Biyografiler

Richard Sorge

Casuslar politik tarih boyuca her zaman dikkat çekici bir konumda olmuşlardır. Yeryüzünden gelip geçen binlerce casus olmuştur. Temelde tüm casuslar benzer ortak amaçlara sahip olduklarından ve işleri gereği derin bir gizlilik içinde olmaları gerektiğinden casusun ismini duyurabilmesi için siyasi akışı değiştirebilecek bir istihbarat elde etmesi gerekir. Casusluğun talihsiz yönlerinden biri işte, ne kadar önemli olursanız olun muhtemelen dünyada varlığınızdan haberi olacak kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Nitekim bazen öyle casuslar vardır ki yakalanınca ve yaptıkları açığa çıkınca tüm insanların haberi olur. Bu isimlerden birisi olan Richard Sorge, SSCB’nin yıkılışını geciktiren ve meşhur Pearl Harbour saldırısını yüksek doğrulukla bilen oldukça başarılı bir casustu. Lakin yine casusluğun getirdiği talihsizliktendir ki SSCB bile onu ancak ölümünden yıllar sonra kendi casusu olarak kabul edip onurlandırabildi. Gelin tarihin en büyük casuslarından birisi olan Richard Sorge’yi daha yakından tanıyalım.

Alman bir baba ve Rus bir annenin dokuzuncu çocuğu olan Richard bu durumundan dolayı küçüklükten beri iki kültüre de aşinaydı. Bunun ilerleyen dönemdeki casusluk başarısında payı var mıdır, bilinmez. Bakü’de doğan Sorge ve ailesi, ev kontratlarının sona ermesiyle Berlin’e döndüler. O dönemde kozmopolit yapıda olan Bakü’nün aksine Berlin daha durağan ve baskıcı bir atmosfere sahipti. Berlin’e dönmelerinin ardından patlak veren 1. Dünya Savaşı’na gönüllü olarak katıldı fakat iki yıl kadar sonra başına gelen şanssızlık nedeniyle hayatı boyunca topalladı ve bir daha hiçbir orduya katılamadı. Oysa Richard bu kötülükten bir iyilik doğacağından habersizdi. Edindiği fiziksel kısıtlama Richard’ın kendini akademik olarak geliştirmeye yöneltti ve savaş boyunca zamanını eğitimiyle harcadı.

Casusluğunun tohumlarını bu dönemde ektiğini söyleyebiliriz zira aynı dönemde komünist ideolojiyi benimsemeye başladı. Burada bize hoş bir tesadüf olarak gelen bir detaya da yer verelim: Karl Marx ve Friedrich Nietzsche, Richard Sorge’un büyük amcası Friedrich Adolf Sorge’un yakın arkadaşlarıydı. Hamburg Üniversitesi’nden siyaset bilimcisi doktoru olarak mezun olan Richard bu dönemde Alman Komünist Partisine de üye oldu. Bu üyelik ilerleyen süreçte kendisine sürekli ayak bağı oldu ve girdiği hiçbir işte uzun süre kalamamasına yol açtı. İşsizliğe daha fazla dayanamayan Sorge en sonunda SSCB’ye gitti. SSCB’de fikirleri doğrultusunda yaşamaya devam etti ve Lenin’in henüz yeni kurduğu uluslararası komünist örgütü olan Komintern için çalışmaya başladı. 

Komintern’deki ilk görevi casusluğunun da ayak seslerini oluşturuyordu. Richard gazeteci kimliğiyle Avrupa’ya dönerek çeşitli ülkelerde komünist hareketler namına geniş gözlemlerde bulundu daha sonra da Frankfurt’a yerleşti. Frankfurt’a yaşadığı zaman zarfı Richard Sorge için önemli zamanlar olmuştur çünkü burada gazeteci kimliğini kazanmakla beraber çeşitli komünist çevrelere ulaşma olanağı da buldu. Gerekli bağlantıları kurduktan ve tam anlamıyla gazeteci gibi davranabildiği zaman Richard Sorge karısıyla beraber Moskova’ya taşındı. Moskova’da bu sefer Komintern’e resmi olarak katıldı. Komintern’de çalıştığı bölüm Askeri Haberalma Örgütü’yle de bağlantılı olduğundan casusluk yoluna da resmi olarak girmiş oldu. Burada yine karşımıza casusluğun götürülerinden biri karşımıza çıkıyor: Sorge maalesef istihbarat işlerine yoğun mesai harcadığından evliliğini yürütemedi buna karşılık yaşamı boyunca bulunduğu pozisyonu koruyabildi.

Sorge Avrupa’nın çeşitli ülkelerine hep gazeteci kimliğiyle gidip istihbarat toplama işini başarıyla yürüttü. Hatta o kadar başarılıydı ki Almanya’nın Nazi Partisi’ne kadar sızabilmişti. Bu sızma ona daha sonra başka bir istihbarat kapısını açtı. SSCB’nin Japon yayılmacılığından tedirginliğini giderebilmek için Japonya’ya gönderildiğinde Almanya’nın Japon büyükelçisinin en güvendiği insanlardan oldu. Richard Sorge burada da kendini yeteneğini kullanmayı bildi ve kendine bir istihbarat çetesi kurdu. Richard casusluk serüveni boyunca daima kişilerin eğilimini saptamada ve bunu kendi amaçları doğrultusunda kullanmayı bildi, bundandır ki yıllar sonra bile hala casusluğunun ustalığından konuşuyoruz.

Richard Sorge Japonya’da kurduğu bu çete aracılığıyla ilk istihbarat başarısını Japonya’nın Almanya’yı bir Sovyet karşıtı pakta ikna etmeye çalıştığını öğrenip Moskova’ya bildirmesiyle elde etti. Bu bilgi, 1939 yılında yapılan Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı’na giden yolu açtı. Çünkü Batılıların Naziler ile SSCB’yi birbirine kırdırmak istediğini anlayan Stalin, iki cepheli bir Alman-Japon saldırısı karşısında SSCB’nin tutunamayacağını düşünmüştü. Bu yüzden de Almanya ile bir saldırmazlık paktı imzalamıştı. Bu istihbarat sayesinde SSCB çok büyük büyük bir yükten kurtuldu zira o zaman SSCB doğudan mı batıdan mı saldırı geleceğini kestiremediğinden ordusunu birbirinden hayli uzak iki coğrafi konuma bölmek zorunda kalmıştı. Dolayısıyla bu durum ordunun zayıflamasına da neden oluyordu.

Sorge ve ekibinin edindiği diğer önemli istihbarat bilgileri ise Japonya’nın Hindiçini’ne asker çıkaracağı ve eğer Kızıl Ordu Nazilere yenilirse Japon birliklerinin buradan Kuzey’e kaydırılacağı yönündeydi. Temmuz’da bu istihbarat gerçeğe döndü. Japonya Fransız Endonezya’sına asker çıkardı ve aynı hızla yüzbinlerce askerini Mançurya’daki Rus sınırına yığdı. Sorge, olayın SSCB’ye savaş açılmasına kadar gidip gitmeyeceğini çözmek için Japonya’daki çetesinin yardımına başvurdu. Çetesindeki bir üyenin Başbakanlıktan edindiği bilgiye göre, Japon yöneticilerin SSCB’ye savaş açma gibi bir niyetlerinin olmadığı öğrenildi. Bu istihbarat SSCB’nin ordu düzeninin değişmesine ve daha stratejik bir şekilde konumlandırılmasını sağlayarak faydalı oldu.

Tüm başarılı istihbaratlara rağmen Richard Sorge da ne yazık ki mesajlarını iletmek için kullandığı yöntem nedeniyle deşifre oldu. Radyo sinyalleriyle gönderilen tek taraflı sinyaller dikkat çekti ve ilk önce çetesindeki bir arkadaşı ardından kendisi yakalandı. Richard Sorge sorguya çekildi ve onun ilk başta bir Alman ajanı olduğunu zannedildi fakat Alman istihbarat birliği Richard Sorge’nin kendi ajanları olmadığını söyleyince Sovyet ajanı olması ihtimali üzerine eğilindi.

Richard Sorge bir Sovyet ajanı olduğunu kabul etmedi ve işkence altında bile inkar etti. Aynı şekilde Sovyetler Birliği de Richard Sorge diye bir ajanlarının olmadığını söyleyince belirsizlik arttı. Japonlar casus takasına gitmek istemişlerse de Sovyetler hiçbir şekilde Richard Sorge diye birini tanımadıklarını söylediler. Arada kalan Richard Sorge tutuklu bulunduğu Sugamo hapisanesinde (Japonya) 7 Kasım 1944’te yerel saatle sabah 10:20’de asılarak idam edildi. Sovyetler Briliği 1964 yılına kadar Richard Sorge’nin kendi ajanları olduğunu kabul etmediyse de 5 Ekim 1964’te Sovyet Hükümeti Richard Sorge’yi “Sovyetler Birliğinin Kahramanı” olarak onurlandırdı. Bu sayede Tarihin En Büyük Casusu: Richard Sorge ‘nin yaptığı ustalıkları herkesin tanıma fırsatı oldu.

Daha Fazla İçerik İçin:

https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Youtube:

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz