Bilgi Köşesi

Şahmeran Efsanesi

Yeryüzünde doğup büyümüş bütün yılanların atası, anası kabul edilir Şahmeran. Aynı zamanda tıbbın ve şifanın sembolü olarak da anılır. Sağlıkla ilgili birçok kurumun ambleminde ve eczane poşetlerinde gördüğümüz o çubuğa sarılı yılan figürü de bu efsaneden ortaya çıkmıştır. Peki nedir bu Şahmeran efsanesi?

Yılanların şahı anlamına gelen Şah-ı Meran ya da bugün bildiğimiz adı ile Şahmeran, başı insan gövdesi yılan şeklinde efsanevi bir yaratıktır.  Şahmeran, Türk inancında er (insan) ve büke (ejderha) kelimelerinin birleşmesinden oluşan Erbüke ya da Erböke adlı varlıkların başı olarak geçer. Erbüke ya da erböke adı verilen bu varlıklar tıpkı Şahmeran gibi yarı insan yarı yılandır. Şahmeran hiç yaşlanmaz ancak yaşlanmayan bedeni değil ruhudur. Çünkü öldüğünde ruhunun kızına geçtiği inanılır. 

Şahmeran’ın nerde yaşadığına dair kesin bir bulgu yoksa da bazı inanışlar vardır. Bu inanışlardan biri Mardin bölgesini biri de Tarsus bölgesini kapsar. Zaten bu yörelere gittiğinizde özellikle eski yerleşim yerleri veya köylerde mutlaka duvara asılı bir Şahmeran figürü görürsünüz. Korkutucu bir efsane gibi gözükse de aksine hüzünlü bir efsanedir. Şahmeran bizde olduğu gibi İran-Pers mitolojisinde de sıkça karşımıza çıkan bir figürdür. Anlatacağımız bu efsane Şahmeran’ın yani yılanların şahının yaşadığına inanılan Mersin’in Tarsus ilçesine aittir. Zaten bu bölgedeki yılanlara da bu sebepten Meran adı verilmiştir. Şahmeran efsanesini anlatmaya başlamadan önce birkaç farklı hali olduğunu baştan söyleyelim. Biz bu yazımızda en çok kabul gören üçünü yazdık.

Cemşab ve Şahmeran

Vücudunun üst kısmı güzeller güzeli bir kadın, vücudunun alt kısmıysa yılan şeklinde olan Şahmeran, akıllı ve şefkatli olan yılanlarıyla bu bölgede barış içinde yaşardı. Şahmeran’ı gören ilk insan Cemşab, odun satarak geçimini sağlayan fakir bir ailenin oğluydu. Cemşab, bir gün arkadaşları ile birlikte bir mağaraya giderek bal çıkarmak istedi. Arkadaşları, açgözlülük yaptılar ve daha çok bal alabilmek için Cemşab’ı mağarada bıraktılar.

Cemşab, mağarada iken çevreye bakınır ve içinden ışık sızan bir deliği fark eder. Bıçağı ile bu deliği genişletmek için oymaya başlar. Genişleyen delikten içeri doğru bakınca güzel bir bahçe görür. Bu bahçede eşsiz çiçekler, havuz ve pek çok yılan vardır. Yıllar boyunca burada yaşayan Cemşab, Şahmeran’ın güvenini kazanır. Cemşab’ın zamanla ailesini özlemeye başladığını gören Şahmeran, kimseye yerini söylememesi koşulu ile onun gitmesine izin vereceğini söyler.

Cemşab, Şameran’a verdiği sözü uzunca bir süre tutar. Şahmeran’ın yerini padişah hastalanıncaya kadar hiç kimselere söylemez. Vezirin, padişahın iyileşmesi için Şahmeran’ın etini yemesi gerektiğini söylemesi ile her şey değişir. Cemşab, bunu öğrendikten sonra Şahmeran’ın yerini gösterir. Cemşab’ın üzgün olduğunu gören Şahmeran, onu kaynatıp suyunu vezire içirmesini etini ise padişaha yerdirmesini söyler. Vezir ölür, padişah ise iyileşir. İyileşen padişah, yaptığı iyilik için Cemşab’ı veziri yapar. Şahmeran’ın öldüğünü duyan yılanlar ise Tarsus’u istila eder.

Tarsus’ta (Mersin) bulunan Şahmeran heykeli

Lokman Hekim ve Şahmeran

Bir başka rivayete göre ise; Şahmeran’dan tıp bilimine dair çok fazla bilgi edinen Cemşab, aslında Lokman Hekim’dir. Lokman Hekim efsanesinde bir adam tesadüfen mağaraya girer. Daha sonra mağarada yaşayan yılanlar tarafından Şahmeran’ın yanına götürülür. Şahmeran ona yerini bildiği için onu tekrar yeryüzüne salamayacağını söyler. Zamanla Şahmeran’ın güvenini kazanarak Şahmeran tarafından ailesine geri dönmesi için serbest bırakılır. Fakat artık Şahmeran’ı gördüğü için vücudunu pullar kaplamıştır. Bu sebeple Şahmeran ona, vücudunu kimselere göstermemesi gerektiğini söyler.

Padişahın kızı hasta olur. Onunla evlenme hayali kuran vezir, büyücüleri toplar ve hastalığına çare olmalarını ister. Büyücülerden biri, Şahmeran’ın vücudundan bazı parçaların kaynatılıp içilmesi ile padişahın kızının iyileşeceğini söyler. Bunun üzerine vezir harekete geçer ve Şahmeran’ı gören kişileri bulmak için vücudu pullu kişilere yönelik araştırmalar yaptırır. Sonunda Şahmeran’ı gören kişiyi bulur. Bu kişi Şahmeran’ı öldürmek için mağaraya gönderilir.

Şahmeran adamdan yılanların öç almaması için ölümünü gizli tutmalarını söyler. Kuyruğunu kaynatıp vezire, gövdesini kaynatarak padişahın kızına içirmelerini tembihler. Kuyruğunu kaynatıp vezire içirince vezir ölür. Gövdesini kaynatıp padişahın kızına içirirler ve kızı iyileşir.

Tahmasp ve Şahmeran

Yukarıda sözünü ettiklerimizin yanı sıra daha çok Mardin bölgesinde kabul gören bir başka rivayete de rastlanır. Bu efsane o dönemde aşkın yerini gözler önüne seren türdendir. Şahmeran belden altı yılan şeklinde çok güzel bir kadındır ve bir mağarada yılanlarıyla beraber barış içinde yaşamaktadır. Bir gün Tahmasp adlı gencin yolu bu mağaraya düşer. Karanlık mağara Şahmeran’ın ışığıyla aydınlanır. Güzeller güzeli Şahmeran’dan Tahmasp gözünü alamaz. Oysa çevresinde irili ufaklı bir sürü yılan vardır. Tahmasp’ı gören Şahmeran ona tutulur ve orada kalıp misafiri olmasını ister. Onu rahat ettirmek için her şeyi yapar.

Zamanla Tahmasp’ın evine ve ailesine özlemi artınca gitmek ister. Şahmeran ona ihanet edeceğini düşündüğü halde onu çok sevdiği için gitmesine izin verir, sadece ne olursa olsun Tahmasp’a suya girmemesini söyler. Tahmasp sözünü tutar. Ülkesinde düzenini kurarak ve ara sıra Şahmeran’ı görmeye giderek yaşamaya devam eder.

Bir gün padişah hasta olur ve kötü veziri tek çözümün Şahmeran’da olduğunu iddia eder. Vezir herkesi suya sokarak onu gören kişiyi bulmak ister. Ama vezirin esas isteği  Şahmeran’ın sonsuz bilgeliğidir. Suya sokulan Tahmasp’ın vücudu yılan derisi gibi pul pul olur ve ona işkence eden vezir Şahmeran’ın yerini öğrenir. Tahmasp ve Şahmeran padişahın huzuruna çıkarılınca, Tahmasp’ın utancını gören Şahmeran üzülür.

Şahmeran kuyruğundan yiyenin bilge olacağını, kafasının etinden yiyenin de ölümle yüzleşeceğini söyler. Bunu duyan vezir atılıp onu öldürür. Kuyruğundan bir parça yemeye koyulur ve oracıkta ölür. Şahmeran kendi adaletini küçük bir hileyle sağlamış olur.

Sevdiğinin ölümüne dayanamayan Tahmasp, yaşamayı istemeyip fedakarlıkla ölmeyi seçer. Ölmek için de Şahmeran’ın kafasından bir ısırık alır. Oysa Şahmeran Tahmasp için farklı bir yazgı belirlemiştir. ‘Bu topraklarda aşklar ölümünedir’ diyen Şahmeran olacakları tahmin ederek ölmeden önce sevdiği adama sonsuz bilgeliğini bırakmak istemiştir. Sevdiği olmadan yaşamak istemeyen Tahmasp’a sevdiğinin son hediyesi de bu olur.

Anlattığımız rivayetlere göre aslında Şahmeran oldukça iyi kalplidir. Yılanların insanları sokmasını engeller. Hatta kendisi kadar güzel bir kalbi olan iyilik timsali bu kadın ölmeden hemen önce bile sevdiğini düşünen harika bir varlıktır. Günümüzde Tarsus ve Çukurova bölgesinde yer alan Yılan Kalesi zamanında Şahmeran’ın yaşadığı yerler olarak düşünülse de Şahmeran’ın yeraltı ülkesindeki bir mağarada yaşadığına inanılır.

Bu güzide efsane hakkında daha çok şey okumak isterseniz Divan Edebiyatı’nda efsaneyi konu alan, Cemşab’ı anlatan “Camasbname” adında bir eser kaleme alındığını da ekleyerek yazımızı sonlandıralım.

Eğer bu yazı hoşunuza gittiyse sizi aşağıdan bir başka ilgi çekici efsaneyi okumaya davet ediyoruz.

Daha fazla içerik için: https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak içinhttps://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz