Bilgi Köşesi

Rosenhan Deneyi | Psikiyatri Tarihinin Dönüm Noktası

“Eğer aklı başındalık/normallik ve akıl hastalığı/delilik var ise bunu nasıl bilebiliriz?” bu soru Rosenhan’ın “Akıl Dışı Yerlerde Aklı Başında Olmak” makalesinde yer alan çok çarpıcı bir sorudur. Ayrıca ünlü Rosenhan Deneyinin sonuçlarının da açıklandığı makaledir. Şimdi gelin size bu ilgi çekici deneyi anlatalım.

Günümüzün en prestijli üniversitelerinden birisi olan Stanford Üniversite’sinde öğretim üyeliği yapan David Rosenhan akıl hastanelerinin doğru teşhisler koymadığına inanıyordu. Bu düşüncesinin doğruluğunu/yanlışlığını bulmak için bir deney yapmaya karar verdi. 8 iş birlikçi (3 psikolog, 1 ressam, 1 psikiyatrist, 1 psikoloji öğrencisi, 1 ev hanımı, 1 pediatrist) 12 farklı hastaneye hasta olduklarını söyleyerek başvurdu. Önceden belirtmemizde yarar var, bu iş birlikçiler psikoloji eğitimi almışlardı ve hiçbir hastalıkları yoktu. Ayrıca hastanelere farklı isimler kullanarak giriş yapmışlardı. Muayene esnasında iş birlikçiler “boş, boşluk, pat” gibi gaipten sesler duyduklarını, bunun dışında da gündelik normal sorunlarını psikiyatriste anlattılar. 8 kişinin hepsi şizofreni teşhisiyle akıl hastanesine yatırıldı. Üstelik o zamanlar akıl hastaneleri günümüzdeki kliniklerden oldukça farklıydı. O günün şartlarında çalışanlar daha katı ve ulaşılması daha zordu.

Çok hızlı bir şekilde hastaneye kabul edilen iş birlikçiler için deneyin ikinci kısmı başladı. Bu kısımda “sözde hastalar” kendilerini çok iyi hissettiklerini, artık sesler duymadıklarını söylediler. Ancak hiçbir hastane onları direkt olarak çıkartmadı. En erken 7 günde, ortalama 19 günde dışarıya çıkabildiler. Hatta içlerinden biri tam 52 gün boyunca hastanede kaldı. İş birlikçiler hastanede yaşadıkları en büyük sorunun çalışanlarla iletişim kurmak olduğunu belirttiler. Herhangi bir soru sormak istediklerinde ya görevliyi bulamıyorlardı ya da güzel bir cevap alamıyorlardı. Her birinin doktoru görme süresi ortalama 5 dakikaydı.

Bu deneyin sonuçları o zamanlarda bilim dünyasında tartışmalar yarattı. David Rosenhan yanılmamıştı. Gerçekten de doktorlar akıl hastalıklarını yanlış teşhis edebiliyorlardı. Ek olarak bir parantez açmamız gerekirse sadece ses duydukları için hastalarımız şizofreni teşhisiyle yatırılmışlardı. Elbette taburcu olduklarında bu, kayıtlara “gerileme dönemindeki şizofreni/remisyon dönemindeki şizofreni” olarak geçmişti. Bu da ileride tekrarlayabilecek davranış bozukluklarının olduğu anlamına geliyordu. Yani iş birlikçiler hem hasta olmadıkları halde hastaneye yatırılmışlardı hem de toplum tarafından damgalanmaya maruz bırakılmışlardı.

Bu deneyden sonra akıl hastaneleri ciddi eleştirilere maruz kaldı. Eğer 12 hastane 8 kişiyi hasta olmadıkları halde hastaneye yatmalarını uygun görüyorsa belki de hasta olmayan pek çok kişi orada tedavi görüyordu. Üstelik iş birlikçilerin anlattıklarına göre orada yattıkları dönemde 118 hastanın 35’i onların hasta olduklarına inanmıyordu ve onları etrafı görmek için gelen profesör ya da gazeteci olduklarını savunuyordu. Yani bazı hastalar gerçeği çalışanlardan daha önce çözmüştü.

Rosenhan Deneyinin yapıldığı hastanelerden birisi.

[Washington D.C.’de bulunan St. Elizabeths Hastanesi (2006)]

Bu deney hastanelere olan güveni sarssa da hastaneler çalışanlarına ve doktorlarına güveniyordu. Deneyden sonra bir hastane Rosenhan’a meydan okuyarak hastanesine sahte hasta yollamasını istedi ve doktorlarının çok başarılı olduğunu, yanlış teşhiste bulunmayacaklarını söyledi. Rosenhan bunu kabul etti. Üç aylık süreçte hastaneye 193 kişi başvurdu. Psikiyatrist 41 kişinin sahte hasta olabileceğini söyledi. Çalışanlarla yapılan toplantılar sonucunda 19 kişinin kesinlikle hasta olmadığına kanaat getirildi. Ancak Rosenhan hiçbir sahte hasta yollamamıştı.

Nihayetinde tüm sonuçlar toplanıp derlenerek 1973 yılında meşhur Science dergisinde yayımlandı. Bu durum psikoloji camiasında büyük yankı uyandırdı. 19 kişi gerçekten hasta mıydı yoksa değil miydi sorusunun ucu açık kaldı. Bu deney sonucunda Amerikan Psikiyatri Derneği (APA) hazırlamış olduğu tanı kılavuzunu değiştirdi. Ayrıca bu çalışma hasta olan kişilerin taburcu olma sürecini kolaylaştırdı ve akıl hastanelerinin şartlarının daha iyi hale gelmesine yardımcı oldu.

Kısacası Rosenhan olmasaydı, belki de bugün sizler ufak bir anti-depresan almaya gittiğiniz doktorlar tarafından akıl hastanesine kapatılacaktınız!

Tavsiye 1:

Sigmund Freud Kimdir? | Neden Kokain Kullanıyordu?

Tavsiye 2:

Gaslighting Nedir? | En Korkunç Psikolojik İşkence

Armadillo’ya Destek Olmak İçin Gördüğünüz Herhangi Bir Reklama Tıklayabilirsiniz.

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz