Film Yorumları

Seven

İsim: Seven

Yönetmen: David Fincher

Başroller: Brad Pitt, Morgan Freeman, Kevin Spacey

Tür: Polisiye

Süre: 2 saat 10 dakika

IMDB: 8.6

Brad Pitt, Morgan Freeman başrolde, bir de üzerine cinayet ve gizem. E daha ne olsun, bu şartlarda kötü bir filmin çıkma olasılığı neredeyse yok. İzleyince de yanılmadık çünkü bizi gerçekten güzel bir film karşıladı. Fakat bu “güzel”i biraz anlatmak gerekir. Öncelikle film polisiye diye heyecanlanmamanızı tavsiye ederiz çünkü film şaşırtma ya da heyecanlandırma faktörlerini çok barındırmıyor. Tabii bu olumsuz bir durum değil çünkü günümüzün aksiyonlu ve yorucu polisiye filmlerinden sıkılanların sığınabileceği bir liman gibi Se7en . Bu tarz yaklaşımlardan ziyade film, konu ve oyunculuk odaklı bir yapıya sahip.

Konu demişken film polisiye türünde olduğundan tabii ki bir katil var. Kevin Spacey’nin canlandırdığı katil, profil yönünden de aslında alışılmadık şeyler sunmuyor bize. Daha önce çeşitli filmlerde gördüğümüz gönderme içeren cinayetler işliyor fakat filmin çekildiği yıl olan 1995’te bu sıradan sayılmayacak bir yaklaşımdı herhalde. Katilimizin göndermeleri, filmin adının da temelini oluşturan, Hristiyanlığın yedi büyük günahına dayanıyor. Katilin kurbanlarına bakarsak da hep bu yedi günahtan birine karışan özellikte olduğunu görüyoruz.

Katilimiz öldürdüğü her kişinin yanına günahını yazmayı da ihmal etmiyor. Örneğin bir avukatı öldürdüğünde açgözlülük yazarken, aşırı kilolu birini öldürdüğünde oburluk yazıyor. Üstelik oburluk sözcüğünü yazarken öldürdüğü kişinin yağını kullanması es geçilmemesi gereken bir ayrıntı olmuş. Ayrıntının sözü açılmışken dedektiflerimiz katilin profilini çıkarabilmek için okuduğu kitapları araştırma yoluna gidiyorlar. Bu yolda dikkatimizi iki eser çekiyor: İlahi Komedya ve Canterbury Hikayeleri.

Filmde bu iki eser dini dayanağa sahip olduğu için kullanılmış olsa da eğer ulaşabilirseniz bu kitaplara okumanız size fazlaca yeni bilgi katabilir. Özellikle İlahi Komedya’yı tavsiye ederiz.

Katil fiilen beş günahın cinayetini işliyor ve geriye kalan iki günahı finale saklıyor: öfke ve kıskançlık. Film, farklı bir yaklaşımı bu noktada bize sunarak gönlümüzü kazandı açıkçası. Merak etmeyin söylemeyeceğiz ki tadı kaçmasın. Finalde katilin öldürme motivasyonu tahmin edilebilir bir nedene dayansa da sahnenin ortamı ve o anlarda yaşanan gelişmeler katilin hissiyatını aktarmak konusunda oldukça etkiliydi. Özellikle katilimizin kendi ağzından dökülen şu cümle katilin motivasyonunu aktaran önemli araçlardan biriydi:

“İnsanların dikkatini çekmek için onların omuzlarına dokunmanız artık yeterli değil, onlara bir balyozla vurmanız gerekiyor.”

Başta da belirttiğimiz Se7en heyecandan çok konu işleyişinden kazanıyor. İlk yarısı durağan olan film ikinci yarıda hareketlense de genel ritmini bozmuyor, eğer dikkatiniz kolay dağılıyorsa filmi izlerken biraz zorlanabilirsiniz. İşleyişle bizi kendine çekmeye çalışan film mekân seçimleriyle de takdiri hak ediyor.

Günahkarlığın karamsarlığını film bize sık sık kapalı alanlarda yapılmış çekimler aracılığıyla sunuyor ve kabul etmeliyiz ki mekanların ruhu sıkan etkisi kolaylıkla size de geçiyor. Hatta filmin finali dışında kayda değer bir açık alan çekimi olmadığını söylersek yanlış olmaz. Özellikle sürekli yağmur yağan şehrin, küf rengi tonların, düşük aydınlatmaya sahip mekanların payı büyük bunda. Tabii ki cinayet mahallerinin karmaşası da insanın içine kasvet dolduruyor. Bu kasveti en iyi hissettiğimiz sahne bizce obur maktulle karşılaştığımız sahneydi. Kan, pislik, kargaşa iç sıkan ne varsa o sahnede bulabilirsiniz. Bu sahneyle birlikte diğer kurbanlar da görsel açıdan temiz değildi. Öteki kurbanlarımızın görüntüsü de sizi rahatlıkla iğrendirebilir.

Film hakkında söylenebilecek pek çok farklı şey olsa da film yapısı itibariyle öznel yorumlara müsait olduğundan başrollerimize değinip yorumumuzu sonlandıralım. Dedektif Mils(Brad Pitt) ve Dedektif Summerset(Morgan Freeman) kişilik tasarımı bakımından yine bize alışılmadık bir şey sunmuyor ancak sanmayın ki bundan dolayı karakterlerin yüzeysel olduğunu ya da oyunculuğun yavan kaldığını. Her iki oyuncu da beklendiği üzere karakterlerin hakkını vermişler ve olay örgüsü içinde müthiş bir pürüssüzlüğe sahipler.

Karakterlerin birbiriyle ilişkisi “zıtlıkların uyumu” kavramıyla özetlenebilir. Dedektif Mils duygularıyla hareket ederken, Dedektif Summerset hem yaşından hem de mesleki tecrübesinden dolayı akılcı bir anlayışla hareket ediyor. Birbirine zıt olarak nitelenen bu yönler film içinde tamamlayıcı niteliğe ulaşarak karakterlerin uyum içinde anlaşmasıyla sonuçlanıyor. Burada bir yorumda bulunmamak olmaz: Filmin başlarında Dedektif Mils’in hor görülüp sürekli terslenmesi bir noktada sinir bozucu oldu. Neyse ki filmin devamında bu durum siz fark etmeksizin ortadan kalktı.

Katili canlandıran Kevin Spacey’den bahsetmek isterdik ancak filmin açılış jeneriğinde kasıtlı olarak (gizem yaratması için) kendisine yer verilmediğinden biz de filmin geleneğini bozmamak adına kendisinden özel olarak bahsetmeyerek onunla sizin yüzleşmenize izin vereceğiz.

Sinema dünyasının klasikleşmiş ürünlerinden biri olan bu film herkese hitap etmez doğal olarak. Ama eğer sakin ve etkileyici bir film istiyorsanız bu kadar duru aynı zamanda yalın bir film bulmanız açıkçası zor. Filmin bir nevi öncü konumunda olduğunu da göz önünde bulundurursak şöyle diyebiliriz: Se7en ‘i izlerken kendinize bir pay çıkartamasanız bile bir şey kaybetmezsiniz kesinlikle. Nitekim sanatsal bir bakış açısı kazanmanız da muhtemel.

https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz