Film Yorumları

Zodiac

1960’larda tüm ülkeyi kendine kilitleyen bir davanın 2007’deki dışa vurumu… 200 sayfalık bir senaryonun 2 saat 42 dakikalık sunumu… Bir halka, bir çubuk, kan donduran mektuplar, telefondaki kesik nefesler… Hedefe ulaşmamız için gereken ana unsurları sundum size, şimdi konum: Zodiac.

David Fincher, senarist James Vanderbilt ve yapımcı Bradley J. Fisher, Zodiac davasıyla ilgili 18 ay boyunca araştırma yapıp dönemin ilk uzun metrajlı filmlerinden birini ortaya koymuş. Seneler önce kapanan dosyanın tozlu raflardan inmesini sağlayan o filmi. Yeniden tüm gözleri Zodiac katiline, onun tüyler ürperten mesajlarına ve ardında bıraktığı tüm kanıtlara çevirmeye sebep olan o filmi,  2007 yapımlı Zodiac’ı.

Film, arabada yolculuk edip bir anlığına mola veren çiftin soğukkanlı bir katille karşı karşıya kalmasıyla başlıyor. Ardından bir basın organına “acil editöre gönderin” diye damgalanan, çift pul yapıştırılan bir mektup geliyor. Mektup, “Zodiac konuşuyor” cümlesi ile başlıyor. Ardından işlediği cinayeti yeri, saati ve kullandığı cinayet silahına kadar her detayıyla anlatan bir adamın ifadeleriyle devam ediyor. Kendine Zodiac lakabını seçen bu şahıs, mektubunun yanında bir de çözülmesi gereken çok karakterli bir şifre gönderiyor. Ayrıca bunları gazeteye basmadıkları takdirde seri cinayetlere başlayacağını, bir okul otobüsünü hedef alacağını salık veriyor.

Filmi de çocukken polisin birkaç hafta boyunca okul servisini izlediğini ve babasının kendisine Zodiac’ın bir otobüs dolusu öğrenciyi katlettiğini söylediğini (filmde bunun gerçekleştiğine dair bilgi yok) hatırladığını ifade eden David Finscher yönetiyor. Davaya ilgisi büyük olan yönetmen ve bu olayı Dirty Harry filmine benzetiyor. Küçükken o filmden de çok korktuğunu söyleyen Finscher bu film için fazlaca emek harcıyor. Fakat çok uzun olması gerektiğini düşündüğü filmin süresinden hayalindeki kadar uzarsa tepki alır diye korkuyor. Bu yüzden süreyi 5 saatten 2,5 saate indiriyor ve bu yüzden filmin derinliğini kaybettiğini söylüyor. Bu noktada Finscher’e katılmadığımı söylemek isterim.

200 sayfalık senaryoyu 2,5 saate sığdırmak için aktörler bile hıphızlı konuşuyorlar. Lakin bu durum bence filme ayrı bir tat katmış. Tek bir saniyesinde bile sıkılmadım, “ne zaman bitecek” diye düşünmedim. Tüm film boyunca hep bir şeyleri kafamda çözmeye çalıştım. Sadece ben mi?

Jake Gyllenhaal’in karikatürist Robert Graysmith’i canlandırıyor. Robert Downey Jr.’ın Paul Avery’i, Mark Alan Ruffalo da dedektif Dave Toschi’yi… Hepsinin aklında tek bir soru var: Kim bu Zodiac?

Korkuyla, stresle, aldıkları tehdit mektupları ve gözlerinin önünden gitmeyen halka çubuk sembolleriyle bir katili yakalamaya çalışan insanların öyküsünü anlatıyor bu film. San Francisco polis departmanında 2004’te kapatılıp filmin büyük bir etki uyandırmasıyla yeniden açılan, Kaliforniya’da ise 1969’dan beri hiç kapatılmayan bir davanın öyküsü.

Oyunculardan bahsettik. Belki aklınıza takılmıştır. “Peki ya bu korkunç katili kim canlandırıyor?”

Zodiac’ın yazdığı mektuplardan birinde “acaba bir gün filmim çekildiğinde beni hangi aktör canlandıracak” demesinin üzerine hem onun hem de tüm halkın tepkisini çekmemek üzere Zodiac’ı üç farklı aktör canlandırmış. Bu aktörler de ya arkadan ya yüzü net olmayacak şekilde ya da kostümle rol alıyor. Bu, izleyicilerin katil hakkında merakını sürdürmemek ve tek aktörü hedef yapmamak için izlenilen bir yolmuş.

Peki bu şifrelerle dolu mektupların, kesilip yapıştırılan ve tekrar tekrar okunan gazete haberlerinin, ses kayıtlarının sonucu nereye bağlanıyor dersiniz? Her suçlu, suçunun arkasına sığınabileceği bir sebebe sahip midir? Her sebep, her suçluyu aklamaya yeter mi? Kanıtlar, akla ne kadar yatkın olursa olsun çeliştiği ufacık bir şeyle toz olacak cinsten midir? Ne dersiniz?

Bunlar ve filmi izlerken aklınızda oluşacak tüm sorular için sizleri psikoloji, gerilim ve polisiye anlamında inanılmaz tatmin eden, kendine hayran bırakan bu filmi izlemeye davet ediyorum. Belki bunu izleyince Zodiac’ın gönderdiği son şifreyi 16 yıl uğraşarak 2020 yılında çözen yazılım uzmanının azminden biraz kendimize pay çıkarmaya çalışabiliriz. Önemli olanın varılan hedef değil gidilen yol olduğunu anlayabiliriz. Şimdiden iyi seyirler!

Daha fazla içerik için: https://www.armadillokitap.com/

Instagram hesabımıza göz atmak içinhttps://www.instagram.com/armadillokitap/

YouTube:

No Responses

Yorumunuzu Bizimle Paylaşabilirsiniz