla bitirelim, Ezekiler 25:17:

“”Erdemli adamın yolu bencillerin insanfsızlıkları ve kötü insanların zulmü ile sarmalanmıştır.
Ancak merhamet ve iyi niyet adına karanlıklar vadisinde zayıf olana rehberlik eden kişi kutsanmıştır
Çünkü kardeşlerinin gerçek hamisi ve kayıp çocukların kurtarıcısıdır o. Kardeşlerimi zehirlemeye ve yok etmeye kalkışanlardan intikamımı mutlaka alacak ve onları büyük bir öfke ve güçle vuracağım
ve senden intikam almaya geldiğimde adımın Tanrı olduğunu anlayacaksın…”

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz