Dizi Yorumları

The Great

Bugün iktidar üzerine yazılmış oldukça samimi ve bir o kadar ironik olan vahşi bir hiciv ile karşınızdayız. Catherine the Great’ın (Büyük Katerina) öyküsünü farklı bir bakış açısıyla daha doğrusu modernitenin gözüyle bir defa daha okumaya The Great dizisi ile başlıyoruz. Dizi, komedi-dram türünde bir Hulu yapımı olarak tarihî şahsiyetler ekseninde şekillenen bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Bu türdeki yapımların çok başarılı olduğunu söylemek pek mümkün değil ancak The Great, bütün önyargılarımızı yıkarak bu kategoride başarıyla boy gösteriyor. Hulu’nun inanılmaz renk paleti, sahne dekorları ve müthiş görüntü yönetmenliğiyle muazzam bir iş ortaya çıkıyor. Bütün bu etkenler sayesinde, bir anda, izleyenler olarak kendimizi 18. yüzyılın atmosferini solurken buluyoruz.

Bu eşsiz yapımı her ne kadar bir dönem dizisi olarak algılasak da aslında tarihî olay, olgu ve durumlardan esinlenmesine rağmen kurgu ve dizinin akışı büyük oranda senaristlerin inisiyatifine bırakılmış gibi görünüyor. Senarist demişken hemen The Favorite filminin senaryosuyla Oscar adaylığı bulunan Tony McNamara’dan bahsetmeden geçmeyelim. Kendisi 2008 yılında yayımlanan The Great kitabının da yazarıdır. McNamara’nın dizinin senaryosunu Hulu için kaleme aldığını söyleyebiliriz.

Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi The Great dizisi ciddi bir konu anlatmıyor, öyle çok da iddialı bir duruş sergilemiyor. Zaten dizinin kendisi ilk bölümden itibaren bunun sinyallerini, izleyenlere net bir şekilde veriyor. Tarihseverler için çerezlik bir dizi gibi görünse de genel izleyici kitlesi için de bölümlerini büyük bir merakla art arda bitireceği ve kalplerini fethedecek bir yapıma evrilmesinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyoruz.

Dizi, Osmanlı İmparatorluğu’nun elinden Kırım’ı alan ve kendi saltanatı sırasında Rusya’yı şahlandırmış olan Çariçe II. Katerina’nın yaşamını konu alıyor. Bütün olaylar silsilesi 34 yıl boyunca Rusya’ya hükmeden Çariçe Katerina’nın ve kendi öncülü olan kocası III. Petrov’un ilişkilerinin etrafında şekilleniyor. Dizide her ne kadar Katerina için saf ve masum bir kadın imajı çizilse de aslında bunun çok ötesinde; bir hayli zeki, bilgili ve sanata düşkün bir kadın olarak ona sempati duymamak mümkün değil. Hatta ilerleyen sezonlarda kendisinin iktidar şerbeti yudumlamış kudretli bir Çariçe’ye dönüşmesine de tanıklık edeceğimizi düşünüyoruz.

Kocası Peter çabuk sıkılan, şımarık ve öfkeli birisidir. Fakat ilerleyen bölümlerde Peter oldukça duygusal ve ince ruhlu bir karakter olarak karşımıza çıkıyor, tabii bunda Katerina’nın şehvetli ve acı dolu aşk kırbacının da etkisi var diyebiliriz. Bazı yapımlarda karakterlerin bu kadar keskin bir dönüşüm geçirmeleri izleyeni rahatsız etse de The Great’te bu rahatsızlığı hissetmiyoruz. Katerina’nın hizmetçisi Marial ise sarayda Katerina’yı anlayan tek kişi olup onun güvendiği dostudur; bunun dışında Marial oldukça zeki ve dikbaşlı bir kadındır.

Dizinin birçok dalda Altın Küre ve Emmy adaylıkları bulunduğunu da belirtmek isteriz. Yapımın cast ekibinde Malefiz filminden tanıdığımız güzeller güzeli yetenekli aktris Elle Fanning ve daha çok X-Men film serisinden aşina olduğumuz Nicholas Hoult da yer alıyor. Buna ek olarak Phoebe Fox, Sacha Dhawan, Douglas Hodge ve Belinda Bromilow ekipte yer alan diğer isimler. Peki bize farklı bir tarih anlatısı sunan bu dizinin tarihi derinliği nedir? Çariçe Katerina’ya ve onun ilişkilerine dair tam olarak neler biliyoruz?

Karl Marx’ın Deyimiyle “Taçlı Fahişe”: Büyük Katerina!

Evvela şu soruyu cevaplayalım: Kimdir bu Büyük Katerina? Aslında kendisi bugünkü Alman topraklarında yani o dönemin Prusya’sında soylu ve nüfuzlu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Doğum adı Sophie Augusta’ydı. Dönemin Rus Çariçesi I. Yelizaveta, annesiyle birlikte Sophie’yi Moskova’ya davet eder ve kısa bir süre sonra tahtın varisi olan Grandük Petro yani Peter ile nikahları kıyılır. Ancak kocası hem alkolik hem de aşıkları olan birisidir. Aynı zamanda Petro, İlber Ortaylı’nın da belirttiği gibi oldukça zayıf karakterli ve zayıf akıllıydı. Katerina ise tam aksine zeki, birçok dil bilen, bilgili ve genç bir prensestir.

Çok geçmeden kocasının içinde bulunduğu vahim durumu anlayan Katerina, mutlu bir evlilik ve yuva hayallerini diri diri mezara gömmek zorunda kaldı. Fakat Katerina’nın da kocasından pek aşağı kalır yanı yoktu. Evliliğinden birkaç yıl sonra tıpkı kocası veliaht Petro gibi Katerina da kendisine favoriler bulmaya başladı. Hatta yaklaşık 21 tane favorisi olduğu söylenir. Bu sayede kederli yaşamı küçük de olsa bir teselli bulmuştu. Fakat bununla yetinmediğini kendisinin iktidar hırsından biliyoruz.

Katerina’nın kaderi Çariçe I. Yelizaveta’nın ölümüyle yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Teyzesinin ölümüyle birlikte III. Petro Rusya Çarı olarak tahta çıktı. Tehlikenin farkında olan Katerina, saraya ve Rusya’ya çoktan uyum sağlamış ve kendisine birçok taraftar edinmişti. Ordu ve devlet erkânı III. Petro’dan nefret ediyor çünkü Çar, Rus olmasına rağmen büyük bir Alman hayranıydı. Almanlar gibi giyiniyor, onlar gibi konuşuyordu. Bu durum Çar’ın birçok taraftarını kaybetmesine neden oldu. Bunun yanında metresiyle gününü gün ederken devlet işlerinden de bir hayli uzaklaşmıştı.

Bu durum devlet adamlarının öfkesini daha çok üzerine çekmesine neden oldu. Bu sırada Katerina ise yeni ülkesini benimsemiş, hatta ordu ve devlet erkânının saygısını kazanarak onları kendi tarafına çekmeyi başarmıştı. Tam da bu esnada Çar, metresini de yanına alarak St. Petersburg’tan uzakta bir villaya yerleşerek tahtı terk eden bir imparator izlenimini yarattı. Bunu fırsat bilen Katerina, orduyu ve devlet erkânını arkasına alarak darbe sonucunda tahtı resmen Çar III. Petro’nun elinden aldı ve tahta çıkarak Rusya’nın Büyük Çariçesi oldu.

İktidarı sırasında gerçekleşen meşhur Pugaçev Ayaklanmasını bastırmak için onlarca köylüyü ve çiftçiyi hiç gözünü kırpmadan kılıçtan geçirdi. Bu ayaklanma bizlere şunu göstermektedir: Onun döneminde aristokrasi yükselirken sefaletin simgesi haline gelmiş olan köylü ve çiftçi sınıfı da bu yükselişin altında ezilmiştir. Bundan dolayıdır ki Karl Marx kendisinden “Taçlı Fahişe” diye bahsetmiştir. Bunun yanında Diderot gibi ünlü düşünürler de Çariçe’den Büyük Katerina diye söz ederdi. Sonuç olarak Çariçe, 34 yıllık bir saltanat sürmüştür.

Büyük Katerina’nın filozoflara duyduğu merak ve saygı da gözden kaçırılmaması gereken önemli bir husustur. Hatta kendisi bu konu hakkındaki düşüncesini şu sözlerle net bir şekilde ifade etmiştir:

Siz filozoflar ne şanlı insanlarsınız. Sizler kağıda yazıyorsunuz. Kâğıt dayanıklı. Ama ben zavallı Çariçe, ben insanların pek narin ciltlerine yazıyorum.

Yukarıda verilen tarihî bilgilerin hem Çariçe Katerina hem de kendisinin yaşadığı dönem hakkında az da olsa bir fikir sahibi olmanıza yardımcı olacağını düşünüyoruz. Böylece diziyi izlerken bu tarihi gerçeklerden de beslenebilirsiniz. The Great dizisine baktığımızda ise dizinin bütün bu tarihi gerçekliği bir tarafa koyarak bambaşka bir tarih yarattığını görüyoruz. Zaten yapımın amacı tam olarak tarihî gerçeklikle alay etmektir. Tabii dizi bunu yaparken tamamen bütün gerçekleri yıkarak yapmıyor. Nasıl ki bazı durumlarda gerçeklikle uyuşan kısımlar varsa uyuşmayan durumlar da var. Ancak bunun, dizinin izlenmesini engelleyen değil aksine bazı noktaların izleyenlerin hayal gücüne bırakılarak bizi de cezbeden bir durum olduğunu söylemek mümkündür.

Bütün bunların dışında Katerina dizinin ilerleyen sürecinde nasıl bir seçim yapacak merak konusu. Kocasını iktidar hırsı için acımasızca öldürecek mi yoksa onun saplantılı aşkının farkına varıp öldürmemeye mi karar verecek? Aşkın ve iktidar hırsının böylesine çarpık ve ironik bir şekilde içe içe geçtiği bu yapımda, Katerina aşkı mı yoksa tahtı mı seçecek?

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz