Bilgi Köşesi

Salvador Allende ve Şili Darbesi

Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan ABD’nin çok yakınında yer almasına rağmen siyasi açıdan daima bir hazımsızlığa sahip Güney Amerika coğrafyası, günümüzde hala başta ekonomik olmak üzere pek çok krizle boğuşuyor. Güney Amerika ülkelerinin hatrı sayılır bir kısmının kapitalizmin karşıt ideolojileri ,komünizm ve sosyalizmi benimsediklerini göz önüne alınca işlerin arka planı az çok belirmeye başlıyor. Güney Amerika ülkelerinin sahip olduğu değerli doğal rezervlerin komünizme kurban gitmesini elbette ABD kabul etmeyecektir. Ülkelerdeki siyasi krizlerin beraberinde ekonomik krizleri getireceğini çok iyi bilen ABD deyim yerindeyse bu ülkelerin başını doğrultmasını istemiyor. Çünkü gelişmiş ve gelişen ülkeler sahip oldukları kaynakları kendileri kullanmak isterler. Lakin ABD gibi emperyalist ülkeler kapitalizm çarkını döndürmek için kendi kaynaklarını hızla tükettiklerinden başka ülkelerden kolay kaynak arayışı içinde olurlar. Bu kolaylığı sağlamanın yolu da ülkeleri fakirleştirmekten ve karıştırmaktan geçiyor. Bu yazımızda ABD’nin gizlice karıştırdığı işlerin ortasında kalan bir ülkeye gideceğiz: Şili ’ye.

Darbelerin ülkelerde açtığı derin yaralara iyi bir örnek teşkil eden Şili Darbesi’nden konuşurken Salvador Allende’den bahsetmezsek olay kesinlikle eksik kalır. Salvador Allende, Latin Amerika’da serbest seçimle iktidara gelen ilk Marksist devlet başkanı olma özelliğini taşıyor. Salvador Allende’nin gelecekte büyük işlere kalkışacağı eğitim yıllarından sezilebiliyordu aslında. Gençlik yıllarından itibaren sol politik gruplarda yer alan Allende, diktatör karşıtı görüşlerinden dolayı yaşamının bir bölümünde tutuklu kaldı. Tıp fakültesinde okuyan Allende görüşleri nedeniyle diplomasını aldıktan sonra üniversiteden uzaklaştırıldı. Bir yıl sonra da Marksist anlayışı benimsemiş olan Sosyalist Parti’yi kurdu. Bununla beraber çeşitli sağlık kuruluşlarında çalışan Allende, Sağlık Bakanlığı görevini de yapmış bir isim. Allende benimsediği ideoloji doğrultusunda ülkesinin sosyalist, halkçı ve işçi sınıfının egemen olduğu bir ülke haline getirmek istiyordu. Bu düşüncelerinden dolayı özellikle halkın sosyal düzeyi düşük kesimine yoğun ilgi gösterdi. Öyle ki bu yoğun ilgi onun “yoksulların başkanı” olarak anılmasını sağladı. Bunun yanı sıra Şili’de birtakım sosyal yasaların çıkarılmasında etkili oldu.

Allende, toplumun alt tabakalarına ilişkin sosyal çalışmalarından dolayı kazandığı popülerliği başkanlık seçimlerinde kullanmak istediyse de girdiği ilk seçimlerde başarısız oldu. Demokratik hukuk devleti, parti, toplantı ve basın özgürlüğünden yana tavrıyla oy toplayabilen Allende, ancak girdiği dördüncü seçimde başkanlık makamına ulaşabildi. Başkan olduktan sonraki dönemde mallara el koyarak ve mülkü dağıtarak büyük sosyal farklılıklara karşı savaştı. 15 yaşından küçük çocuklara, gebe ve emziren annelere parasız olarak günlük süt dağıttı. En düşük geliri üçte iki oranında yükseltti, buna karşılık devlet memurlarının ücretlerine üst sınır koydu. Bunlarla beraber özellikle kapsamlı ekonomik reformlarda bulundu. Bu reformlar arasında en dikkat çekici olanları endüstrinin (özellikle bakır endüstrilerinin) kamulaştırılması ve toprakların yeniden dağıtılmasıydı.

Bakır endüstrisinin kamulaştırılması üzerinde durmak gerekir zira Şili’deki bakır işletmelerinin büyük kısmı ABD menşeli şirketlerin elindeydi. Bu hamle ABD ile sürtüşmenin başlangıcıydı. Nitekim Küba devlet başkanı Fidel Castro’nun 4 hafta süren Şili ziyareti, başta ABD olmak üzere birçok kapitalist çevrelerde Şili’nin Küba gibi olacağı izlenimini doğurunca ABD bu duruma müdahale etme planları kurmaya başladı. Lakin siyasi planlar bir anda devreye sokulmaz, öncelikle uygun şartlar beklenir.

Salvador Allende’nin yaptığı reformlar ilk yılında çok başarılı oldu ve Şili ekonomisi iyi bir büyüme kaydetti. Ancak bu başarı ertesi sene devam etmedi ve %140 gibi korkunç bir orana sahip enflasyon yıkıcı sonuçlar doğurdu. Yiyecek sıkıntısı baş gösterdi ve karaborsacılık yaygınlaştı. Takip eden yıllar boyunca bakır fiyatlarının düşmesi de ihracatının neredeyse tamamı bakır olan Şili ekonomisine ağır darbe vurdu. Kötüleyen ekonomik göstergelere rağmen yeni dönem seçimlerinden Allende güçlenerek çıktı ve oyunu artırdı.

Fakat tüm rakipleri birleşerek bir cephe oluşturduklarında Allende ile muhalefet arasındaki çekişme, Şili’de birçok siyasi krize daha yol açtı. O dönemde muhalefet kanadının kontrolündeki Şili Meclisi, Şili demokrasisinin kırılmakta olduğuna dair bir bildirgeyi kabul etti. Meclisin aldığı kararda Allende’nin anayasayı delmekte olduğu iddia ediliyor ve O bir diktatörlük kurmaya çalışmakla suçlanıyordu. Sorunu çözmek ve (ironiktir ki) demokrasiyi yeniden işler kılmak için ordunun yönetime el koyması isteniyordu. Allende ise pek tatminkar olmayan cevabında bu kararı alanların “ülkenin dışarıdaki itibarını bozmak ve iç karışıklıklar çıkarmak” amacında olduğunu söyledi. Bir bakıma haklıydı Allende, çünkü gerçekten de yangını körüklemeye can atan ABD gerçeği vardı.

Washington, Salvador Allende’nin iktidara gelmesinden hiçbir zaman memnun olmamıştı. Allende’nin Amerikan şirketlerinin elindeki bakır endüstrisini kamulaştırması bu hoşnutsuzlukta büyük pay sahibiydi. Gelecekte adı skandalla anılacak olan ABD başkanı Nixon, Şili Darbesi’nden birkaç yıl önceden başlayarak CIA aracılığıyla Allende’nin rakiplerini mali yardım yapmak suretiyle destekledi ve Allende’nin seçilmesini engellemek istedi. Bunu başaramayınca da askerî darbe ile Allende’nin yönetiminden kurtulma yoluna yöneldi.

1973 Ağustos’unun sonunda Allende tarafından Şili Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanlığına getirilen General Augusto Pinochet, ülkenin karışık durumundan yararlanarak 11 Eylül 1973 tarihinde bir darbe girişiminde bulundu. Önce Şili hava kuvvetleri başkanlık sarayını bombaladı, daha sonra ise kara birlikleri saraya girdi. Saraya yapılan saldırılar sırasında teslim olması çağrısı yapıldı fakat O, askerlere teslim olmayı reddederek intihar etti. Ölümünden önce, Fidel Castro’nun kendisine hediye ettiği silahla birkaç kez fotoğraflanmıştı. Allende, bu silahla ölü bulunarak ideolojisine olan bağlılığını bir kez daha kanıtlamış oldu. Ölümünden sonra demokrasiyi işler hale getirmek için görevlendirilen ve Salvador Allende’yi anayasayı delmekle itham eden Komutan Pinochet anayasayı geçersiz kılarak askeri bir diktatörlük kurdu. Çelişkilerle dolu bu olay Güney Amerika devletlerinde serbest seçimlerle iktidara gelen Marksist bir devlet başkanına yapılan tek antikomünist darbe olarak tarihe geçti.

Daha fazla içerik için: https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak içinhttps://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz