Bilgi Köşesi

Timur’un Şehri: Semerkant

Bir şehri misafir edelim bugün Armadillo’ya. Öyle bir şehir olsun ki, tarihiyle, kültürüyle Orta Doğu’nun kalbi olsun, o kalpte onlarca medeniyet, şair, âlim nefes alsın. Uğruna yapılan savaşlardan tutun da zamanının en güçlü uygarlıklarına başkent oluşuna kadar her şekilde güzelliğini göstermeyi, dikkatleri üzerine çekmeyi bilen bir şehir olsun bu. Ve bu Timur’un Şehri: Semerkant ‘tan başkası olmasın.

Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi şairlerinin, yazarlarının, hükümdarlarının ayak bastığı bu toprağı eşeleyelim bugün. Her avuç toprağında nice geçmişi, bugün bile karşıladığı sayısız turiste sunmaktan geri kalmayan Semerkant, güzellikleriyle bizi büyülemeye hazır.
O zaman bu eşsiz şehrin tarihine ve hakkındaki bilgilerine değinelim.
Mavi kubbelerle kaplı medreseleri, çinilerle süslenmiş kervansarayları, görkemli camiileri ve külliyeleriyle adeta açık hava müzesini andırıyor Semerkant.

Bugün Özbekistan’ın üç büyük şehrinden birisidir. Fakat başkenti olmamakla birlikte bünyesinde barındırdığı ticaret hacmi sayesinde ülkenin önemli geçim kaynakları bu topraklardan elde edilmektedir. Yani ülkenin kalkınması Semerkant’ın canlılığına bağlıdır diyebiliriz. İpek Yolunun güneyinde yer alması onun bu özelliğini pekiştirmiştir.
Kentimiz Zarevşan Irmağı çevresindedir, 500 bin nüfusa sahiptir ve UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi’nde, “Mavi Kubbeli Şehir” olarak yer almaktadır. Onu bu listede daha da değerli kılan şey ise Babil ve Roma ile aynı yaşta olmasıdır. Şehir, Pers’ler tarafından kurulmuş ve 1000 yıl onların yönetiminde kalmıştır. Ek olarak, Semerkant, dünyada üç büyük komutanın (Büyük İskender, Cengiz Han, Timur) hükümdarlık yaptığı tek şehirdir. Timur için ekstra bir önemi olan Semerkant onun devrinde adeta bir cennet bahçesi haline gelmiştir. Başta Ömer Hayyam, Ali Şir Nevai, Mirza Uluğbey ve Babür Han bu şehrin önemli kültür sembolleridir.

Semerkant varlığından beri üç büyük trajedinin esiri olmuştur. İlki başına Büyük İskender’in geçmesiyle yaşanmıştır. İskender, şehri aldıktan sonra halkla birlikte tüm toprakları yağmalattırıp şehri tamamen yıkmıştır daha sonra şehri Doğu ve Yunan tarzı olarak yeni baştan yaratmıştır.
İkincisi Müslüman Araplar’ın şehri fethetmesiyle gerçekleşmiştir. Fetihten sonra şehir İslami şekillere göre tekrar düzenlenmiştir. Bu durum tarihin genelinde görülmektedir. Hıristiyanlar da ele geçirdikleri bölgelerde İslami öğeleri silip yerine kendi dinlerinin gerektirdiği şekilde düzenlemeler yaparlar.
Ve sonuncusu ise Cengiz Han zamanında meydana gelmiştir. Şehir, Moğol istilasına uğrar ve büyük ölçüde zarar görür. Moğollar bir şehirden çıkarlarken arkalarından dumanlar tütermiş. Hatta rivayete göre bu Moğollar o kadar vahşiymiş ki, Çin’e girdiklerinde ceset kokusundan şehirde ilerleyememişler. Kimin cesetleri mi? Moğolların geldiğini duyan Çinli kızlar kalelerden aşağı atlamışlar ve canlarına kıymışlardır; sırf bu vahşi Moğolların elinde helak olmamak için ölüme kendileri yürümüşlerdir.

Timur şehri alana kadar durumu böyle kalan Semerkant, başkent olunca en baştan imara uğrar. Timur, ele geçirdiği yerlerdeki bilim adamlarını ülkeye getirtip onları Semerkant’ı yeniden inşaa etmesi için görevlendirir. Ve günümüze kadar kalan eserleri yaptırır. Timur Rönesansı olarak anılan bu dönem oldukça önemlidir ve yerli yabancı birçok araştırmacının dikkatini çekmiş, eserler verilmiştir. 35 yıl boyunca Timur’un hükümdarlığı altında kalan şehir o dönemde “Yeryüzünün Parlak Noktası” ismini almıştır. Timur’un ardından torunu Mirza Uluğ Bey, Semerkant’ın başına geçince şehri ilim merkezi haline getirdi. Yani Semerkant zamanında hem kültür hem ticaret hem de bilim merkeziydi. Birçok dinden insanın bir zamanlar bu topraklarda birlikte yaşadığını düşünürsek her kesimden insan kendinden bir şeyler mutlaka bulacaktır.
Şehre ayak basıldığı ilk andan itibaren her güzergâhta en az bir mimari eserle karışlamak çok olasıdır. Camiileri, türbeleri, kervansarayları bugün bile ayakta kalmayı bilmişlerdir. O zaman seçtiğimiz önemli bir kaç mimari eseri yazının altına not edelim.

Semerkant deyince akla ilk Bibi Hanım Camii gelir şüphesiz. Timur, bu camiiyi karısının adına yaptırmıştır. Devasa büyüklüktedir, bu hem Timur’un gücünü hem de Hindistan seferinin zaferini temsil etmektedir.
Uluğ Bey Camii: Burayı, Timur imparatorluğunun 4. Sultanı Uluğ Bey yaptırmıştır. 15. yüzyılda çok önemli bir ilim merkeziydi.
Gur Emir Türbesi: Mavi kubbesiyle dikkat çeken bu yapı şehrin en uzak noktasından bile görülmektedir. Timur imparatorluğunun kurucusu olan Emir Timur’un mezarı buradadır.
Daha bunun gibi bir çok camiiye, türbeye, rasathaneye vb. rastlanabilir çünkü Semerkant bu konuda çok zengin. Bir çok kültürün kavşak noktası olan Semerkant, Avrupa’ya değil de Orta Doğu’ya merakı olanlar için harika bir şehir. Kültürü ve ticaretiyle hâlâ ayakta ama eskisi gibi aktif bir ilim merkezi değildir ne yazık ki. Ama kültüre doymak için kapılarını açmış bizi bekliyor.

Başta Ömer Hayyam olmak üzere birçok bilim adamı, şair, yazar ve imparatorluğun bu toprakları seçmesinde illa bir şey vardır. Genel kültürümüze bir şeyler katmak istiyorsak Semerkant bunu tarihle birlikte sunuyor önümüze. Umuyoruz ki kadim tarihin önümüze büyük bir cömertlikle serdiği bu güzellikleri yerinde görme şansımız olur.

https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak için: https://www.instagram.com/armadillokitap/

Tavsiye edilen diğer yazımız:

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz