Bilgi Köşesi

Üvercinka Şiiri Ne Anlatıyor? | Hikayesi ve İncelemesi

Şiir dediğimizde aklımıza birçok isim gelebilir. Kimileri sadece şiirleriyle anılırken kimileri hem şiirleri hem de şiir gibi hayatlarıyla bilinir. Biz de bu yazımızda en güzel aşk şiirlerinin sahibi, sadece isminin hikayesiyle bile meşhur olmuş çok önemli bir ismi ve onun ünlü şiiri Üvercinka ‘yı ağırlıyoruz. Cemalettin Seber veya hepimizin bildiği adıyla Cemal Süreya.

Türk edebiyatının, bilhassa şiirinin önemli isimlerinin başında gelir Cemal Süreya. Dahil olduğu edebi toplulukla birlikte Türk şiirini dönemin Batı şiirine denk hale getiren isimlerden birisi olmuştur. İkinci Yeni dediğimiz edebi topluluk içerisinde yer alan şair, edebiyata dair fikirlerini beyan ettiği poetika niteliğindeki düz yazılarıyla da Türk şiirinin gelişiminde güçlü bir pay sahibi olmuştur.

Cemal Süreya’nın hayatına dair söylenecek söz çoktur. Ancak her birine ayrı ayrı değinmekten ziyade bu ayrıntıları şiirlerinde yakalamayı daha uygun görüyoruz. Çünkü şair, şiirinin kaynağını sadece bir yere dayandırmaz. Birçok farklı kaynaktan beslenir ve bunlardan bir tanesi de kendi hayatına dair izlerdir. Çocukluğu ve çocukluğuna dair izler, hayatına giren kadınlar ve bu kadınlara dair pek çok şey şiirlerinin kaynağını oluşturur. Bunların yanında cinsellik de şiirlerinde görülen başlıca ögelerdendir. Tüm bunları aynı yolda yürüdüğü diğer şairlerin aksine gelenekten tamamen kopmadan, ironi ve imgesel ögelere sıkça başvurarak, kendi üslubuyla şiirlerine yansıtmış ve ‘’Cemal Süreya Şiirleri’’ dediğimiz bir kavram ortaya çıkarmıştır.

Şiirlerinde hayatına dair birçok şeye yer verdiğini ve bunların başında kadınların olduğunu söylemiştik. En güzel aşk şiirlerinin sahibi olan şair elbette hissetmeden yazamazdı. Hayatına giren her kadına tutkulu bir aşkla bağlanan şair bu tutkunun yansıması olarak da şiirlerini meydana getirirdi. Yazdığı bu şiirler hiç tanımadığımız kadınlar içindi fakat yıllarca herkesin duygularına tercüman oldu. Bu yazımızda da sizleri, o çok bilinen aşk şiirlerinden bir tanesinin perde arkasına, kaynağına inmeye davet ediyoruz.

Üvercinka: Gizli Bir Aşkın Eseri

Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Aşkların, tutkulu aşkların insanıydı Cemal Süreya. Sevdiği zaman sadece kalbiyle değil tüm benliğiyle seviyordu. Belki de sevmeyi seviyordu sadece ya da aşk mıydı ona yazdıran veya yazmak için mi aşık oluyordu? Yazdığı tüm şiirlerin ardına baktığımızda bu soruları sormak mümkün. Cevabı ise yine sorunun içinde yani şiirlerinde.

Cemal Süreya şiir yazmaya genç yaşta henüz ortaokul yıllarında başladı. Üvercinka şiirinin temelleri de işte o yıllarda aşık olmasının ardından atıldı. Ortaokul yıllarında sınıfın en güzel kızı olan Seniha’ya aşık oldu. Seniha onun ilk aşkıydı. Yaşının verdiği toyluktan mı yoksa gerçekten o zamanlarda aşka olan tutkusundan mıdır bilinmez, derslerde Seniha’dan ve onun kızıl saçlarından gözlerini alamıyordu. İlk damlalar da işte o zaman düştü. Cemal Süreya’nın gönlüne Seniha’nın düşmesiyle kalem kağıda kavuştu ve ‘’Kızıl Mısralar’’ adlı şiir ortaya çıktı. Bir gün Cemal Süreya sınıfta tahtaya şu satırları yazdı:

Seni sevdiğim anda her şeyim kızıl oldu/Masmavi defterime kızıl satırlar doldu…

Seniha’ya olan aşkını daha fazla gizli tutamamış ve böylelikle ilan etmiş oldu. Artık bu aşkı Seniha dahil bütün okul öğrenmişti. Fakat bir sorun vardı. O yıllarda yaşanan siyasi hadiselerin etkisiyle, Cemal Süreya’nın yazdığı bu satırlar onun komünist sayılmasına neden olabilirdi. Ondan yaşça büyük bir arkadaşı olan Abdullah Macit bu konuda şairi uyarmış ve ardından satırlar şu şekilde değişmiştir:

“Seni sevdiğim anda her şeyim yeşil oldu/ Masmavi defterime yeşil satırlar doldu.”

Daha sonra neler oldu, bu aşk nasıl vuku buldu bilinmiyor. Ancak Cemal Süreya vermiş olduğu bir röportajında bu aşkı ‘’aynı masada mektuplaşmak’’ şeklinde nitelendirmiştir. Öyle ki bu aşk ikilinin uzun yıllar mektuplaşması şeklinde devam etmiştir. İkisinin de yaşının küçük olması ve dönemin şartlarından olsa gerek uzun bir süre yalnızca mektuplaştılar. Her ne kadar uzak kalsalar da bu, kavuşmalarına engel olmadı ve yıllar sonra Cemal Süreya ilk evliliğini Seniha ile yaptı. Yıllarca birbirlerini beklemeleri ve nihayet sabredip kavuşmaları bu aşkın ve sevginin ne denli kuvvetli olduğunun belki de en büyük kanıtıydı. Cemal Süreya Seniha için ‘’gibisi olmayan yar’’ ifadesini kullanırmış. Aynı şekilde Seniha da Cemal Süreya için ‘’gibisi olmayan adam’’ dermiş. Ne kadar özel bir ifade değil mi?

Mektup yazmak onlar için farklı bir anlam kazanmış olacak ki evli kaldıkları süre içinde de birlikte dostlarına mektup yazarlarmış. Üstelik bir satır Seniha bir satır Cemal Süreya olacak şekilde ve ikisi de farklı kalemlerle. Belki de yazdıkları sadece bir mektup değildi. Arka arkaya yazılan her satır nasıl birbirini tamamlar veya devam ettirirse, işte bu iki aşık da birbirlerini öyle tamamlamış ve bağlanmışlardı.

Yıllar geçer ve Seniha hamile kalır. Eşinin hamile kaldığı bu süre içinde şair, çalıştığı yerde tanıştığı ve şiire de adını veren ‘’Üvercinka’’ dediği bir genç kızla tanışır. Hikayenin en can yakan kısmı da bu tanışmayla başlar. Seniha’yı isminin yanında ‘’gibi’’ ifadesini kullanmayacak kadar çok seven şair, tanıştığı bu genç kıza aşık olur ve aralarında yeni bir aşk başlar. Eşinin hamileliği süresince ikilinin birlikteliği devam eder. Tutkulu bir aşk ile birbirlerini severler ancak sonu iyi bitmez. Seniha doğum yapmak üzeredir ve şair artık baba olacaktır. Baba olmanın verdiği sorumluluk bilincinden mi yoksa gerçekten yaptığının yanlış olduğunu düşündüğü için mi bilinmez bir karar vermek zorunda olduğunun farkına varır. Bir yanda çocuğunun annesi, yıllarca kavuşmayı beklediği Seniha, diğer yanda aşık olduğu öteki kadın… Bir kalbe iki kişi sığar mı?
Nihayet kararını verir şair. Bir Ağustos günü Üvercinka’dan ayrılma kararı alır ve eşi Seniha’ya döner. Fakat yıllar geçse de içindeki sızı baki kalır. Yaşanan ayrılığın ardından da şu dizeler dökülür:

Acıların adını Ağustos koymalılar…

Üvercinka kimdi, kaç yaşındaydı ve gerçek adı neydi? Ne yazık ki hiç kimse bu soruların yanıtını bilmiyor. Çünkü tıpkı bu birliktelik gibi Üvercinka’ya dair her şey bir sır olarak kalmıştır. Ardında ise baş yapıt diyebileceğimiz, en güzel duygulara tercüman olacak bir şiir bırakmıştır. Afrika dahil…

‘’Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Lâleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil

Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Burada senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırken ki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil’’

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz